1969-5

MEVLÂNA'yım ben! 

1 Demiryolu sabittir, tren üzerinden gider-gelir. ‘Ne demek?’ dersin. Su, RUH; tuz, beden. Ne var ki arınmış. Gidene-gelene, kendine taş atana, türlü duman bulanıp da ‘Yıkanayım.’ diyene, sıcaktan yanana kucağını açan kulun bedeni. ‘Sen-ben-O.’ dediğim budur. Sen tuz, yani beden; ben su, yani RUH.

2 Yol gösterici başkadır, arıtıcı başka. Mürşit yol gösterir, amma arıtamaz. O sadece kendisi arınmıştır. 

3 MÜRŞİD-İ KAMİL; hem arıtır, hem yürütür. ‘MÜRŞİD-İ KAMİL’i nerde buluruz?’ derseniz; deryada.

4 Duru su, yürütücü; tuzlu su, hem yürütücü hem arıtıcı. 

5 Yandığında deryaya atılacağını, paklığına katılacağını bildiği halde; kul cümle çöpünü, çok gelen katığını deryaya atar-atar. Derya şikayetsiz, her çöpünü atanın hatasını saklar, gine de ona geldiğinde seve-seve paklar; ‘Ne atarsa atsın, gine de sonunda bize gelsin.’ der. Cümlenize verdiğimiz, gönülleri arıttığımızdır.

6 Deryanın içinde, deryayı bilmeyenler, gönlü pak gözleri görmeyenler, ‘Göreyim.’ diye açmayanlar; HAZRETİ EBUBEKİR der ki: “Açmayan, AÇTIRMAYAN’a tabidir.” 

ALLAH’ıma emanet olasınız.

ALLAH’a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH