Soru: KUR’AN’ı KERİM’de belirtilen "LEKAD=Andolsun" kelamının anlamı nedir?
Soru: 01 mayıs 1986 tarihli tebliğde belirtilen “Hücredeki kurşun” hakkında daha açıklayıcı bilgi lütfedilir mi?


MEVLÂNA’yım ben!
 

Köşeye yoldan gidilir
Kuldan sorduğun günde sürü güdülür
Sert gelen kayadan uzak durulur
Ceylan ile geyikte sevginin düzeni bilinir
Yardan aldığımız gibi
Gönülde bulduğumuz kadar eylemde oluruz
Yerden gökten gelen rahmette
Hizmetimiz ile anılırız

Taşan nehir zararlıdır derlerse,
De ki; Kul biliminde
Halbuki yazanın diliminde
Bekleyenden ekleyene rahmettir dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Dilim dilim verdiği her bilgiyi
Önce toplar
Yerden bilen
Kendi kendini katlar
İşte orda Rabb’im andını yeniler.
Benden geleni zahmet bilene,
Taşan nehir katıdır.
Rahmet bilene,
Aldığı her nefes zatidir. Özü demektir
Rabb’imden gelen kendine ait olandır
Bil ki benden seni ayırmadım
Meydan’da kim var ise kayırmadım

Mevlana'yım !...

Her adım O’na götürür
Her ayette sözün birini bitirir
Öbür ayette aynı sözü
Dost hali ile yeniden getirir
Ne son sözüdür ne derman vermeyen sözüdür
Her harf birliğine katılır
Her cümle kulu için temeline atılır

Bağımsızlık, aslını bilmezsen Şeytan’ındır
Kendine andı ile bağlamaz elbet
Mesafe ölçüsünü bildirir
Kulunun bilgisinden şüpheyi kaldırır
Kapanmış kapı Rabb’imin adını alamaz
Niyazını bilen kayıtsız kalamaz.
Ona de ki;
Bağlamayı bilmediğin sözü defterine alma
Görmediğin güzeli tarif edeyim deme
Yalan andını bozar
Her kulunun sevgisinde gerçek olanı çizer

(Soru: Kapanmış kapı gönül müdür?)
Niyazını yapraktan okuyan…

Niyaz gönülden dile düşmeli
Nehir misali taşmalı
Hal öyle güzel olmalı ki
Her gören şaşmalı dedi
NİYAZİ (MISRİ) sözü aldı:

Kırk yapıya baktım
Kırk kapıya çerağı yaktım
Kimi dost yolu dedi
Kimi yaban kulu diye şikayet etti
Adem olan her demden
Her yönden aldığı ile bellenir
Yaktığı çerağ ile küllenir
Melekleri ile kollanır
Bilmezsem yaratanı
Andıma duman gelir dedi
NİYAZİ cümlenizi selamladı

Destan yazdım güzelden
Mercan aradım tez elden
Dediler ki;
Deniz derya sözlüdür
Bataklığa girersen sazlıdır
Her birini gerçek dersen niyazlıdır
Seni beni birledim
Adını andım gürledim dersen, nazlıdır dedi
DURGUT sözü aldı:

Komşu değil andığın
Gelir gider sandığın
Komşuya selam veren
Konuk ile huzuru bulan
Gölgeyi silendir
Deryada inciyi bulandır

Seslendik kulağına Hak adını her daim
Dostluk çember içredir bilgisinde Hak kaim
Gelir geçer yükün ağırını atar
Gelir niyaz ile elini tutar dedi
DURGUT selamladı

(Soru: bir cana özel hitap mı var?) Eyvallah
(Soru: Turgut Baba’ya mı?) Eyvallah

Kaygunun yeri değil
Bilenin zoru değil
Kaynayan sular gibi
Dağında karı değil
İndi ovaya sular
Girsin düzene yollar
Bilsin dostluğu kullar dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:



Yakmadıysan çubuğu
Dökmediysen kabuğu
Kimden neyi beklersin
Bilenden niye saklarsın?
Kerem Rabb’imin sesi
Kerim her bilende nefesi
Saydığımız gönüllerde yarattığı sevgisi dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Ayağına giydi isen yemeniyi
Yerden gökten silesin hameniyi
Denemedim verdiğin bilgiyi diyene, de ki;
Bilgi denenmez onanır
Bilen aldığı bilgilerle donanır
Gerçeği buluncaya kadar sınanır
Öyle ise toplanan kurşunları
Kumda dağıtman gerektir dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Kapalı kalan her hücre
Birikimini öbür hücreye aktarır
Bilgi yetersiz kalır
Kum nedir? diyene sözüm:
Elenmiş dolanmış
Hak sofrasında bellenmiş
Korkudan uzak
Gıybetten uzak
Yalandan uzak
Yoğun bayram içinde kalmış olan
Yani her hizmetin bayramına gelen
Kum tanesine eklenir, çöl olur
O yola her gelen beklenir
İşte orda kurşun bedenden atılır

(Soru: Öyleyse “Kapalı hücre” bilinçsizlik midir?)
Uykuda…

Kement attı isek olaya
Ne gerek var kalaya
Altın gümüş kalay olmaz dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Görgüne verenden mi
Bilgine serenden mi yorumu aldın?
Yoğun gelen kayguyu
Bir nefes ile sildin
Mesafeyi adım ya da ayak ile mi tuttun?
Mesafe beden kafesindir dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı
Eldeki mendili kuyuya saldı
Esen yelden yaprağa gelen hali sordu
Söyleşe söyleşe Meydan’da durdu

Dağdaki keçiyi elinden tutamam ki
Gelsin diye beline kement atamam ki dedi, ÇOBAN.

Aldığın sürüye sen sahip olacaksın
Dala budağa sarsa da yolunda duracaksın
Gölgeyi ağaçtan bilip
Sürüyü akan suya götüreceksin
Akşam oldukta hizmetini bitireceksin

Çoban yola dizildi sürüsü ile
Aklından geçen binbir sorusu ile
Yere baktı taş diken
Göğe baktı suyu bardaktan döken
Ya Rabb’i dedi
Senin ile oldum bana yetmedi
Sürüyü aldım aklım gütmedi
Beni bana bildir
Seni bana buldur

Gün güneşe yolu açıldı
Gerçek gönülden seçildi dedi
HACI BEKTAŞ selamladı
(Soru: ÇOBAN; ADEM midir?)
Konuştuğu ÇOBAN kimdir? denilir. MESTAN
(Soru: ÇOBAN’ın adı mı?) Eyvallah

Şeker yedik tatlıca
Adı söylenir kutluca
Saymayı destan ile öğrenemezsin
Sevmeyi kırdığın daldan bulamazsın
Gel dediysen cümleye
Asla hizmetinden kalamazsın dedi
SEYYİT OMAR sözü aldı:

Dost olan her kulu kapımda buldum
Rabb’imin rahmeti ile doldum
Bildiğim her konuda
Bilmediğim yerde kaldım
Aydan yıldızdan günümü sordum
Her biri binbir yıl dediler
Öğrendim ki;
Ay ile yıldızlarda binbir yıl bir an imiş
Aradaki mesafe kul için sadece zan imiş
Ben zamanı bilmezsem
Doyduğum yalan mıdır?
Duyduğum dolan mıdır?
Her konutun hükmünü sürdürdüğü
Noktadan noktaya çemberi sardırdığı hakikattir
Bilmek uymak, uyan ile duymak
Hakikatin andını yeniler dedi
SEYYİT OMAR selamladı


ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
  

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah