16 şubat 1979
Dost adını analım
MERYEM nerde? diyene soralım
Gönlünde!
Yeri benden sorulur
MERYEM dilediği günde verilir diyene sözüm;
Sadece Allah’ım dilediği an
Dileyene gösterir
Daha önce söyledik
Dilediğini gösterdik
21 haziran 1979
Umduğum gün bu gündür
Uyduğum gün her gündür dedi
MERYEM söze girdi:
Suyum aktıkça
Dar olan bilmez
Gönülden dileyen
Her kapıdan bulmaz
Dedi selamladı
09 temmuz 1979
Ekmek dedi aş diledi
Gönül verdi aşk istedi
Soruyu yorumda bıraktı
Sözü yuvaya aktı
Demde sözüm oluşur
Doğuşa meydan gelişir
Her yönde
MERYEM konuşur
Kamer gökte gün verir
Yıldız çobana yön verir
Söz dileyene şan verir
Değişen değil
Gelişen görülür
Yaprağı dokuyanlar
Fermanı okuyanlar
Demde dağın eteğini alırlar
Yeri öyle bilirler dedi
MERYEM sözü bağladı
14 eylül 1979
Aşağı derler
Dönüşü sorarlar
Ne bilen ayrıda
Ne bilmeyen gayrıdadır
Geldiğim günden sorsam
Bunca günde bileni dersem
Gelen elini vermez
Bildim diyen hiç sormaz
Olumun bilinenden değil uyulandandır
Oğuldan aradığın
Baldan yorum verdiğin
Elbet yerini verir
Kul kendini arı misali görürse
Bildiğine inanır
Ummak değil vereni bilmek gerekir
Sözün olduğu yerde
MERYEM toprağı taratır
Sadece aratır
Güzel, yerde çiçek verirse güzeldir
Güzel, ağaçta meyve olursa güzeldir
Güzel, suda akandan ise güzeldir
28 eylül 1979
Destan okunsa
Fistan dikinse
Gelenden söz verilmez
MERYEM’den yol sorulmaz
Var dediğini
Kendi ver diyecek
Gönüllerde öylece
Varlığını gösterecek
Yoğurt çalınsa göle
Uyum gelirdi hale
Hele bakılsın güle
Gül fidanı oluşmadı
Toprak ona alışmadı
Bilen bilmeyen çalışmadı
Gün güneşe alışır
Gül öylece gelişir
Gelecek gün
Bugün ile çelişir
Bekleyen elbet muradına erişir
Günde değil
Gelecekte oluşan her yaprakta
Adı dilde söyleşen
Söze, bizden aldığını demesin
Suyun aktığı yerden nakletmesin dedi
MERYEM sözü verdi
10 ekim 1979
Dost'tan selam getirdim
(?) MERYEM
Candan aldım
Candan verdim
Cümlede sevgiyi gördüm
Bilinen duvarı ördüm
Niyazınıza niyazım ile katıldım
Yaprak diye baktığın bendim
Güzeli severim
Güzel hali överim
Her dileyenle
Niyaza gelirim
Yaprak dalda düz gelir
Kulu sever söz gelir
Yolu Hak’tan olanın
Her haline yaz gelir
Geminin direğine
Bayrak bağladım
Güzel huyda olana
Huzur diledim
Gelip giden kuluna
Sahip çıktım
Kemerimi bağladım
Dost diyesin
Hak’tan gelen her kulunu
Dost bilesin dedi
MERYEM yürüdü
12 ekim 1979
İplik elde örülür
Her var olan sorulur
Kaçta kaçı yorulur dedi
MERYEM söze girdi:
Somun elde
Sıcak dilde
Gönül ısınır
Bilen bilmeyen
Toprakta eşinir
Her aldığı bitkide düşünür
Senden geldi
Bildiğim budur der
Hakkına şükreder
Merdiven her adımda
Yukarı götürür
Bildiğine bilmediğini kattırır
Elbet sevabını arttırır
Niyazının olduğu yerde
Kapıyı bulduğu yerde
Günü gelende açtırır dedi
MERYEM yürüdü
30 kasım 1979
Bol yağ derdini siler
Bol söz düzeni bozar
Almayı diledik
Vermeyi yeğ tuttuk
Her geleni yerden göğe
Yumuşak olsun diye
Niyaza davet ettik
Attığı temele göz ettik
Gözden söze ilettik
Katkımız elbet olur
Yemin denilen sözde kalır
Basılan toprak
Ne senin ne benimdir
Her var olan sahibinindir
Gölde balık avlayan
Tadını kendi bilir
Kokusu etrafa yayılır
Değme toprak anaya
Sövme toprak anaya
Her dediğin gelişir
Gelir sende buluşur
Bilinen birbirine karışır
YUNUS’un aldığını
MERYEM de alır
Onun için aynı dille söylenir
Güzelde yer bulan
Güzelde olandır
Yağdan maksat nedir? denildi
Sözün başına dönüldü
Yağ zeytinin özüdür
Aşının sözüdür
Açık gelmeyen neden?
Doğuşta kendini bileydin
Söz açık gelirdi
Ağacın meyvesi bilinir
Sayısı nasiptir dedi
MERYEM sözünü bağladı
14 aralik 1979
Dumanı sildik
Gerçeği gördük
Elbet duvarı ördük dedi
MERYEM sözü aldı:
Şartı gördüm yerimi aldım
Güzellik şartsız olmadadır dedim
Derman Allah’ımı bilmededir diye
Her gördüğüme söyledim
Doğuşu bilen
Vergiye uyandır
Vergiye uymayan
Elbet görmeyendir
Sözümüz açık
Var olan bilinir
Var olanı
Gönlünüzde bulmak önemlidir
Demde oluşan
Niyazlarda buluşan dedik
Daha önce verdik
Almak değil uymak önemlidir
Destan yazsan
Her sorana okusan
Satırları beller
Nerde ne oldu dilenen haller?
Görgü güzellik verir
Elbet doğuşa uydu isen
Doğuşa uymak
Layık olmaktır
Sardın mı her yarayı?
Sildin mi her karayı?
Böldün mü aldığın parayı
Arkanda toz bırakmadan
Elinin kirini
Kimseye sürmeden?
Destan nedir? denilir
Her kulun kaderi yazılıdır
Beklersen görürsün
Değişen olmaz
Güzellik bozulmaz
(Soru: Herkesin dini de kaderinde mi yazılı?)
Doğuş madem Allah’ımın emrindedir
Ey nas diye söylenen
Bilginize eklenen
Sözü unutmayın
Kumun vergisi dahi sizedir
Yazılı olduğu gibi
Kanda gizlenen
Bedenin yapısıdır
Gönül kanla yıkanmaz
Aşk ile paklanır
Kul Hak derse Haklanır
Hak’kı bilen Hak’tan diyen
Bedenin yapısından geçendir
Hak’ka kavuşan
Hak’kın izni ile göçendir
Yanılma olmasın
İSA nerde denilmesin
Dünyada gönüllerde
Sanılmasın bedenlerde
Doğduğu günü
Verdiği yönü bilenlerdeniz
Bildirendeniz
Desen senin yanında mı?
Evet dedi
MERYEM yürüdü
(Soru: Hz. MERYEM geçen tebliğdeki “doğuş”u mu verdi acaba?)
Evet
21 aralık 1979
Aşk ile geldim yola
Sevindim baktım kula
Oluşan güzel hale
Samanyolu buluşturur
Yıldızlarla eleştirir
Birbirine sözleştirir dedi
MERYEM söze girdi:
Sarı güle dayandım
Pembe renge boyandım
Aşk ateşinde yandım
Dileyeni andım
Elbet anılan bendim
Çevre adımı sorar
Bilen bilmeyen
Dilediğine yorar
Elbet açılan sayfa
Dilenen günde yarar dedi
MERYEM yürüdü
01 ocak 1980
Geçmedik Hak’tan bir gün
İçmedik Hak’sız bir gün
Düşmedik yere
Taşmadık sura
Kucak açtık sevene
Niyaz ettik gelene
Her kuluna severek gülene
Doğuş anı seçildi
Niyazı gönlünden alındı dedi
MERYEM cümlenizi selamladı
11 ocak 1980
Kement attım tay geldi
Yoldan yerini soran
Kendini düzende bulana deyiniz
Toktay geldi
MERYEM söze girdi:
Kül eledim
Bebek beledim
Üşümesin diye öyle sakladım
Hem akladım
Hem pakladım
Hak adını
Gönlüme sakladım
Dört elden sordum
Dört yönden gördüm
Yerimi bilene verdim dedi
MERYEM yürüdü
04 şubat 1980
MERYEM der ki;
Komşu komşuya sorsa
Sevgide kendini görse
Yolunu dostlar açar
Gönlünden güller seçer
Geçici gelen
Kaynağını bulamaz
Kaynaktan aldı ise
Yazısını silemez
Gönlün dost ile dolu
Sevgini kimse bölemez
Demden değişeni ararsın
14 mart 1980
Dur dedim yolcuya
Ver dedim hancıya
Dursam yolu tutamam
Belleğime adını katamam dedi
MERYEM sözü aldı:
Yolcu handa bulamaz
Kal desem de kalamaz
Usta oymacı arar
Oyulacak ağaç sorar
Kütük eline gelmez
Toprak kökünü silmez
Aramayan ağaç değil
Dal bulmaz
Dile ara
Elbet bulursun
Sohbette aldığını görürsün dedi
MERYEM selamını iletti
18 nisan 1980
Gördüm geldim diyene
Güzel çirkin sevene
Yerimiz var diyelim
Gönlümüzü açalım
Duvar dibi göçerse
Kul yapıyı seçerse
Sözüm gerçek anılır
Aşkı diye yanılır
Dağda verdi
Vadiyi gördü dediler
Suya bakıp andılar dedi
MERYEM yorumu güne bağladı
13 haziran 1980
Dayandığın ağacı kökleme
Ata gücünden fazlasını yükleme
Açılacak, ne var ki
Dar köprüden geçilecek dedi
MERYEM sözü bağladı
Mendil yeterli midir yerden verene?
Sedef geçici olana değil
Seçimi bilene gereklidir
Konuk geleni verdik
Bilmeyi dilediğini serdik
(Soru: Bayan Hanna için mi?Avusturyalı bir soprano)
Aktığı yeri buldun mu? dedik
Aradım dedi
Değirmene un vermeden
Değirmenci söz almaz
Dostluk alışa ile verişende bağlanır
Geldiği günden bildiğini arasın
Bilenden sorduğu
Yeterli günde değil
Gelene bağlıdır
Eklenen yerde düzlüğe dönsün
Güneşin doğduğu yere baksın
Kendi içine dönsün
Güzeli orada bulacaktır dedi
MERYEM sözü bağladı
27 haziran 1980
Her salkım dalda olur
Tadını balda bulur
Toprak verir
Güneşte erir
Dost kapısı cümleye açılır
Söz alsam güne versem
Sorana desem;
Aydın gönül gözden alır
Her soran birde kalır dedi
MERYEM söze girdi:
Çoban gördüm arayan
Çiftçi gördüm tarayan
Ne çoban ne yaban alışamaz
Bilmeyen çalışamaz
Düz etsen ovaları
Hak ettin davarları
Elden aldın sözü
Dolaştırıp uzağa aktardın
Günü gelişir
Sadece bilen alışır dedi
Duvarın ötesini günde
örttü
Soymaya değil
Saymaya çalışalım
Günün doğuşunda
Görmeye alışalım
Senindir sana gelir
Yoruma dönüşür dedi, yürüdü
13 ağustos 1980
Asmaya su verdim
Üresin diye
Koyuna su verdim
Yürüsün diye
Gönlüne su verdim
Sarılsın diye
Öylece bilelim
Sevgide bulalım
Döne döne aldığımız
Niyazlara güldüğümüz
Gönül açıp sorduğumuz gündür
Günde oluşturduk
Günde buluşturduk dedi
MERYEM selam ile geldi:
Üç ağacı saymadan
Üç elmayı soymadan açılmaz
Dost ile sohbetin adına
Yerimiz değil
Gönlümüz açıktır
Semadan oluşandan
Şafakta buluşana dek
Söz ile değil öz ile verilir
İki basamak inilir
Yeri bilinir
Yönü sorulur
Benden sonsuza anılır
Senden günü seçilir
2 ocak 1981
Yollar açılır bize
Yolumuz taşsızdır size
Cümlenize selam olsun
Toktay adında
Gönül andında kalsın
Selamına eş olsun
Cümleye kardeş desin dedi
MERYEM sözü aldı:
Dost ile anılırız
Denmesin yanılırız
Gül kokulu bahçede
Cümlemiz bir oluruz
Dağılana değil
Eğilene güleriz
Konuk gelen her kulda
Gönül yoklarız
Alacak verecek Hak’tandır
Dostluğumuz kainata çoktandır
Gül misali açar
Gül gibi göçeriz dedi
MERYEM selamladı
20 nisan 1981
Daldan dala göz atsam
Ağaca çıkıp söz etsem
Dinleyen güler
Dost gelen hayır diler dedi
MERYEM sözü aldı:
Ne şarkı ne türkü
Bilmeden söylenmez
Gerçek aranan yolda
Ayak alıp eğlenmez
Adım adım çıkacağız
Her adımda geriye bakacağız
O zaman güzeli göreceğiz
Her adım daha yükseğe götürür
Kayguyu orda bitirir
Serçe küçük denilmesin
Aldığı her taneyi
Asla yabana vermediği bilinsin
Gezdim durdum yollarda
Gördüm bildim hallerde
Konuyu duydum dillerde
Aşına başına sahip olsun
Kayguyu anında silsin dedi
MERYEM selamladı
7 mayıs 1981
Kaçmadım, kaçamadım
Emir O’ndan geldiyse
Tutmadım, tutamadım
Niyeti O verdiyse
Görmedim, göremedim
Kaderime yazdıysa denilir
Allah’ım kulunun dileğinde
Belleğinde, kaderinde
Elindeki defterinde dedi
MERYEM sözü aldı:
Toktay adına gelir
Sevgide secdeyi bulur
Nerden olum, nerden gülüm
Diyenle kendini bulur
Gülden adımı aldım
Ağaçta gönlümü serdim
Doyum senden Allah’ım
Uyuma katılalım dedi
MERYEM, Toktay’ın selamını getirdi
Saydığım her izimde
Hak adına and içtim
Gördüğüm her zerrede
Hamdına düştüğüm bilinir
Ne zora yerindim
Ne şikayette kaldım dedi
MERYEM yürüdü
05 haziran 1981
Akıl ile gitsem yola
Aklımı versem dileyen kula
Alır mı diye sorsam bir pula
Almaz
Çünkü kimse kimsenin
Aklında olanı bilmez
Aldım sevindim
Toktay’ın selamını getirdim
Koyda balık alırsan
Küçük gelir
Deryaya dalarsan
Salın küçük kalır
Çünkü deryaya
Büyük gemi gereklidir dedi
Cümlenizi selamladı
Ayağımda yemeni
Elimde dümeni varsa
Gemiden gidene değil
Gemiye gelene el ederim
Neden? denildi
Gemiden gidenin
Arkasını görürüm
Gelenin yüzünü
Kırgınlık elbet değil dedi
MERYEM yürüdü
09 haziran 1981(2)
Eymeyi bildiğin günden
Aldığın sende kalır dedi
MERYEM söze girdi:
Katık aldığın
Güzeli bulduğun günü unutma
Her zerre senden sana verir
Her zerre sende olanın bulur
Buluşan oluşan
Günde konuşan gelir dedi
MERYEM yürüdü
08 temmuz 1981
Dağdan yaprak topladım
Yüzü halktan sakladım
Hak’tan geleni bekledim
Mana ile oluştum
Sevgili ile buluştum dedi
MERYEM söze girdi:
Dört duvar arasında kalsan
Manada kendini bulursun
Eğer gönlün ile bağ kurarsan
Halin sana güzel gelir
Yolun kula sevgisini gösterir
Demek ki yerine oturmak için
Mekan değil makam gereklidir
Makamdan maksat nedir? denildi
Gönlünü açtı isen
Kendinden geçti isen
Haline dönüşen
Kulluğa yakışandır
Vermek güzeldir
Senden oluştu ise
Bilmek güzeldir
Hak ile bölüştü isen
Doyum olmadan
Uyum yetersizdir
Manaya yönelsinler
Teklik Hak’kın muradıdır desinler
Bölenden olmasınlar
Manaya yönelmek
Yeterli değil mi? derlerse de ki;
Mana tektir
Sana da bana da
Konuk yerini alacak
Dosyayı elinden koyacak
Olumunu düşlediğin
Eyvallah
Dayanmayı kuldan değil
Hak’ka bağlayalım
Hak’kın muradı yoksa
Kul kula destek olamaz
Sadece Hak’ka dayanalım
Hak kapısında uyanalım
Meydan almışlar
Düze gelmişler
Ne var ki
Düzde ne yapacaklarını bilmezler
Düz yetirendir
Gidene selam verendir
Günün haline uysunlar
Oldukları yerden
Geriye dönsünler
Görecekleri kendilerinin dışında
Nasip arayanlardır
Kendinden gayrıya yönelmezsen
Ne halin yeterlidir
Ne sözün geçerlidir
Uyandı isek
Yerden göğe niyaz edelim
Dayandı isek
Allah’ım sensin
Bilerek gemiye odun attık
Her basamakta
Ayrı Dost eli tuttuk
13 temmuz 1981
MERYEM der ki;
Yıldız dedim kula verdim
SARI ANA ile gönüle girdim
Sacı eline alsa
Suçu kendinde bulsa
Kulu özüne döner
(Sacdan maksat nedir?)
Ocağa koyduğun
Başındaki saç değil
Her günü birbirine
Gönül aşısı versin
Yeşeren fidanda
Sevgiliyi görsün dedi
MERYEM yürüdü
28 temmuz 1981
İnce kalın sözdedir
Güzel yazı sizdedir
Bütün alem gözdedir
Toktay’ın selamını getirdim
Cümle dilenmeyeni götürdüm dedi
MERYEM selamladı
Dilenmeyen nedir? denilir
Nefsine nefesine
Uymayan kafesine
El verdik Rabbim dedik
Kulu adına niyaza durduk
Yazılan en güzeldir dediler
Resulü ile Toktay
Selamını ilettiler
(Kimin selamını?)
Allah Allah Allah diyelim
Senden benden
Cümleye O’ndan dedi
MERYEM yürüdü
25 eylül 1981
Hak adını aldım verdim
Hak adını
Gönlüme dilime serdim dedi
MERYEM omzuna el koyan
Kendinde var olanı gördü
Cümlenizi selamladı
l7 kasım 1981
MERYEM söze geldi:
Duman silinsin
Sergiden tezgah kalksın
Vergiye uyulsun
Hak sözü duyulsun
Benden ondan ayrı yok
Bilinmezse hayrı yok diyene de ki;
Allah’ımdan hayırdan başka gelmez
Hayır değil ise yazıya vermez
Allah’ımın rahmeti üzerinize olsun
Seslen denilene uyulsun
Her görev görevliler ile bütündür
Her halka da bütünün namzedidir
Geçen geçirilen yazılmazsa
Senden değil
Allah’ıma emanet olunuz dedi
MERYEM yürüdü
29 ocak 1982
Gel alalım
Seyrini adı ile bulalım dedi
MERYEM söze girdi:
Ayağına uzanmaz
Bilemezse kazamaz
Attığı toprakta
Dilenen elenmez
Katılmadığın ortaklık
Zarara kalmaz dedi
MERYEM cümlenizi selamladı
05 şubat 1982
Kucak dolusu sevgi ile geldik
Koşuya giyinen her kulunu gördük
Yandım demeden seven
Kandım demeden gülen
Her gördüğü ile
Bir olan kullarına
Selam dedi
MERYEM sözü aldı:
Tatlı acı yenilir
Güzel halde sevilir
Seni beni silersen
Dünyada huzur yayılır
Katı gelen kırılır
Yumuşak gelen sarılır
Yapıyı hep bir tutalım
Doğruya öyle bakalım dedi
MERYEM doğudan batıya
Selam iletti
Mana eşittir
Kullar çeşittir
Sen ben demezsen
Yerini bildiğine
Kendin ile kendini
Bulduğuna işarettir
MERYEM düzden
Sözü bağladı
12 şubat 1982
MERYEM der ki;
Düzde yürüyen el dilemez
Yokuşa yürüyen
Gelen geçeni arar
Bildiği kadar değil
Zorluğu kadar yardıma çağırır
O zaman;
Elele tutunuz
Elden eli bırakmayınız ki
Beraberce yükselesiniz
Güzeli daha güzel göresiniz
Her kulu birbirine eşittir
Simaları, görgüleri, dinleri çeşittir
Aracı değil amacı beraberinizde götürünüz
Aracı dağın eteğinde yatırınız dedi
Cümlenizi selamladı, yürüdü
18 şubat 1982
MERYEM der ki:
Aslını bilmezsen, insan olmazsın
Kabını bulmazsın,
Bargahta kalmazsın,
Dünyayı bilmezsin
Öyle ise sen nesin? dediğimde
Hakk’a yöneldik,
Hakk sözün dedik,
Kulluğun kitabını diledik
Bekleriz. Can’dan alalım,
Can’lı bilinelim,
Kulluk edelim
Ruh’un Can süzgecinden geçmesi gereklidir.
(Üzümün şarap olması için mi?)
Gönlünü oluşturması için
Yani sevginin formülü;
Can ile Canan arasındaki filtresi
Aşkı oluşturur
Bu filtreden mahrum kalanlara verilen içindir.
(Cinden bahsediyor)
Ne var ki, asla kuluna yaklaşmaz, yaklaşamaz
Kendisine verilen müddeti bekler
(Sonra ne olur bu müddetin sonunda?)
Yorumsuz kalınız
05 mart 1982
Seherden beri
Kendini kendinde bulana
Yerini Hakk adına çizene
MERYEM’in selamını getirdik:
Dalmayı deneyen
Denize sevgi duyandır
Denizden gelene uyandır
Varsın bulmasın
Döner gelir
27 temmuz 1982
MERYEM dedi ki;
Her öğün adına dur
Eğildiğin sadece O olsun
Açacağın her kapı
O’nun adını versin
Allah’ıma emanet olunuz
Deyiniz ki;
Her görev mutluluk getirir
Erlik kutlanır
24 aralık 1982
MERYEM nasip dedi
Soframıza atıldı
Toktay ile geldik
Nizam dedik saydık
Toktay’ın sözü ile
Yapıya beklenen taşı koyduk
(Soru: Beklenen taş nedir?)Koyu renkte
Nizamı ahenkte
Özlenen gözlenen
Binası nazardan gizlenen taştır
Sahibi Resulü eli ile koydurur
İçinde olanları saydırır
Çünkü hırkası ile giydirir dedi
Toktay secde Allah’ım diye
Yüce’ye döndü
MERYEM selam iletti
28 aralık 1982
Her kuşun ötüşünü
Saya saya belledim
Her sözün bitişini
Uyum diye bekledim dedi
MERYEM Sözü aldı:
Yolunu aşan bilir
Yokuşu koşan bilir
Kaçana gönül koyan
Kendinden uyum bekleyene
Söz ile bağlanır dedi
MERYEM selamladı
tarihsiz 1983
Eylem, niyazın eklemidir
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Kapılar açıldı,
Eyvallah denildi geçildi
Kundak ile bekleyen
MERYEM’i yoldan soran
Aldığı her selama gülecek
Olduğu gibi kalacak
Asla teke düşmeyecek
O’nun ile dost olduğumuz
Dilediğim Dost kapısında
Bulduğumuz müjdelendi dedi
MERYEM, Toktay’ın adına
Cümlenizi selamladı
1 mart 1983
Dayanmayı bilmeyen sendeler
Dost ile oluşan
Alıştığı yerde oluştuğu halde
Kendine ve kendinde olana güvenir
Ağacı dikeceğim
Suyunu dökeceğim dersen
Elbet alış veriştir
Akıl,
Meyvesini sağlıklı toplamaya gereklidir
Bilgisiz dikilen ağaç
Meyvesiz kalır
Sadece yağmur aldıkça
Kökü gelişir
Gölgesi olur
Yeterli diyene
Bilgin tutarlı diyemezsin
Her adıma ahenk verilir
Kulu uyum ile görülür dedi
MERYEM sözü aldı:
Ne dağdayım ne de bağda
Suların aktığı yerde
Kaygusuz baktığı yönde
Oluştuk buluştuk
Akan suya kavuştuk
Her sözün bağlandığı yerde
Yarım kalan olmaz dedik
Kaleye bayrağı beraberce koyduk
Dayanmazsan düşecek diyene de ki;
Her kale sahibini bulur
Sahibi ile adını alır
Gölde tuz var ise
Niyazım yerden
Gölde saz var ise
Bekleyen kuldan alır
Gölde saz olur mu derlerse
Elbet olur diyeceğiz
Her sazı bilen ile bulacağız dedi
MERYEM sözü
Kaygusuz’a bıraktı:
12 nisan 1983
MERYEM sözü aldı geldi
Sağda solda duydu sordu
Yaya mı gelecek?
Ata mı binecek?
Denildi ki;
Ata talip olundu
Dost ile dostluk kuruldu
Soğuktan geleni
Sıcak sildi dedi
MERYEM yürüdü
31 mayıs 1983
Geçtiğin yolda bulduğun
Adım adım olduğundur
Doğurana el versem
Gününde gönlüne girsem dedi
MERYEM sözü aldı:
Soyunduk söze öze
Yorumda dedik düze
Güleceğiz bileceğiz
Sözümüz var geleceğiz
Ay doğduysa
Gece aydın olur
Kulun gönlü huzur bulur
Gölgeler silinsin
Seherde güne bakılır bilinsin dedi
MERYEM, Toktay’ın selamını
Cümlenize iletti
Yapıya uyan gelir
Çağırdık duyan bulur
Yumuşak dedik geldik
Meyvenin tadına
Sevdik sevildik
Zorda olanı kolaya çağırdık
Ganimet yerini bilene verilir
Paylaşan kendinden aldığını değil
Kendinden verdiğine sevinir dedi
MERYEM selamladı yürüdü
6 haziran 1983
Yaprak adı güzeldir
Toprak ona bedeldir
Aldık verdik diyorsak
Gönülde buluyorsak
Oluşan ile gelişiriz dedi
MERYEM söze geldi:
Sileceğiz her karayı
Bulacağız her soruyu
Zor gelse bile yollar
Hak adına yürür kullar
Elele verdiğimiz gün
Her niyaz yerini bulur
Toktay niyaza gelir
Kumda izi görülür
Hakk’tan sesi duyulur
Yoğun alış veriş
Gerekli midir? denilir
Alış verişin
Hak ile Hakk’adır dedi MERYEM
15 haziran 1983
Ya Allah dedik girdik söze
Her günde geldik size
Aldığın verdiğin
Güzel gelir göze dedi
MERYEM söze geldi:
Yanımda olana
Doğuşta gelenin
Adımdan söz açılanın
Gölgeyi silmeden gülemezsin
Her aldığını bölmeden bilemezsin
Allah Allah demeden dönemezsin
Güçlük kendinde olandır
Sana gelen değil
Sorguya aldığın her olayda
Sadece kendi zorluğun vardır
Olaylarda değil
Kolaylaştırmak için gereken malzeme
Gene sendedir
Eşitliği bozma
Çeşitte arama
Karşıtta bulma dedi
MERYEM günün yorumunda
Her an yanında olduğunu bildirdi
Sevgiliye öylece varacağız
Sevgimizde her olayın
Özünü bulacağız dedi
Selamladı yürüdü
17 haziran 1983
Yahya adını verdik
Hz.Yahya’yı gönülden andık
Bizden uzakta olduğunu sandık
Elele bulduk
Dört kapıda birlikte kaldık
Azdan çoktan sordular
Kement atıp karara vardılar
Anadan babadan
Müyesser olan obadan
Benim adıma izin aldılar
Beni MERYEM ile
Sahraya saldılar
Dediler ki;
Rehber olasın
Toktay’a elini veresin
Oluşumunu niyaz ile göresin
Gördük bildik
Yerine vardırdık
Alacağı öğütte
Her dileyeni sardırdık dedi
Hz. Yahya selamladı yürüdü
30 haziran 1983(2)
Ben birde oldum
Gönüle birden girdim
Her seferde özüm ile döndüm
Her seherde özüm ile gördüm dedi
MERYEM sözü aldı:
At üstüne bineydim
Yolu cümle ile geçeydim diyene;
Her adıma nasip aldım
Her adımda güzel gördüm
Yola niyet kurdu isem
Geleni gideni beklediğimden oldu
Her gönül aldığı ile doldu
Sesi az alıp az verenin
Sözünü kendinden bekleyelim dedi
MERYEM eğitmene söz etti
21 temmuz 1983
MERYEM ile söyleştik
Gölge dedik paylaştık
Olsa olmasa dertleştik
Gönüle uymazsa sertleştik
Gene de olan alan oldu
Kulu yazılan ile kaldı dedi
MERYEM selamladı
22 temmuz 1983
Sen senden sorumlu isen
Allah’ım cümleden sorumludur
Onun için her olayı
O’na havale et ki
Gerçekleşen olaylarda
Kendini daha açık göresin
Kaygunu dilinden değil
Gönlünden de silesin
Akşam başını yastığa koydukta
Yarın ne olacak demeden uyuyasın
Düşünce ile yerini düzenleyemezsin
Sadece düzenleyene uyacaksın
Yardımında olanın
Sesini duyacaksın
Sen O’nun ile kayguyu
Silersen olacaksın dedi
MERYEM söze geldi:
Tuz aldım aşa kattım
Ne güzel dedim tattım
Benden aldığın sözü
Senden bulduğum özü ben bilirim
Senin ile her an gelirim
26 eylül 1983
Dağdan inen kuzuya elini sürdüğün
Anan diye eteğine sardığın
Sevgimize ortaksın
Dünyaya gelişte
Kendini bilişte
Gölgeyi sileceksin
Konuk diye geleni
Elde yaprak bulanı tanıdığın gün
Kendine ayna misali aktardın dedi
MERYEM söze geldi:
Altın gümüş sendedir
Ayak izin kumdadır
Doğduğun gün
Dostluğa uyduğun gün oldu
Çevrene bak gör
Çevrende ara bul
Çevren ile hemhal ol
Aldığın görevin
Birinci dersi budur dedi
Sarı Ana ile MERYEM
Selamladı yürüdü
28 eylül 1983
Döne döne oluşan
MERYEM ile buluşan
Gayret diye çalışan
Elden ele dolanır
Gül misali donanır
Sonbaharda alacağı
Seferde bulacağı
Satır satır okunur
Dalmasın alacak
Durmasın gülecek
Sormasın bulacak dedi
MERYEM selamladı yürüdü
29 eylül 1983
MERYEM sözüne devam etti:
Ayran verene uğradık
Dost kapısından selam getirdik
Hekim ile oluşuruz
Ara ara buluşuruz dedi selamladı
MERYEM yolunda olan
Her kulunun yardımındadır
Gülelim, bilelim
Sevelim,sevilelim
Bilginin de sevginin de
Özü vardır dedi MERYEM
Selamladı yürüdü
4 ekim 1983
MERYEM söze geldi:
Al elma dalda sevilir
Ele gelirse soyulur
Darda kalan bilinir
Olmayana bölünür
Çevreyi açacağız
Dar yolu geçeceğiz
Yardan yolumuz bildik
Güçlüğü çözeceğiz
(?) Yargıcın eşine
Dağdan aldığın yaprağı
Suda bulduğun gibi gör
Değişen değil
Gelişeni göreceksin
Kapalı kapıda duracaksın
Eğildiğin anda açılacak
Aşacağı mertebedir
Eğilmek şarttır
MERYEM ‘den bildiğini
Oku gör
Allah’ım senden razı
Sen de Allah’ımdan razı ol dedi
MERYEM cümlenizi selamladı, yürüdü
07 ekim 1983
Geldim söz diledim
Her destede
O’nu saydım diyene
Komşudan öğüt bekleyene
Komşunun vereceği
Her kulunun
Yapıda kapıda göreceğidir
Bilse bilmese
Sevgisiyle saracağıdır
Kayguya yer yok
Üzüm yesin denilir
Yerden gökten
Demde oluşan söylenir
MERYEM sözü bağladı
Yahya Dost’a götürdü
Sözde özde bitirdi:
ll ekim 1983
Bir bulut gördüm kar gibi
Bir hırka ördüm dar gibi
Bir ömür sürdüm zor gibi
Ne bulut önledi
Ne darlık ünledi
Ne zorluktan inledi
MERYEM gönlünü verdi
Allah Allah diyerek
Gününü yeniledi:
Aldığım her selamı
Oğul adına bildim
Dileyen her kuluna
Böldüm böldüm
Her yavruya güldüm
Her zerreyi sevdim
Analıkta özümü buldum
Kollukta sözümü verdim
Katıldığım her sohbette
Çağırıldığım yerde oldum dedi
Gönülden gönüle akan selama
Cümlenizi ortak etti
Mümin olan bilir
Yerinde gelişir
Yavrusu ile bilişir dedi
MERYEM selamladı
......
(Resim verilir: Hz. MERYEM)
Dost eli dost dilinde
Dost sözü dost gülünde
MERYEM selam getirdi
Resim dedi bitirdi
12 ekim 1983
MERYEM’e sorarsan elindekini
Der ki;
Vereyim gönlümdekini
Can ile Cananı buldum birledim
Dağı taşı aştım terledim
Bilen olduğuma şahittir
Bilmeyen dostluğumdan eksiktir
Yoruldum diyenle
Ağaç altına oturdum
Yoğun gelen bilgiden diledim
Kotardım
Aşacağımız köprüye
Ne ölçü ne alçı verir
Gönül her an aldığı ile
Birliği bulur dedi
MERYEM selamladı
......
MERYEM geldi sözüne
Dedi; Vurma özüne
Gül gelecek sözüne
Selam dedi yürüdü
16 ekim 1983
Ne doğu ne batı gerçeği silemez
Ne güzel ne çirkin kainatı bölemez
Derdim var deyip
Her olaya göz kırpan
Günde güneşi bilemez dedi
MERYEM söze geldi:
Diz dize oturduk
Dünya sözünü bitirdik
Eliniz emeğiniz dedik
Verilen her görevi
Anında yitirdik
Saklanan sahipsiz midir? denilirse
Asla! diyelim
Bilelim ki her yaratılan
Allah’ımın var ettiğidir
Bilmeyen ise
Nefsinin kör ettiğidir dedi
MERYEM selamladı
28 ekim 1983
Kapalı gelmez kapı
Dayanan bulur yapı
Açıldık gideceğiz
Dileyen her sürüyü
Güdeceğiz dedi
MERYEM sözü aldı:
MERYEM sözü aldıysa
Cümle adın bildiyse
Eyvallah diyeceğiz
Manaya yönelenin
Yolunda yerinde
Dost varsa serinde
Kalmasın soruda
Her alan bilecek
Çağrıya uyacak
Dost kapısın arayan
Halde var mı? diyene sözüm
Mayaya su katarsan eylenir
Un katarsan boylanır
Yozdan söz edersen huylanır
Yazan ile alacağız
Gezen ile kalacağız
Arayan ile bulacağız
Aşkı ile dolacağız
Kuma yolu açalım
Gölgeleri seçelim
Siret verdik seçelim
Bizden sizden alanlar
Hacı Bayram diyenler
Sofrada aş yiyenler
Yerden göğe niyazımız yerindedir
Yol diyen yorumdadır
Gideceğiz Hamza Dost ile
Dilenmeyen her olayı
Sırtımızdan atacağız
Dilenen kolayı
Cümle ile paylaşacağız
Allah’ımın izni açıktır
Verilen görevde
Gerçeği bulacağız
Seçmeden seçildi isek
Allah’ıma şükredeceğiz
MERYEM sözü aldı:
Bayram ile yürüdü
Hamza Dost ile sergiye koydu
Yapraktan yaprağa çiçekleri saydı
Dedi ki;
Açılan kapıda gördüğümüz O’dur
Kurulan yapıda bulduğumuz O’dur
Sebeplere dayandık
Yaratana güvendik
Bilgimizi savunduk
Elbet her an
O’nun ile bir olduk
Nerde nokta koyalım? desem
Diyeceğiniz; 'Sonsuza'
Nerde O’nu andı isek
Ufkumuz sınırı siler
Görgümüz dumanı böler
Yolda giden her kulu
Gönlünde olan ile bulur
Sevgisi ile olur
Öylece kendini bilir
31 ekim 1983
Dumanı almadan bil
Olanı olduğu yerde gör
Hakk kapısı açıldı
Düşünme gir dedi
MERYEM sözü aldı:
Yağ verdik yağcıya
Sorduk dediler; Zeytinlik nerde?
Dedim; Şifa verir her derde
Aldığın günde bulacaksın
Olduğun halde kalacaksın
Gece bitti güne güleceksin
Sağır olan duyacak
Kör denilen görecek
Bilmeyen dil söyleyecek
De ki;
Allah’ım dayanacağım
O’na uydum uyacağım
Gaflet bitti soyunacağım
Ne derlerse desinler
Meyveyi piştiği anda yiyeceğim
Gayreti bildim dersen
Hayreti sileceksin
Dört yana döndüm dersen
Kendini bulacaksın
Dayanmaya niyet kuralım
Cümlemiz O’nun ile olalım
Sahip olduğumuzu değil
Sahibimiz olanı düşünelim
0l kasım 1983
Altın bağladım söze
Güzel bekledim göze
Cümlemiz geldik dize dedi
MERYEM söze geldi:
Bağladığın düğümü çöz
Bildiğin yolu çiz desem
Ne çözen ne çizen sen değilsin
Allah’ım her olayda
Kulunun hayrına olanı yazar
Gölgede olan kuluna ayna tutar
Değişen düzene ayak atsın
Dost kapısını sıkı tutsun
Desin ki;
Tuzunu veren tozunu da siler
Dağılanı bilmeyen söyler
Darda değil zordadır
Doğruyu bildiği yoldadır
Çevirsin düşünü
Çağırsın yoldaşını
Derde düştüm demesin
Acı aşı yemesin dedi
MERYEM yoldan çağırana
Sözü bağladı
Dört yola söz verdik
Dört hale diz koyduk
Çağırdığın an yanında olduk
Men dili yanında bulduk
Dedik ki;
Senden benden sorulsa
Hamur susuz yoğrulsa
Yolumuz bilinmezdi
Bilinse de bulunmazdı
Tuzun komşuda değil
Sözün karşıda değil
Hak adına sen de eğil
De ki;
Bilinse bilinmese
Dost kapısındayım
Doyuma gönül verdim
Post yapısındayım
Ne orada ne burada
Allah’ım her yerde
Gelir kuluna her derde
Dayanacağım dedim
Bilenden sordum;
Yazana mı uyayım,
Yoksa yazmaya mı çalışayım?
Noktayı dahi bilemem
Ben doğrudan kalamam
Ayran dolu içeceğim
Yapının ötesine geçeceğim dedi
MERYEM selamladı yürüdü
3 kasım 1983
Bağlara girelim mi?
Üzümleri derelim mi?
Hizmet dilenir
Sergiyi kuralım mı?
Dost sofrası açılır
Bir bir gelenler seçilir
Hay dedik girdik söze
Yapıda durduk uyduk öze
Ne çağıran yanıldı
Ne olumsuz anıldı
Beklenen günden
Birbirine eklenen andan
Ayrı kalmadık dedi
MERYEM cümlenizi kutladı
Mavi rengi severim
Yeşil renge gülerim
Her birine uyarım
Ne deseler duyarım dedi, selamladı
l0 kasım 1983
Yunus’un sözünde
MERYEM’in özünde
Var edilmişliğin mutluluğu görülür
Her kulu madem ki var edilmiştir
Mutluluğunu bilmelidir
(?)
Ne az ne çoktur
Allah’ım ayırmaz
Kulunu kayırmaz dedik
Her an sözümüze
Niyazımızı ekledik
Asla şüpheye düşmeyiniz
Ne gelirse şaşmayınız
(?)
Gölgeyi sildim diyene
Geçmişe asla dönmedik
Ne dedi ise
Gayrıda olanı silmedik
Yapıyı kuran O’dur
O’ndan gelen hayırdır dedik
Derdest olduk bekledik
Niyazımız cümlenin
Hataya düşmemesi idi
Olayı bilgisiz deşmemesi idi
Taşıdığımız yüke taş atmaması idi
Dayandık güvendik
O’nun dostluğu yeter dedik
MERYEM ile anıldık
Oğul ile övüldük
Sert geleni ovduk yumuşattık
Mert geleni övdük
Dağılanı topladık dedi
MERYEM selamladı
24 kasım 1983
Gönülden alıştık
Dert denilende konuştuk
Sert geleni ele aldık
Yoğurduk, sıyırdık
Gelen güne ipliği eğirdik dedi
MERYEM söze geldi:
Komşudan aldığına
Komşuyu şahit tutma
Bildiğin gerçeğe
Olumsuzu katma
Uyacak, duyacak
Gerçek ile dolacak dedi
MERYEM cümlenizi selamladı
27 kasım 1983
MERYEM sözü alırsa
Günde yola gelirse
Dayandığın Yücedir
Ettiğin söz gecedir
Güçlüğü yeneceğiz
Gerçeğe döneceğiz
Aşkı ile yanacağız
Yol deyip duracağız
Yol dilenir Yüce'den
Nasip gelmez geceden
Atalım kayguları
Katalım duyguları
Bir bir geldik söz diye
Biz okuduk öz diye
Kalmadık niyazdan
Almadık ayazdan
Dost kapısı güldürür
Kayguları kaldırır
Güzel hali oldurur
29 kasım 1983
MERYEM der ki;
Dört ucunu birleyemezsen
Konuya gürleyemezsin
Kendine güvenmesen
Olayı zorlayamazsın
Önce Hakk adına yol dile
Kendine Hakk adına güven
Güvendiğine inandığın an olayı zorla
Elinde kalacak
Bağdan gözünü alan
Olaya gülecek
Verim sendedir
Sorunu sende kalmasın
Niyazına eklersen
Zorluğu yenersin
Bekleyen, bağda üzüm alır
Beklemeyen, kütük ile kalır
Doğruya yöneldiğin
Geyik misali güvendiğin bilinir
Korkuya yer etme
Konuda taraf tutma
Gerçek ne ise olduğu gibi
Bildiğin kadar yer ver dedi
MERYEM selamladı
01 aralık 1983
Allah'ım razı olsun
MERYEM yola her dileyen ile çıksın:
Dayandığımız yerde
Dilediğimiz güçte ağacı bulduk
Topluca gölgesine geldik
Meydan; o ağaçtır
O ağacın gölgesidir Resulü dedi
Rabia ile MERYEM selamladı
......
MERYEM söze geldi:
Cümlenin yardımında olduğunu söyledi
Kar Hatun’un her anaya
Yardımcı oluşunda güzellik vardır
Çünkü analık zordur dedi
MERYEM her kuluna
Asla kaygu etmemelerini söyledi
08 aralık 1983
Tatlı aşı yiyelim
Yumuşak başı sevelim
Yuyan ile birlik olduk
Bardağa su misali dolduk
Çağrıya uyduk
MERYEM ile sohbete geldik
Dost sohbeti dost kapısında olur
Her kulunda verildiği hali bulur dedi
Rabia Hatun, MERYEM ile selamladı
23 aralık 1983
Allah’ımdan ne gelirse
Kur'ana verilendir
Elbet sohbetlerde
Sözümüz bilinendir
Adının değil yerinin değeri vardır
Yol, dileyenindir
Nerden gelirse gelsin dedi
MERYEM sözü aldı:
Dost yolunda birlendik
Olaylarda sırlandık
Öğüt versen diyenle
Şu sofrada gürlendik
Öyle ise verilen muteberdir
Hal ile, yol ile, söz ile, su ile
Günümüz aydın gelir
Her kulu sevgide birliği bulur
Sohbetlerimizde verilen
Mevlâna ile derilen
Sevgi bağının örülmesidir
Madem ki Rabbim öyle istiyor
Sevmeye her zerreyi mecburuz dedi
MERYEM cümlenizi selamladı
devamı
MERYEM(-3-)