
"Gezdim gördüğüm yerde, gördüm
çözdüğüm düzde, yamayı buldum dizde. YAR'İ gönülde bildim, sevdikçe
doldum, 'Daha almaz.' dedim. Daha aldı, alasıya doldu, büyüdükçe büyüdü,
dağları ovaları aştı, AŞIK buna şaştı. Dağlar
ozan sorar mı, ozan YAR'sız söyler mi, derde derdi böler mi? Git gidesiye,
bülbül misali ötesiye." dedi, AŞIK'a yolunu verdi. "Dağlar
benden sorulmaz, giden asla yorulmaz, sirke ile bal karılmaz, YAR'dan sorgu
edilmez." dedi, 'AŞIK kim?' diye sorulur: "AŞIK
GARİB adaş bilinir; yerden yüze, yüzden söze gelinir, sevgi cümleye
aktarılır." dedi, AŞIK yürüdü.