|
19 Eylül 1985 Perşembe MEVLÂNA’yım ben! 1 Konuk gelen her kula gönülden söyleyelim, doğruda olan
her halini peyleyelim. ZATI ile, gerçeğin SIFATLARI’nda gördüğümüz
erdiğimiz, her dileyene verdiğimiz, bir zerreden binbir zerreye
böldüğümüz bilgiyi; alanlara, bilenlere, sevenlere selam olsun, kumda
attığı her adımın sesini duysun. 2 “Kendimi sorguya çektiğimde, aldığım cevap; ‘BİRLİK’e
uyasın.’ dedi, ‘DOST’un ile geleni duyasın.’ dedi. YUNUS’um erliğe girdi,
sohbette gürlüğü gördü. YA RAB. SEN’den geldik biliriz, SEN’in ile DOST
kalırız da; ÖZ’ünü bilmeyene niye darılırız?. Kimi arayacak, kimi tarayacak,
kimi örülmüş duvarı devirecek, kimi destisini tersine çevirecek; ne halde
olursa olsun SEN’in verdiğin güç ile kendinde kendini bulacak,
yıktığı duvarı yeniden örecek, destisini doldurup dileyene verecek.
Uyandığım uykudan şükre vardım ALLAH’ım, gönül yapıma denktir
aklımdaki silahım.” dedi, YUNUS’um selamladı. 3 “Üç yiğit yola dursa, her biri gelenin koluna girse;
YUNUS’um ile söyleşirdi, ‘HACI BAYRAM?’ der bekleşirdi. Tutam-tutam
topladığım her yaprak, ayağa geldiyse toprak; geç olanı silelim, güç
geleni bilelim.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı, HACI BAYRAM ile sohbete daldı: 4 “Yaprağın şifasına sözümüz yeterlidir, ne var
ki, ayak toprak ile tutarlıdır. HACI BAYRAM dedi ki; ‘Yerden göğe
yaratılmış, her zerresi gözetilmiş, alimden aleme çevre-çevre söz
edilmiş seyran, bildiğimiz yöndür; devran, girdiğimiz handır;
kainat, bildiğin kadarı gerçek, ötesi zandır.” dedi, MERKEZ’im ile HACI
BAYRAM selamladı. 5 “Kainatın başı da sonu da, bilinen de bilinmeyen de,
senin yorumundur. RABB’im; varlığı yumuşak olanın gözündedir, sevgi
dolanın sözünde.” dedi, MERYEM sözü aldı: 6 “Yedi renk iplik aldım, birbirine doladım.
Denenmiş düzen olsun, her taşta ADI’nı bulsun, desteyi sıraya
getirsin, gönlünde kayguyu bitirsin.” dedi, MERYEM selamladı. 7 “Koyun sürüsüne daldım, kuzuları ele aldım, çobanına
sordum; ‘Emek sende mi, yoksa sana emanet edende mi?’ ‘Ne bende, ne onda,
toprağı canlı tutanda.’ dedi, çoban sürüsünün yanına gitti; PİR
SULTAN ABDAL, görgüsüne gelenden hoşnut oldu. 8 “Müymin olan her kuluna çiçeklerden sunarız, ‘ALLAH.
ALLAH.’ dedikçe bulduğunu umarız. DOST KAPISI açıktır, sormadan gel;
gönüller cümle ile, sen de gir; tende ayrı gelse de, son, her yaratılmışa
BİR.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 9 “YAHYA’yı yerden göğe ulaştıran, her zerreyi
birbiri ile buluşturan; sevgisi oldu.” dedi, suyun aktığı yerde
İLAHİ söyledi: 10 “Yerden göğe ulaşalım, cümlemiz
gerçekte buluşalım.” dedi, YAHYA selamladı. 11 “Zaman; seni sana bildirir, beni sana buldurur, AŞK
bağına girdikte bardağına KEVSER ŞARABI doldurur.” dedi, HAMZA
DOST sözü aldı: 12 “YEMEN’den yolumu aldım, her seven ile güldüm; KAYGUSUZ
ile geldim, elinde dilenen gülü gördüm. ‘Vereceğim.’ dedim, ‘EYVALLAH.’
dedi. ‘Dikeceğin fidan olsun, her dileyen alsın.’ dedim, ‘Her varışta
dikerim, niyaz ile suyunu dökerim.” dedi, KAYGUSUZ cümlenizi selamladı. 13 Yemeni giyen gelir, yargıda olanın sorgusunu bilir. Azdan
çoktan aşınmaz, vergisine üşenmez. Güzel olanı, güzel vereni alalım,
her olayda ‘Hayır.’ diyeni bilelim.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 14 “HACI BEKTAŞ geldi yola, cümle ile verdi mola. Açtı
bohçayı elden, dedi ‘Ne varsa, dilden. RABB’im, korusun cahilden.’
Serdiğimiz sevgidir, ördüğümüz saygıdır, sildiğimiz yargıdır,
bilmediğimiz RABB’imden sorgudur. Bohçamız, açık seçik.” dedi, HACI
BEKTAŞ selamladı. 15 Güller açıldı günde, gönüller BİR yolunda; HAK ile
HAKK’ı bulduk, RESULÜ’nün kolunda. Bensiz sensiz olalım, BİR’de
gerçeği bulalım; uğradı isek su başına, ‘Güzel.’ deyip kalalım.
RABB’im, RAHMET’in SEN’in; RABB’im, imanım benim. RABB’im, senden benden
geçmeden, ruhum bedenimden göçmeden; benliğimi sileyim, SEN olanı bileyim. 16 Her sözde, her gözde, RABB’im kaydını verir. (Resim
verildi: SULTAN ALPASLAN) 17 Gök mavi, derya mavi. Zaman ile, mekan ile makam buldu,
Doğu’dan Batı’ya geldi,-(ALPASLAN
mı?) EYVALLAH.- dayanmayı dünya hali, uymayı gerçek diye bildi. Cümlenize selam olsun. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|