16 Kasım 1979

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yol bizim, bizden olmıyan; söz bizim, bizden gelmeyen; her an gönülde, gönülden çıkmayan YÜCE ALLAH'ımdandır. Geldiğimiz, sevdiğimiz, cümle ile bir olduğumuz; söylenen haldendir. Cümlenize selam olsun, her olay hayradır bilinsin.

2 Serdiğin çamaşır yere düşerse, çamur olur. Her olayın açtığı, her kulunun geçtiği bir düzen vardır. Yapıyı her gelen ayrı anlatır amma, aynı yapıyı söyler.

3 "Dökülen yaprağı saydım, gördüğüm olaylara doydum." dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 

4 "HAK KAPISI kapanmaz, HAK ADI'na gelene; HAK KAPISI kapanmaz, 'YAZAN BİR'dir.' diyene; HAK KAPISI kapanmaz, 'O'ndan geldim, O'na döneceğim.' diyene. 'Kapı açık girelim, cennet neymiş görelim, dünya verdi yiyelim.' diyene de ki: Dünya her yaratılanın, sahibi O'dur. 'Geldim, gördüm, kulluğumu bildim.' dersen, dünyan cennettir. 

5 Yoğurt yedim ekşimeden, sütü aldım taşırmadan, bir kuldan öbür kulu aşırmadan." dedi, PİR SULTAN ABDAL yürüdü.

6 "Kaşık elde geleyim, aşı nerde bulayım, taşa atı bağlayım." dedi, SARI SALTUK selamladı.

7 " 'Dur.' diyene gülmedim, HAK ADI'na vermeyenden almadım. Hakkım SEN'den gelendir, nasibim anlıma yazılandır." dedi, SARI SALTUK yürüdü.

8 "Elden aldım Gül'den verdim, her sorana 'Yolum.' dedim. Gel gelesin, ver gülesin, kor olasın, küle dönüşesin." dedi, YUNUS'um adım-adım yürüdü.

9 Naz ile gelişen, 'Nazlı.' diye bilişen, çağırdığımız halde oluşan güne uyanlar. 'Uyum SEN'den.' diyenlerden, ALLAH'ım RAZI olsun. Her can CANAN'ı bilir, her can CANAN'a ulaşayım diye gönülden çalışır. 'Çalışmak mı, alışmak mı gereklidir?' denir: Oluşmak gereklidir. Çalışırız, alışırız, oluşuruz, günde YUVA'ya doluşuruz. Dost elidir alışan, dost dilidir konuşan; dost halidir gelişir, dost-dost ile bilişir. Katı ekmek yemezsen, yumuşağın tadını bilmezsin. Yumuşak denilen, her yapıda uyum ile görülendir. 'Sarsam yarayı, örtsem karayı.' diyene de ki: Yara da kara da YÜCE'dendir. Gönülden alırsan, yapıda kendini bulursan, yardımcı olursun.

10 Dört yaprak elde kalsa, hepsi de sana verse; 'Paylaşayım.' diyene, vereceği bulursun. 'Yapraktan maksat nedir?' denildi: Sahife. 'Kumdan eşit geçelim, hep beraber göçelim.' diyene sözüm: Yama bizde dilersen, açık bende söylersen. Gidişe yol vardır, denmesin vakit dardır. Sofrayı burda kurduk, orda kaldıracağız. Elbet aynı kapıda el ele vereceğiz.  Sende olan, benden gelir, HAK cümlemize verir, seni beni görür.

11 "Gölge benden gelmesin, nasibini silmesin, her sayfayı okusun, ömrü öyle dokusun." dedi, HAMZA DOST cümlenizi selamladı:

12 "ÖZ'den ayrı kalmadık, gözden NUR'u silmedik. Geldik, bulduk, soymadık; 'Neden?' diye sormadık." dedi, MERKEZ'im selamladı.

13 " 'Dağdan aşayım.' dedim, dostta sevgiyi buldum. Aşamadığım kayaya oturdum. Sevindim, sevindim, gördüğüm her var olanla kucaklaştım. Ocak başı sende mi, ocak taşı bende mi?" dedi, KAYGUSUZ candan cana sevgisini sundu." Geldik bulduk, EYVALLAH. Bulduk sevdik, EYVALLAH. Sevdik doyduk, EYVALLAH." dedi, KAYGUSUZ yürüdü.

14 "Aldım geldim, buldum oldum, cümlenin sevgisi ile doldum." dedi, YUNUS'um yeniden söze girdi:

15 "Tadı adı bilinir, her adımı bölünür, kaynak bilinen sudur. Cümlenize selam olsun. Her seven, 'Sevdim.' diye sevinsin, 'Sevdim.' diye övünsün, hata kusur ararsa dövünsün."

16 ALLAH'ıma emanet olunuz. Her kulunda sevecek hal görünüz.  

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verilir: ŞEHİT YUNUS ve ŞEHİT YUNUS ile karındaşı)

17 "Yolum savaş oldu ise, gönlüm barış doldu ise, her adım bana açılır, 'Şehit.' denilen yol seçilir. Candaşım, karındaşım ile verdiğim resimde, kement atmadığım dünya halimi görünüz, 'YUNUS' diye anınız. Elbet YUNUS EMRE değil, ŞEHİT YUNUS."

18 Demde gönüllerden yol diler, barış için hal söyler:

19 " 'Nerden nasıl?' denilir: Her demde şehitlik meyvesi yenilir. Yumuşak geldi toprak, mevsim güz, döküldü yaprak. Aldık verdik Yanya'yı, sevdik elbet Konya'yı. Sen beni bilsen neyler, sen beni ansan gönül yürek misali cümleyi eyler. 'Gönül ayrı, yürek ayrı mı?' denilir: Yürek yapıdır, gönül kapıdır. 'ŞEHİT YUNUS.' diyesiniz, karındaşım ile anasınız. Büyük çizgide ben, küçük çizgide karındaşım ile ben. 'EYVALLAH.' diyelim, gönüllerde anıldığımıza şükredelim.