|
12 Nisan 1969 MEVLÂNA'yım ben! 1 Anında geldim. Yadan, nadan değilim. Yadan; ALLAH'tan geleni bilmeyen, yanından-yolundan gitmeyene denir. Dağlara deniz YUVA geniş gelir. Dağ yavaş çıkılır, deniz yudum içilir. ALLAH verince, nasip edince; dağ da koşulur, deniz de geçilir. Çok aceleci, sabırsız. Birden içilmez, sonra boğulur. DEDE’nin dileği, kula yön vermek, yol göstermek. Yoluna girdin, yönünü buldun, ne dilersin? Dileğini aldın. Daha nice kullar yol arar, yön sorar. ALLAH sundursun. Gelecek günler, dönecek yönler. Gam etme, YARATAN’ı bil. Sana mükafatını verdi, gönlüne sundurdu. Sabret, bekle dedim, yundum. Yanarsın diyorum. Dayan YARATAN’a. Korkma yakmaz, seni kavurmaz. ALLAH'ına AŞK’ına an, yudum iç. Yolunu buldun. 2 Olmak kolay değil. Olmayı değil, yunmayı düşün. Olmak,
senin bileceğin değil. ALLAH'ın BİLİR, olan kula ALLAH
bildirir. Yumak mümin yuyar, gönül koyar. Ama, sabır eden yumak; umut
değil, sabrının mükafatını görür. Sen de bekle, kalbini bozma, yolunu
yönünü çevirme. Alırsın, mükafatını görürsün. Kul anında görmez, ‘Ver bana.’ demez;
ALLAH'a niyaz eder. Olduğunu-dayandığını ancak ALLAH görür; uygun
niyaza ALLAH İZİN verir, dileğinize kavuşturur. 3 Andın, aradığına ne deyim? Yuvana çağır geleyim. Gönülden çağır. Olacağı sen bilsen, dünyayı bilirsin. Sana, ‘Gönül yudum içince yunulur.’ dedim. Yudum içtin, ‘Gel bana.’ dedin. Seni ben çok ararım, gönlünü bilirim. ‘Sana yolunu duran kim, yazdıranı gösteren kim DEDE’m.’ dersin. Bilmezsen, doymazsın, ‘Yanımda olsun her gün.’ dersin. Dayanamazsın gelsem yanına, versem gönlüne. Ateş yavaş verilir, kıvılcımla yakılır. 4 Adarsın-ödersin, namazını kılarsın, ALLAH'tan dilersin, sabır istersin.
‘Yola girdim, gönül verdim, gam yemem yolumda gelene. Beni YARATAN’ım yarattı,
suyundan nasip etti. Şükürler ederim. Dayandır beni YUNAN’ıma. Mani
değil muradım. ADI’na YOLU’na, gönül verdim ALLAH'a. AŞKI’ndan bana da
verdi, seni yoluna beni yetiştirdi. Sevinçliyim, mutluyum, anacığımdan
çok ona bağlıyım. ‘Damarımda kanım aksa, yerine ateş gelse, dayansam.’
derim.’ Gönüldeki kıvılcım yanar, büyür, büyüdükçe yayılır. 5 Manadan, sonuna kadar ona mani yok. GARİB’e mani değil. Sulardan geçtin, mümin kul oldun, ALLAH'tan bildin. Sudan gönül köprüsü kuruldu, muradımız oldu. Dayandı, sabır etti, duasını aldı, mükafatını gördü. 6 Sudan-undan-hamurdan dedim size. Unu elenir, hamuru yoğrulur,
şekil yapılır; kul tecrübelerden geçirilir. Senin beklediğin ne?
ALLAH'ın DEDİĞİ olur, dileyen bulur. ULU’na dayandın, gönlünde
duydun, aklına geldiği an, yanında bildin. ALLAH ayırmasın. AMİN. 7 Ne güzel ALLAH KELAMI muhabbeti yapıyorsunuz. Sana ben bunun için geldim, AŞK’ınızı ateşledim. ALLAH cümlenizden RAZI olsun. 8 Yunmaz dedim, sabır etmezse kulağını çektim. Sabır yine sabır
derim. ‘Yol.’ dedim geldi, ‘Dayandım.’ dedim sormadı, inandı, doğrudan eğriden
şüphe etmedi. 9 Maninin olduğu yerde yol kapanır. YARATAN’a sığınan, maniden korkmaz. Dayandığı ağaç mani bırakmaz. NUR’dan YARATTI, ALLAH yol verdi. Mümin kul ‘MAŞALLAH.’ der; yanmayan, kem nazar atar, nazarı baktığını tutar. NUR’a inandık, nazarı gördük, günahkar kuldan ne bekledik? Baksa ‘MAŞALLAH.’ dese, muradı hayır olsa. Oldurmaz, suya gider doldurmaz, ALLAH'tan hayır dilemez, yolu münasip olsa ‘Oldu.’ diye sevinmez. YARATAN, o baktı diye öldürmez, ona muradını tez vermez. Onun gönlünü ölçer. Üzülen mümin kuldur. Olsa deniz derya, mümin kul geçer, sular ateş olsa içer. Ateşten yanmaz, gönül doymaz, ALLAH AŞKI gönüllere sığmaz. 10 DEDE’nin sevgilileri. Hepiniz beni, ben hepinizi severim, sizleri
yoluma ben getiririm; yön verdim, hepinizi ALLAH'a emanet ederim, mananın
güzelliklerini görmenizi dilerim. Mana; mümin kulun gönül gözünün
gördükleridir, hakikat alemidir. Anarsan yanarsın, gönülden anında geçersin.
Suyumuz yolumuz bir, YUVAMIZ yönümüz bir. ALLAH'a gönlümüz açık, aydınlık.
Yandık, ömürden geçtik, ahiret dedik gördük, murat aldık. ALLAH, sizlere de
nasip etsin. YARATAN’a sığınan bulur, yanına varır. 11 Anlatsam GANİ’den, YM der size söyler. ULU’dur yolu, doludur gönlü. Gelse görse dayanmaz, fani olan söyleneni bilmez. Ağaç desem, yaprak desem, ‘Nasıl?’ der; dur desem, murat al desem, ‘Ya madde olsa, ya yuvaya gelse?’ der. Ağıza gelse gönülden geçse, yeter. Fani kul, dünyada yunulmuş göçmüş, ahirette yer alır. ALLAH verdiğini bilir, dileğini kula gösterir. Söz yetmez, gönül doymaz, fani dayanmaz. Dersin, ‘Ben de geleyim.’ Gelir, zamanı olur, olduğu zaman, mümin kul bulur. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH |