14 Şubat 1986 Cuma

MEVLÂNA’yım ben!

1 Korkuyu sildiğimiz, kayguyu böldüğümüz günden, Sevgiliye dolduğumuz güne geldik. Dayanmayı bildiğimiz, HAK YOLU’nu bulduğumuz her anımızda RAB ADI’nı andığımız bilinir, dağlardan taşlardan RAHMET beklenir.

2 “ ‘Dur!’ demeden duramazsın, DOST ADI’nı kaygularda göremezsin. ALLAH’ım, her anımıza, her yanımıza DOST yolundan YARDIMCI gönderdi, söylemeyi bilmeyene akıl verdi öğretti.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Sevginde ben varsam, dal da var, çiçek de, çöl de var, böcek de… Gelmeyi dilediğin, ‘Bulurum.’ diye umduğun her niyetin, dosdoğru yazılandır.” dedi, YUNUS’um selamladı.

(GARİB bir gece rüyasında; ‘GÖRMEDİNİZ Mİ, HER ŞEYE YUNUS ADINI VERDİM?’ diye bir HİTAB duyar. Bu KELAM’ın ne manaya geldiği sorulur.)

4 YUNUS’un adı; semaya her satırda yazılandır, kim olursa olsun gönüllere kazılandır. Yerde gökte ne varsa onun adını söyler, dumanlar onun adı ile dağılır. Çünkü o RABB’ini hiçbir ölçüye sığdırmadan gönlünde taşıdı ve cümleye dağıttı-dağıttı, her aklı sevgisi ile eğitti.

5 SARI ANA söz diledi, dört duvara pay ekledi, “DOST KAPISI açık!” dedi, “Güzel günde gelir.” diye bekledi:

6 “Saf-saf olur DOST YOLU’nda sevenler, ‘HAK ADI’na geldik.’ diye gülenler. Her tanesi yaprağının, şahit olur ağaca. Geldim gördüm, RAHMET bildim. ALLAH’ım RAHMETİ’ni eksik bırakmaz bedenden, ‘ALLAH!’ deyip sürüsünü güdenden. Her adımını, sevgisini gönlünde bütünledi, sevgimizi niyetinde tanımladı. ALLAH’ım RAZI olsun bir damla su verene, eksik noksan deyip dağılanı görene. Kaygu etme! Varlığımız taşta toprakta değil, RAB ADI’nı nerde duysan orada eğil! Bir mekan kulu için meseldir, bir makam yolu için güzeldir. Dert edinme, ‘Olur, olmaz?’ diyerek! Doğduk bildik, DOST ADI’nı gönlümüzde bulduk, anda gerçeğe geldik. Senin adın bende mevcut. Bağladığın kordonda. Ne senden kopar, ne benden.” dedi, SARI ANA senin ile her an, gönlünden olduğu gibi aldığını, DOST KAPISI’na sorduğunu söyledi. Denildi ki; ‘Taşlar, eğildiğin an, ayağından çekilendir.’ “Eğilmekten maksat; kuluna değil, RABB’ine. Niyazlarını gün doğuşuna verdiğin an; unutma, muradınız muradımdır. (Yani isterken de, muradımızda yazılı olan istetiliyor o zaman?) EYVALLAH.” dedi, SARI ANA selamladı.

7 “Yapraklar yeşillendi geldiğin yollarda, meyveler erdi uzandığın dallarda.” dedi, MERYEM sözü aldı:

8 “Muradının oluştuğu, HAK dilinde buluştuğu bilinir, gerçek günde satır-satır okunur. Muradın; ‘Bilen ile bilmeyenin bağını çözeyim, doğru bildiğim yolu çizeyim’ ‘YA ALLAH!’ dediğimiz gün, muradımız satır-satır okunur, yapraklardan her dalına iletilir.” dedi, MERYEM selamladı.

9 “ ‘ ‘Nehirler taşmasın, bendini aşmasın!’ dendiği günde; yalnızlık, sana mesken olsun!’ dediler, adına MEYDAN KARARI aldılar.” dedi, NUH sözü aldı:

10 “ ‘Ne derlerse desinler, RABB’im ile arama girmesinler!’ dedim, aldığım EMRE uydum, ben yeniden doğdum, dağdan dağa geldim. Onun için, RAB ADI’na attığınız her adımda sadece EMRE uyunuz, kim ne derse desin kayguyu siliniz! Biliniz ki, RAB, kulunun her gününde vardır, her yönünde vardır. Kuldan kula kötü gelmez, yoldan yola sevgisini bilen yorumu bölmez! ‘Bugün varım, yarın da olacağım!’ deyiniz!” dedi, NUH sevgisini, sevgisine eşit olana iletti, selamladı.

11 Muradınız; bir bardak su, bir öğün aş, bir eğilmiş baş, kapanmayan gönül kapısı… Sanmayın taştan topraktan dünya yapısı. Dağlardan selam aldık ovalara ilettik, deryadan selam aldık göklere ulaştırdık. ALLAH’ıma emanet olunuz, ‘Kapanacak kapı.’ diye asla kaygu etmeyiniz! HAK KAPISI kapanmaz!

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH