|
7 Nisan 1969 MEVLÂNA'yım ben! 1 Günden olmazsa, yoldan gelmezse, ‘ALLAH!’ demezse; müsaade olmaz, MEVLÂNA’yı
bilmez. Sabreden yanılmaz. Yanında oturdu, gönülden geçirdi, yuvanın sahibi ‘ALLAH'ım!’
dedi; ağızdan dedi, gönülden yundu, ‘Oldu mu’ diye bana sordu. Olmak,
kolay mı? Oldun mu, derim sana söylerim. Acelesi yok, tecrübesi çok. Geçersin
köprüden, gönül sırattan. Mani midir dünya işi? Yoluna acele yok, sabır
çok. Sunduğum; ALLAH'a yunmak, yol vermek, tecrübeden geçirmek. Sana
söyledim, sen hiç bilmedin. Yuvandan anandan babandan sordun. Ya yolundan niye
sormadın? 2 Gelen ALLAH'ın İZNİ’yle gelir, o da ALLAH’ı bilir, sorduğuna cevap verir. Gelenden şüphe etme, yoluna yudumuna hile katma. Oldurmaktır niyet seni, sen dilersen yolunu. ‘Sabır’ dedim, ben sana nasihat ettim; gönlünü gördüm, seni sevdim. Ömür yumağından düğüm çok geçmiş, hepsini sabretmiş açmış. O'nun ADI’ndan, yolundan, gönlünden, ALLAH’a olan bağından, muradı olan manayı bilmiş. Manadan maksat; yudumunu içtiği, yönünü seçtiğidir, o'nun yolunda şefaat dilediğidir. Adına uygun, olana uy. ALLAH'a olan borcundan diye yanma. ALLAH'tan yol diledin, buldun, ayrılma; yolun güzel, eğrilme; andın-yandın, ‘ALLAH!’ dedin dönme; gelenden gidenden şikayet etme. ALLAH'ın verdiği, o kula gönderdiği hayırdır. Ağızdan ses çıkarma. ALLAH'tan gelenden, yuvana gidenden, yudum sorandan esirgeme. Yolun doğrusu; ALLAH'ı bilmekle, verdiğini görmekle, maddeden çok manayı düşünmekle bulunur. ALLAH ondan razı olsun, duaları onun da yolunu aydınlatsın, ALLAH'ı anınca yüreciği titresin. Andı mı niyetini de bildirsin, ALLAH'tan dilesin. Dileği olsun, gönlü açılsın, dediğimden çıkmasın. ‘ALLAH!’ diyor yürekten, anıyor severekten. Kulun gönlü doluysa, ALLAH'ın kulu ise, yolundayım. ALLAH'a emanet olun, kötüye uymayın. Kötüden maksat, kara gönüllü. ALLAH'ı bilmeyen, ağızdan düşürmeyen, yudumundan almayan, kulun aklına giren, iyinin yolunu çeviren. 3 Muratlar hep ALLAH'tan. Yayan yürümek, yoluna girmek, dileğini
almak kuldan. ALLAH'ı bilen, yediğine şükür eden, yolunu çevirmeyen;
muradını alır, ALLAH'tan geldiğini bilir. ALLAH verdi ben yedim, O'na
şükürler dedim. Yediğini bilene, gönülden şükür edene; ALLAH
daha çok verir, ondan şükürler alır. ALLAH'tan geleni bilmezse, ‘Kazandım,
aldım, çalıştım, yedim.’ derse, ALLAH ne verir ona? Dert verir. Yanından
yolundan ayrılmayın, şükürden dilekten geçmeyin. Sonunu düşünen yolunu
soran bulur, ahirete varır. Dünya kısa. Ahirete hazırlık, manayı bilmekle olur.
Madde, kulu dünyaya bağlar. Yad edersen, ALLAH'ı dilersen; O'ndan murat-hayır
dile ki, sana ahiret yolundan mükafat versin, o yolda sevindirsin. Dünyada ne
verse doymazsın, ‘Daha...’ dersin. 4 Yumaktan sorulsa, mümin kul bilir. Ömür birdir, alına yazılandır. Yumak bitti, ömür bitti. Yorulan kim; GARİB mi, ben mi? Yorulmak kul işi. YARATAN bilir işi, yormaz GARİB’i, ona verir kuvveti. ALLAH'ın her işinin vardır bir hikmeti. GARİB yorulsa yazar mı, mümin kulu yanar mı? Onun ALLAH'tan kuvveti. AMİN deyin yürekten, YUVA’yı gülerekten. Geçirin gününüzü, anın her an ALLAH’ınızı. 5 YARATAN’dan her işe selamet dilersen; varırsın, dileğini
alırsın, gördüğünü bilirsin. 6 Sabır al EYYÜB’ten. Onu ALLAH'tan dile versin. MUHAMMET ALEYHİSSELAM’ın yakını EYYÜB SULTAN’dır. ALLAH’a ısmarladık. |