|
23 Nisan 1985 Salı
MEVLÂNA’YIM ben!
1 Güneş ile
Ay’dan sorduk, cümlesini gönül ile sardık, her olayı hayıra yorduk. Selam
olsun. Su gibi akan, ağaçlı yoldan semaya bakan, günün yorumunu ocakta
yakan her kuluna selam olsun.
2 “Eğildim
su içeyim, akan sudan yolumu seçeyim. Geçtiğim yol benim oldu, gönüllere
sevgi doldu.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:
3 “AKDEVE’ye yol
sordum, heybeyi sırtıma vurdum. Ne aldıysam yüküm oldu, bildiklerim hüküm
verdi. Seyre geldim dost elleri, sevdim övdüm dost dilleri, RESULÜ’ne benzer
halleri.” dedi, YUNUS’um selamladı.
4 “Dağlar
taşlar aşılacak, düz yollarda koşulacak, ne verdiyse
şaşılacak.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:
5 “Bir
ağacın meyvesine, cümle kulun hevesi karışır; çok ağacın
olduğu yerde, gelen Dostlar barışır; CEM’de yolunu alan, demde güzeli
görür; taşsız yolda, dilediğince yürür.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.
6 “Diktiğim
fidanlara su yürüdü, dalları yerden gelenden korundu, gelene gidene olumsuzluk
sorundu. Geldi geçti, güzel olanı bilen kulu seçti.” dedi, MERYEM sözü aldı:
7 “YUNUS ile
dertleşene, YUNUS’un sözü şuydu: ‘Diri ol, diri kal, DOST ile olursan
hayır bil’ Dumansızlık dileyen, geldiği yolda kumunu eleyene,
‘Yumuşak olsam, kayguyu silsem’ diyene.
8 Yolumuzun
kısası olmaz. Kul dilediğinden bilir, RABB’i ile BİR’liği bulur.
Nerde olursa olsun, kimden bilirse bilsin, her öğünde yaptığın hesap
senin kitabında yazılıdır. RABB’imin KİTAB’ı en doğruyu yazar, kulu
için hayır olanı seçer.
9 TOKTAY yolda
kalsaydı, MERYEM onu bulsaydı; kimden kime söz gelmezdi. Analık oldu sorum,
HAK’tan geleni gerçek ile yorun. Bildiğim düzeni aklımdan çıkardım,
bulduğum düzende güzel olanı serdim, MERYEM adını her taşın üzerine
yazdım, dileyene nasibi kadar verdim.” dedi, MERYEM uzun yoldan gelene,
dilediği gülü sundu, selamladı.
10 “ER yolunda,
GÜL dilinde, güzel halinde yudum-yudum içtiğimiz, her olaydan
geçtiğimiz bilinsin; sarı mendil, sarı çiçek ile anılsın.” dedi, SARI ANA
sözü aldı:
11 “Bağlı
olanı çözdük, kaygu vereni çizdik, komşuya dert olana güldük; benden
sorulsa, güzelden güzeli bulduk, çünkü YAZAN’ın EMRİ’ne uyduk. O ne
dediyse biz uyarız, verdiği nimeti sepete koyarız; ‘Koşuya geldim’
diyene, gayretinin ölçüsünü sorarız. Nefesi nereye kadar yetiyorsa o kadar
koşar, geldiği yola bakar da şaşar.” dedi, SARI ANA selamladı.
12 “Uçan kuşa
selamı ver, dostlar ile kelamı ver. Bir yudum su diledim de akan suya ben
geldim de, yerden göğe hoşnut oldum, bir söz ile huzuru buldum.”
dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
13 “ ‘Gidiyorum’
dediğimde, yolda yolcu olacak; DOST YOLU’nu bildiğimde, güzel bende
kalacak; çevremde sevdiğime sevenleri katacak; bir elimi HAKK’a
bağladım, öbürünü RESULÜ tutacak.
14 Gölgesiz gün
diledim, günleri hayıra yordum, ‘Sabrında, güzelden güzele gidiş var’
dedim, cümle ile güldüm, cümlenize selam verdim.” dedi, PİR SULTAN ABDAL
selamladı.
15 “Deryayı
gördüm, sahile indim, kumda ayak izi var; saydım gelen gideni, kiminin ÖZ’ünde,
kiminin sözünde gerçeğin örtüsü var. Gün güzel, açalım; yol güzel,
geçelim; kul güzel, seçelim.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:
16 “Boyumuz
huyumuz, yerden göğe denktedir; bilgimiz, görgümüz ile ahenktedir.
Asmadaki üzümler, ömründeki çözümler, yazılmış kitabına. Günden güne oku,
sevgin ile kainattaki bilgini doku. ‘Olmaz’ diyene, de ki; ‘Yapraklandığı
gün ağaç, rengini senden sormaz; meyvesini, tadını, kimsenin vermeye gücü
yetmez. Yolumuz gerçeğe gidiyor ise, RABB’im YARDIMCI’sız bırakmaz;
diledinse O’ndan, asla şüphen olmaz’ ” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.
17 “ ‘Ata gem
vurayım mı, besleyene hizmetini sorayım mı?’ dedim, YESEVİ’ye vardım.
18 YESEVİ
dedi ki: “Yerden aldığını yerde bırak, bilmeyen olur çırak; arayıp
sormayanın, bileyim demeyenin gönlü çorak. Bağladığın atı, elbet
gemsiz bırakırsın. Dayandığın daldan, beklediğin halden, gönlüne
kaygu alma; sevmeyi dileyenden, sorguya gelme; oturduğu dalı kesenlere,
gülme. Duyandan aldığınız, doyan ile kaldığınız bilinir, yuvanızda
gerçeğin örüldüğü görülür.” dedi, YESEVİ cümlenizi selamladı.
19 “Her ağaca
bir mendil bağlasam, gece boyu beklesem, gördüğümü gönlümde saklasam,
halimden okurlar.” dedi, RABİA sözü aldı:
20 “Uzun yolda
yürüdüm, dost elinde öğrendim, her lokmamda ‘Şükür RABB’ime’ dedim,
çünkü ne yediğimi bildim.
21 Yük olmadan
yoluna, güzel dedim haline, bir gül verdim eline; sevgine ölçü olsun, güzellik
sende kalsın diye. Yerden göğe bildiğime, HAK YOLU’na geldiğine
şahit olduk, selam verdik, beklenen yerde durduk. Eylemde gerçeği
görüyorsan, başarılı olursun, aynı yolda ömrünce yürürsün.” dedi,
RABİA selamladı.
22 YUNUS’um gider
gelir, her dileyen ile sözü BİRLİK’e getirir. “Yapıyı bitirelim,
kapıyı taktıralım, dayanmayı bilenleri gerçek sözde tutturalım.” dedi, YUNUS’um
selamladı.
23 Altın anahtarı
aldığın günde, Güneş’in doğduğunu göreceksin, gönlün ile
kainatı saracaksın ve yanında olana soracaksın; ‘Rüyada mıyım?’ Yeminden
bilmediğin günün, umut ile dolduğun güne eşit gelecek,
bildiğin her satırda suyun akışı görülecek.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LAİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH
|