MEVLÂNA’yım ben!

Hoş gördüm
Zatına aşkım
Sıfatına hürmetim gereklidir dedim
Geldim cümlenizi selamladım
Ya Allah diyelim
Söze girelim:

Allahuekber deriz
Tekbir derken de
Gönülde O’nu görürüz
Gölgeyi sevmeyen
Güneşe dönmeyendir
Gölgeyi de sevelim
O’ndan gelir diyelim
Kuşkuya düşen
Dünya bağına düğüm atandır
Düşünce doğuşa götürür
Ne var ki düşüncede O olmalı

Kolunu kırana
Cananın emri dersen
Gönlünü kazanmış olursun
Bağını verenin üzümünü deren ol
Şarap diyene bağını açan ol
Benim değil, senin, de
Bağını dileyen ile paylaş
Unutma ki bağ da O’nun
Yalnız aşkın senin
O’na verebileceğin yalnız aşkın vardır
Aydın gönüller aynayı aydın görür
Bulutun üstünde yürür
Aşık olan her kul
Aşkı bağında olan kullar ile
Gönül aleminde buluşur
Yola çıkan sonunu düşünür
Elbet varır
Çünkü yolun başı sona götürür
Ne mutlu ki O’nun kullarıyız
Kullarıyız dedim
Kulu olmak, O’nu bilmektir

Gelenin bilenin
Gönülden ananın duacısıyım
Bana olan sevginiz
Allah’ımın tecellisine olan bağınızdır
Sevgiyi ölçü veren
Metreye vurmaz
Sevgi aşka döndümü
Sonu bulunmaz
Kula dünya dar geldimi
Derya suyuna daldımı
Kanat ver uçayım der
Unutulmasın
Dileyen kul andan ana uçar

Vahdet odur ki;
Ahiretten geçesin
Cennete gülesin
Cehennemi sulayasın
Cehennem sulanır mı? diyene de ki;
Her kul sulayım derse
Cehennem korkusunu silerse
Ne cenneti ne cehennemi
Akıla koymaz
O’ndan başka düşünmezse
Elbet sulamış olur

Suyun gittiği yer
Deryadan şaşmaz
Sen onu bul ki
Deryaya varasın
Balığı deryada ara
Havada değil
Havada kuşu dile
Tavşanı değil
Ormanda ağaç bekle
Ateşi değil
Dumanı bacadan bekle
Duvarda değil
Yerini bozayım
Düzeni kurayım diyen
Yolunu şaşırandır

MERKEZ’imin sözünü yerinde aldık
Aşı ocakta, taşı kucakta
Başı Yüce’de olsun
Bedende taş olsa da
Gönülde yumuşak yol bulsun
Buhar örneğini...
Yüce’ye varsın

Sevebildiğimce seveyim dedim daldım
Dünyayı bir hoş gördüm
Gönlümün göçünü evrende buldum
Sardım sarmaladım
Ne kadar küçük dedim
Yaratanımın büyüklüğüne sığındım
O’nun kuluna sevgisi
O denli büyük ki
Verdiğine doymadı
Yetsin artık demedi
Ver diyene verdi
Verme diyeni sardı
Her kulunun dileğini sordu



Duymadım sorusunu diyene de ki;
Ruhunun her an bekçisi misin?
Bedenin kafesinde olduğu müddetçe
Ruh akışını bilemez
Yeter ki
Bedeni ortadan kaldıracak
Aşka malik olabilesin
Lütuf Allah’ımdandır
Benim görevim

Sayı ile veren
Suyunu da düşünür
Kul neden olmaz diye
Kaygu ile kaşınır
Olmayan var mı?
Kulundan geçer mi?
Asi kulunu has kulundan ayırmaz
Asi olanı cezalandırır dersen yanılırsın
Senin ceza gördüğün
Allah’ımın ona hidayetidir

Elbet kaide bozulmaz
Düzen yeniden kurulmaz
Ne yıkıntı olur ne sıkıntı verir
Kul bilse her olayın çözümü O’ndandır
Çözeyim diyen kulun gayreti boşunadır
Samanı saman diye
Küçümseyen unutmasın
Suya girdiğinde
Taş örneği dibe gitmez
Suyun yüzünde kalır
Olmaz diye düşünme
Olmayacağın sözü edilmez
Hak yolundan cevap alır
Olta ile denize gidenin örneğini
Sonunu bağlamadık
Konuyu dağlamadık
Elden alayım diyene
Gönülden verdik
Sahrada aradığın nedir?
Yol mu, su mu?
Almayı dilediğin
Allah’ım dediğin an seni bulur
Hancıya dilediğini sorsan
Müşteri der
Yolcu yol ister
Allah’ım her ikisinin de dilediğini verir

Yelde kum arayan
Sözünü sakınandır
Selde taş arayan
Ayağını koruyandır
Sığınan, ne yelden
Ne selden kaçınandır
Gözüne kum geldi ise
Sakınmanın yararı nedir?
Gücümüz gönülden aldığımıza denktir
Kulda aşk
Dünyada ahenktir
Verenden geçemeyiz
Soranı seçemeyiz
Asinin isyanı
Bedenden olan şikayetidir
Aslında ruhu
Aşk halindedir
Onun için asiye acımayalım
Kuzuyu koyundan ayıran
Melemesine katlanmalı
Suyu kaynaktan alayım diyen
Beklemesini bilmeli
Yanmayan odun
Kömür olmaz
Odun önce kömür,
Sonra kor olur
Kömür olanı geçtik
Kor olduk
Kor olana verdik
Küllenmek Hak yolunda yoktur
Ağaç idik budandık
Odun diye dürtüldük
Kömür olduk satıldık
Ateş diye yakıldık
ŞEMS’i öyle tanıdık
Yandık, yandık, hep yandık
Aşkı ile budandık
O’nu gönülde bulduk
Vuslatına öyle erdik
Varmayı dileyenlere
Görevli geldik
Gülünü eline alan
Başında dayandığı ilmini bulur
Diyen desin
Varsın suya taşı atsın
Unutma ki attığı taş
Onun kaybıdır
Kulun dünyada ettiği hizmeti
Sadece saygıdır
Yemeni giymedik mi?
Bağları gezmedik mi?
Çizmeyi çekmedik mi?
Dağlara çıkmadık mı?

Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah