25 Nisan 1985

MEVLÂNA’yım ben!

1 KEVSER ŞARABI olsun, kulu halinde bulsun, sevgi ile dolsun, RABB’imden geleni bilsin. Selam ile geldik söze, DOST KAPISI açtık size.

2 “Yollardan aradıysak, uzun saçı taradıysak, gemiye niyet kurduğumuzdandır.”dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Beklediğim gün güzel, sakladığım konu özel. Bir-bir aradım YAR ADI’na, bir-bir sordum HAK ADI’na. ‘Geldin de, aradığın kapıyı buldun da, kaygudan uzak kaldın.’ dediler, YUNUS’a gönül huzuru verdiler.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Boşluğa söz vermeyiz, gereksiz olanı görmeyiz; aldığımız her konuyu bilir de, sormayanın önüne sermeyiz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

5 “Soyunduk gerçeğin bilimine, yerde gökteki İLİMİ’ne. Soğuk sıcak derlerse, şaşarım; HAK SÖZÜ’nü bilmeyene, ‘ALLAH BİR’dir.’ der, öfke ile taşarım; sevgimin ölçüsünü sorsalar, akan sular gibi coşarım. Ayağımda izi var, kulağımda sözü var, toprağımda dizi var.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

6 “Somun aldık yiyelim, ‘Şükür verdiğine…’ diyelim. Altın güğüm dost elinde, suyumuz akar selinde.” dedi, RABİA sözü aldı:

7 “Soylu gelsin sözün alsın, dost elinden izin olsun, tas ile gelene gülü versin, YEMEN’den gelen söze ‘HAK’tan.’ desin, gönlüne huzur katsın. Yuvanın sahibine. Eşine. Yediği her lokmada soydan geleni bilir, değirmene akan suyu görür. Selam olsun, yerden aldığını, sevgi ile bulduğuna saysın.” dedi, RABİA selamladı.

8 “Dağlara çıkan gördüğüne sevinir, ‘Adım-adım geldim…’ diye övünür. Selam olsun gelene, selam olsun yerden göğe gerçeğini bulana.” dedi, EYYÜB’üm sözü aldı:

9 “AKDEVE’yle selamlaştık, SAHABE’yle helalleştik; her sorunda, ‘HAK’tan geldi.’ dedik, yerden gökten aldığımıza, günün konusunda huzura vardığımıza kararlaştırdık. Dağlar sana yol verir, DOST elini aldıysa; yollar sana açılır, DOST halini bulduysa; gönlünden aldığına selam ver, AŞK’ı rengini verdiyse. Dumanını asla gittiğin yere götürme, bildiğin gerçeği dilinde bitirme.” dedi, EYYÜB’üm selamladı.

MEVLÂNA’yım!

10 Doğduğum günden bildim, yolumuza talib oldum. “ ‘MEYDAN kurulsun, nefis kırılsın.’ dediler, YEMEN’den gelen her söze saygı duydular.” dedik te, DOST SOFRASI’na öyle oturduk, her dileyene dilediği aşı pişirdik; çevreye, gönlümüzden muhabbet dağıttık. Cümleye.

11 “Hummalı olmadıkça, toprağı ekemezsin; sabırlı olmadıkça, ektiğini biçemezsin; RABB’im RAHMET’ini vermediyse, bir damla suyu dökemezsin. Ne verdiyse o görülür, toprak öyle sürülür, ekin alana serilir.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:

12 “MEYDAN’da toplandık, devreye dolandık, sevgisine dolandık; ‘Sonsuz şükür ALLAH’ım!’ dedik, nasibimiz olana katlandık. Katlanmaktan maksat; tevazu, edep, muhabbet, hepsini bir araya getirip gönlünü sadece gerçeğe adamak…” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.

MEVLÂNA’yım!

13 Meyhaneyi arayan, her sorduğundan nasibi kadar alır, kapıya geldiği anda kendinde olanı bulur.

14 PİR SULTAN ABDAL; “Yağmur yağsa göle gelse, gölde balıklar bilse?” der de, HALİK’in var ettiğini gördüğünden sorguya düşer, karıncanın aldığına şaşar.  “Her yarattığı, RABB’imin  gözetimindedir; kayguya ne hacet?” der, kendinden kendine, selam verir.

15 MEVLANA. Meyhane dedik gönlüne geldik, KEVSER ŞARABI’nı yuvana sunduk. MEYDAN açıktır kayguyu silelim, atılan her adıma geleni sevelim.

16 Dost olduysak; dilimizden, RESULÜ’ne benzer halimizden… Araba yol alacak, tekerleği dönecek, yerden göğe her elini tutan bilecek. Kim olursa olsun, selamsız kalmasın.

17 ALLAH’ıma emanet olunuz, umduğunuz güzeli HAK SÖZÜ’nde bulunuz; sevabına niyet kurduk, günahları siliniz. ‘Günahı silmek kulun elinde mi?’ denilir. HAKK’a yöneldi isen, tövbeni bildi isen, günahını kendin silmiş olursun. RAHİM ve RAHMAN olan ALLAH’ım, O’nun ile olanın, O’nu her an ananın, gönül ile, dil ile, elindeki GÜL ile günahını siler, sevabı ile günahını örter. ‘DOST oldum, DOST bildim.’ diyen her kuluna.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LAİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH