(Miraç Kandili)

MEVLÂNA’yım ben!

Kumunu eledik
Eleyerek yürüdük
Çölden, gül ağacına vardık
Olmuşun dolmuşunu diledik
Ya Allah dedik
Kandilinizi, kandilimizi kutladık

Gümüşün yolundan
Altın yolu ayırmadık
Aymayı dileyene
Dilemeden göçene
Acı Allah’ım dedik
Bilenin duası
Bilmeyenin duacısı olsun
Allah’ım cümlenin
Günahlarını affetsin

Geçelim dünya sözünden
Tutalım ahiret yolundan
Göçün demem
Desem münasip olmaz
Emir gelmeden göç olmaz
Yalnız dualarınızı
Yarın ölecek gibi edin
Tövbelerinizi sona bırakmayın
Sonun hududu yok ki
Gelenler ne yapar? dersin
Merak edersin
Boşluk yok, vazife var
Vazifenin başında
Allah’ım var
Burada eğrilik yok
Çünkü idrak var
Güzellik, yumuşak anılır
Sözler, Yuva’da kalır
Allah’ımın yumağına verdiği görülür
Ne var ki,
Ancak izin ile bildirilir
Dünyada sözü söze katana
Boşboğaz denir
Burada olmaz
Gümüş yolun varışı
Aş yapanın görüşü
Taş koyanın bilişi dünyadadır
Ahiret, yalnız Allah’ım için
Çalışanlarla doludur
Derseniz; Ya gerisi?
Babanın evlatları olur
Kimi hayırlı kimi hayırsız
Baba hangisinden geçer?
Gönlü üzülse de
Dudağı büzülse de
Gene evladına duacı olur
Çevirmeye çalışır
Meğer ki asi olsun
Kamayla gezsin
Fazla can yaksın
Babayı bizar etsin
O zaman baba ne yapar?
Evladım yok der
Kendini uzak tutar
Allah’ım Yüce, Büyük, Affedici
Ne var ki dönük kuluna uzak kalır

YUNUS’um, Yuva’dayım
Büyük Yaratanımın emrindeyim
Yaprak dolu ağacın
Güllerinden olayım
Derilen güllerinden biri de
Ben kalayım
Ağacın yaprağına
Yuyanın eli değmiş
Elin değdiği yere
Karıncalar toplaşmış
Ne var ki,
Karıncayı değil
Arıyı örnek alın
Karınca senden alır
Yuvasını doldurur
Kendi için biriktirir



Arılar gülden alır
Çiçekten alır
Mineden alır
Alır da ne olur?
Kula toplar
Balını alırsın
Şifa da bulursun

Ne niyet edersen et
İlle Allah’ıma havale et
Güzeldir vermek
Almayı beklemek, arı misali
Gelişimiz nedir?
Kimden ne beklenir?
Gayemiz, yalnız vermektir
Beklediğimiz, ihya olmanızdır
Asmayı dikersin
Olsun diye beklersin
Sen onu beslersen
Meyvesini yersin
Yalnız bitki ile kulu ölçmeyin
Elinde imkan olan
Varlıklar içindir, beklemeden vermek
Geldim Yuva’ya
Hoş gördüm ayrılmam
Yetim gönlü hoş olsun
Olsun da bizi ansın
Andılar yumağımın çilesini
Sordular suyumun akışını, bilmedim
Su dedim bucak bucak aradım
Kucak kucak odun aldım topladım
Bu ağaçtır diye koparıp
Başı yukarı bakmadım
Yerde ne aradım bilmem
Aymayı Ulu’mun sayesinde
Öğrendim de kendime geldim
Gelsem gelmesem demedim, düşünmedim,
Allah’ıma kavuşmayı gaye edindim
Şükür Allah’ıma geldim, kavuştum
Suyun içilir, yolun verilir
Daha ne dilersin?
YUNUS’um, sözüm biter günlük
Uzun değil.
Selam sizlere
Selam bizi ananlara, anmayanlara

YUNUS’umun sözüne uydum
Sözü güne bağladım
Yuva’ya hayır diledim
Cümleye duacı oldum
Gecemiz, gecelerin güzeli
Dünyayla karıştırmayalım
Sözü Allah’ımdan dileyelim
Allah’ıma duacı olalım
Şükür dualarımızı edelim
Şükür Allah’ım
Sana şükür ki
Fırsat verdin bana
Günahıma örtü verdin
Tövbenle bizi affına layık gördün

Tövbe edelim
Allah’ımın affına nail olalım
Allah’ım kulunun her açığına
Uygun yama vermiş
Kula yamayı
Yerine yerleştirmek kalmış
Allah’ım daha ne yapsın?
Kulunu nasıl kolaylasın?
Ne mutlu bize ki
Allah’ımın nuru ile yoğrulmuşuz
O'nun Yarattığı olmuşuz


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah 

Yuva’nın süsü
YUNUS’un sesi
Gündüzün güneşi
Mümin kulun hevesini
Allah’ım eksiltmesin