2 Ocak 1986 Perşembe

MEVLÂNA’yım ben!

1 Deryaya yelken açtık, uçan kuşlarda geçeni gördük, cümlenize sevgimizi sunduk. Selam olsun, DOST bağına HAK SÖZÜ’nü getirsin.

2 Doğruya gün demişlerse, dünyayı dalgalarla anlattıklarındandır; gönülden almayı denemişlerse, dağlarla söyleştiklerindendir.

3 “Gayret verdik gezene, gölde sorduk sazana, dedi ‘Uyduk YAZAN’a.’ Sağda solda dolaştık, senden benden dedik dalaştık; yaprağa selam verdik, çamurlu suya bulaştık. Gördük ki; akan su arındırır, HAK sevgisi barındırır.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

4 “Bayrağı alacağız, doğruyu göreceğiz, demet-demet çiçekleri meydana vereceğiz. Her çiçeğin kokusu, dilde olur şarkısı. Gel diyelim sayana, dertlerini soyana.” dedi, YUNUS’um selamladı.

5 “Benden senden söz aldık, yakan Güneş’e geldik. Dedik ki; ‘Su başına varalım, soframızı kuralım, kaydımıza yazdığını dosdoğru okuyalım.” dedi, YESEVİ sözü aldı:

6 “Çerağ verdim eline, dedim ‘DOST ol gönlüne!..’ Karar, YÜCE’nin EMRİ’dir; kural, uyanın zevkidir. Bakmaya doyamadığın güzelin ateşini yakarsın, sonrada külünü alır dökersin. Cehaletten mi? Elbet değil! Gelmeyi, gülmeyi yakıştırırsak; iki aleme bakmış oluruz, elde çerağı öyle buluruz.” dedi, YESEVİ selamladı.

7 “Harman yeri düzdedir, yaktı ise yazdadır, çuvalına geldi ise hazdadır, ateşine girdi ise nazdadır. Öyle ise, önce güzelliğine doyamadığımız ekinler, ateşine attığın olur; gayretin hizmetin, eline nasibini getirir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

8 “Aramayı bulmayı, AŞK’ı ile dolmayı; bilenlerin huyuna, gelenlerin suyuna kattık, dağlardan taşlardan her gün söz ettik. Ne eğildiler, ne sakındılar, sadece her gelene bakındılar.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

9 YEMEN’den aldık geldik, dost bağını sorduk bulduk, el aleme DOST’u dedik, eldeki alemin sırrına güldük. Açtığın avucunda RABB’imin ADI yazılıdır! O’na O’nu şahit tutarsan, elinde niyazına katarsan, BİR’liğine katılırsın; on parmağın onunu da açtığında, on birinci sen olursun, gönlün ile son bulursun.

10 Dumanını üfle de gel! Saraylardan gelmedik, sıra-sıra dağlardan yolu sormadık, ‘YA ALLAH!’ dedik suyuna adım attık. Gittiğine götürecek, kayguları bitirecek, şifası su ile bilinecek.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH

(3 Ocak 1986 Cuma gecesi Yılmaz Şeker’in evinde yapılmakta olan sohbette GARİB’e bildirilmiştir)

Her öğün, bir düğündür;
bilmeyi dilediğin,
çözeceğin düğümdür.
Gözüm SEN’i gördüyse
gönlüm güzeli serer,
diktiğim fidanların
filizlerini sürer.