|
12 Eylül 1985 Perşembe MEVLÂNA’yım ben! 1 Kuşlar ile bir olduk, gönüllere hep dolduk, selam
ile geldik, sohbette olanları gördük. 2 “Demde Güneş’i bulan, aydan yıldızdan soran; akan
suya baktı mı, bilgisine gerçeği taktı mı, odunu alıp ocağında yaktı mı?
YA ALLAH.” dedi de, YUNUS sözü doğrudan aldı, çevreyi bilgisi ile doladı. 3 “ ‘Gel.’ diyene sorduğum, ‘Bil.’ diyen ile olayı
yorduğum; her anımda bana destek oldu, su almayan çiçek soldu,
girdiğim bağda bağcı güzeli sordu. Ele aldım fidanı, serden sildim
nedeni, güzel dedim güdeni. Bağcı sordu; ‘Yolunu bilen mi kararlıdır,
soran mı?’ Bilenin kararı, verilmiştir; soranınki, kaderinde
örülmüştür.” dedi YUNUS’um selamladı. 4 “Olmayanı değil, bilinmeyeni aradık, LALELİ
diye her kapıya sorduk. Adına DOST diye nokta koyarlar, oturduğu postu
güzelden sayarlar. ‘DOST.’ diye geldik söze, nağme ile girdik hazza.”
dedi, LALELİ binbir noktaya gerçeği yazdı: 5 “Okuyalım satır-satır, kim derse ki kulda hatır; ALLAH
ADI’na selam verelim, selamın her harfine TEKBİR getirelim. Dağlar
yolumuzu açar, dileyen zorlamadan geçer.” dedi, LALELİ selamladı. 6 “YA ALLAH.” dedi, VEYSEL’im sözü aldı: 7 “Söyleşelim her günde, paylaşalım her yönde.
Doğduğumuz bellidir, doyacağımız aşikar. (Ölümde mi?) EYVALLAH. Duymayı dilediğimiz gibi, uymayı deneyelim.
Diyelim ki; ‘Bekleyenle, bilgisine ekleyen; kendinden kendine sırrını
saklayandır.’ Açalım bendimizi, bulalım kendimizi, gönüldeki sargımızı,
ömürdeki yargımızı. YEMEN bize tez verir, bilen tespihi bulur. Meyveyi
çekirdeği olmadan bulamazsın, kabuğu olmasa bilemezsin, tadı olmasa
yiyemezsin; bilgi de öyledir, kabuğunu soy, tadı ile ye, çekirdeği
ile üret. Yaban değil üretesin, ekin gelsin öğütesin.” dedi, sürüsünü
meraya sevgi ile saldı, VEYSEL’im selamladı. 8 “Seyyar yapı düzen ister, seyyar ocak kazan ister, seyyar
bilgi hazan ister. Gel gerçeği arayalım, açılan KİTAP ile HAK KATI’na
varalım. (KUR’AN mı?) EYVALLAH.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı, SEYYİD ÖMER
selam verdi, selam ile söze girdi: 9 “Oturup kalacağız, MEYDAN’da sofrayı kuracağız,
HACI BAYRAM’a selam ilettik; dedi, ‘HACI BEKTAŞ ile geleceğiz.’ 10 MERKEZ’ime selam verdik, YAHYA ile
SÜMBÜL’üme haber saldık; dedi ki, ‘HOCA’mız ile geleceğiz, hep bir olup
güleceğiz.’ (NASRETTİN HOCA
mı?) EYVALLAH. 11 MERYEM yoldan ulaşır, SARI ANA, KAYGUSUZ ile gelmeye
çalışır; her gelen, cümlenize sevgisini bölüşür. 12 Çevre-çevre oluştuk, cümlemiz
BİR buluştuk; yumaktan yumağa bilgi ekledik, ‘Kimden söz gelir?’
deyip bekledik. 13 MERYEM, sözünü açtı; ‘Seymenden söz getirdik, zahmet
olanı bitirdik.’ dedi. 14 SARI ANA; ‘Dilenen aşı pişirdik, her dileyenin
sofrasına kotardık.’ dedi. 15 RABİA SULTAN; ‘Elde mendil, duvarda kandil;
yokuştan güç bekleyene omuz veririz, destek olur gönlünü alırız.’ dedi. 16 PİR SULTAN ABDAL; ‘Çuvalda olanı alsın, cümleye
dağıtsın.’ dedi, kendine pay değil HAY aldı. 17 SARI SALTUK; ‘YAR.’ diyenle sallandı, ‘Gel.’ diyenle
bellendi, ‘Kal.’ diyenle beklendi, selamladı. 18 Karınca, örümceğe sordu; ‘Ördüğünle övünürsün,
soğukta ne örtünürsün?’ Örümcek, karıncaya sordu; ‘Alınırsın
taşınırsın, koca yazda koşunursun; karakışta ne ile ısınırsın?’ 19 ‘DOST havası ısıtır, RABB’im dilediğine
taşıtır.’ dedi, YAHYA EFENDİ, ‘Her yaratılmışın, birbirine
hizmette kusuru olmasın.’ diye niyaz etti, selamladı. (KUR’AN’ın
tercümesinde, yer-yer şair ile şiiri yeren ifadeler var. Bu konuda
bilgi verir misiniz?) 20 (X) “Güzeli tarife arif mi gerek? Yorumdan
yoruma yaprak-yaprak açılan, bilginizde her öğünde seçilen gerçeğin
güzel olduğudur. Onun için, güzeli tarife gerek yoktur.” dedi, MERKEZ’im
sözü aldı: 21 “Ayağı toprağa koysan, binbir
öğüte bedeldir; doğruya baksan, birbirinden güzeldir.” dedi,
MERKEZ’im selamladı. 22 “Ağacın yakıldığı, hıyanettir;
söküldüğü, emanet.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: 23 “Her bir fidan bir kuluna hizmette, binbir
fidan cümlesine hizmette. Bir yaprağı zorlamaya kıyamazsan, verdiği
güzele doyamazsan; kuluna hikmettedir. Al alalım, gel bulalım, güzelliğe
talib olup hıyaneti silelim. Sevgi dolu her fidanın dalları, sevgi verir bize
güzel halleri, ayna olsun birbirine kulları. Güzel alsın, güzel bilsin, güzeli
birbirine versin.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 24 HAMZA DOST cümlenize; cümlesi ile BİRLİK’in
halkasına geldiğini söyledi. 25 Suyundan huyundan gölgeyi sildik geldik, en
güzele, ömürde talip olduk ta geldik; HOCA ile sohbeti, selametle topladık.
Dedi ki; “Hele-hele nasıl oldu katladık, gelen geçen eğilse bayram diye
kutladık; ne bayram, ne de seyran, DOST düğünü var diye hopladık.
Düğün bayram HOCA’ya, namaz niyaz bacıya; tez gelelim ocağa, desti
verelim kucağa. Kıran kırmış, oturup ağlar, ‘Suyu ne ile
alırım?’ diye karalar bağlar. Dumandan almazsan destin kırılmaz, kırılsa
da akan su kesilmez. Oturursun su başına, diledikçe içersin, derman dilediğin
her konuda karalar bağlamazsın. Doğduk doyacağız, cümle ile
gerçeği oyacağız; gün gelecek, sağır da olsak, ne denirse
duyacağız.” dedi, HOCA’m selamladı. 26 Demde güzelin tarifi; kandil ile değil,
akım ile verilir. Kandil ile tarif, o kadar olur. (-X- işaretli yerde, sorunun cevabı mı verilmiş?)
EYVALLAH. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|