31 Ağustos 1985 Hisar- İstanbul

MEVLÂNA’yım ben!

1 Mümin gönüller açık gerçeğin aynasında, duvar olmuş kapıyı bulmuş hasretin yapısında. Cümlenize selam olsun; kalem yazsın, dil okusun; güllerin verdiğini, niyaz dokusun.

2 “HAY dedik geldik hana, niyaz ettik hep sona. YUNUS olduk büründük, yol başında göründük. ‘Namaz. Niyaz.’ dediler, hoşnut olup güldüler, ak fistanı sevdiler, sakalımı övdüler. HAY diyenle oluştuk, gönüllerle buluştuk.

(Resim verilir: YUNUS EMRE HAZRETLERİ ibadet halindedir.) 

3 ‘Yol üstünde durmuşta, namazını kılmışta.’ dediniz. YUNUS’um. Yol bizim, halvet bizim, gönülden güller bizim. ‘Nerde aldık, nerde bulduk, nerden açıldı gözüm?’ denilir; bir gün, bir an, bir ömre yön verir. Açılan kapılara, geçilen yapılara, itilen uykulara; RABB’im hoşnut olmaz mı? kul diler de dilediğini bulmaz mı? ALLAH’ım; HAKK’ı bilen her kuluna RAHMET kapılarını açar da dumana yer vermez, ‘DOST.’ diye çağırırsa perdesini anda açar.

4 Kuma oturdum, niyaza durdum, cümlenizi sardım.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

5 “Duvağını açan gelin misali her birinize göründüm, DOST ADI’na sizler ile büründüm. Yolumuz BİRLİĞE’dir, şüpheniz olmasın; destinize KEVSER’den başka girmesin; huzur sizlerle olsun, kayguyu cümleniz silsin. İçtiğiniz her yudum aklandı, çünkü niyet ile paklandı. ALLAH’ım RAZI olsun.” dedi, YUNUS’um selamladı.

6 YAHYA’nın çaldı sazı, MERKEZ’im yola koştu, LALELİ hale şaştı, özümüz sözümüz TELLİ ile birleşti YUŞA’ya ulaştı; her biri eline meşale aldı, sizler ile dolaştı; HAMZA DOST’un gücüne, FATİH’in tacına, sevenin haccına durduran geldi.

MEVLÂNA’yım!

7 MEYDAN’da toplandık, HAY diye katlandık, yolumuzda öyle kutlandık. Yalnız olmadınız, yuvaya kadar alayla geldik. Niyazın olduğu her yer; kapıların açıldığı, eşiklerin geçildiği yerdir, umutların beslendiği, niyetlerin süslendiği yerdir. Umutlar da HAKK’a, niyetler de HAKK’a. “ ‘YAR adını anayım, sonra vergisini sorayım.’ diyenin; sergisi, pazardadır. ‘Dost kalayım, DOST’um ile bulayım.’ diyenin; sergisi, nazardadır.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı:

8 “Niyaz ile bağlayalım, her gün bir tesbih TEVHİD çekelim; ayağı toprağa basalım, üç defa salavat okuyalım.” dedi, MERKEZ’im selamladı.

9 “Eyyam ile yönelen, KAYYUM diyeni bilir; her adımı sayar da, aradığını bulur.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

10 “Sefere çıktık bu gün, seherde bildik o gün. Yerden göğe hoşnut olduk, ‘RABB’im.’ dedik niyaza durduk. İpi aldık elimize, dalı sürdük kolumuza. Nefes diye söyleştiler, nefis diye paylaştılar. Adım attık, ADI’na isim tuttuk, tadını niyaz ile kattık; duvar ötesine niyet kurduk, doğruyu aldık, eğriyi sildik; ‘Ay. Vay.’ diyene sorduk, ‘Ne elinde? Ne diler de, ne yolunda ararsın, sonra adımızı anıp halim nedir sorarsın?’ RABB’im yol verip açmış, ÖZ’ünü açanı seçmiş. El ile övünelim, dilden verip sevinelim, dostluğa niyet kurup GÜLİZAR’ı çevirelim. Çevremize gelsinler, bizler ile gülsünler.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

11 “Ayağımız yerdedir, sanılmasın başımız zordadır.” dedi, TELLİ emaneti aldı, niyazınıza katıldı:

12 “ER olana ER’lik yaraşır, kuldan kula hayır bulaşır, YEMEN’de cümlemiz sizler için çalışır, dağlardan ses aldıysak ovalara ulaşır. Selam aldık, şaka ile saldık, ustayı yola sürdük, doğruyu söze verdik. Dost selamı cümlenize olsun, her birinin selamı bahçelerinize dolsun.” dedi, TELLİ selamladı.

13 Yolcuyu yolda gördük, hancıya aldığını sorduk. Dedi ki; “Oğula selam verelim, elinde nasibini görelim.” Cümlenize niyaza geldi, “Üç öğüt, oğula olsun.” dedi: 

14 “1) Ayağını yorgan ile bir tutsun.

      2) Elindeki tuzu, tuzu olmayanın çorbasına katsın.

   3) Çevresinde, sevgisini vereni tutsun; yereni, ‘Dost değil.’ diye itmesin.

15 Niyazında yanındayız, Dost halinde elindeyiz; Kayguya yer yok, nasibinde gücündeyiz.” dedi, SÜMBÜL’üm selamladı.

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH