10 Ağustos 1969
MEVLÂNA'yım ben!
1 Münasip yol dileyen, yumağını yola uyduran, suyu bulup yudumu içen,
madde dileyip maniyi soran, ‘Muamma çözelim.’ diyen. OMAR der ki: “Yumak
sararken, yolu ararken; HAK SÖZÜ’nü bilesin, doğru yolda olasın. Geldiğini
bilirsen, YUNUS’un dediğine gelesin. ALLAH'tan geldik, O'na gideriz; SÖZÜ’nü
bildik, O'na uyarız. Bilmeyene şaşarız, görmeyene bakarız. Görülmedik
ne var ki? ALLAH'a döneceğiz, O'na varmayı gönülden dileyeceğiz.
Murat dilediğine olur.” dedi.
2 Ben de dilerim, kul gönlü olsun dilerim. ALLAH'ın DEDİĞİ
olur. Senin dileğin; duvar örülüp, gün görülüp, gönül açılıp ALLAH'tan
dilendiği gün olur. Tuna’nın doğusu, duvarın ötesinde kalır. Dağılmasın
aklınız. Duvar ötesinde olanı merak edersiniz, bilene sorarsınız. Bileni
bulursan, amade olursan; yumağı bitirdiğin gün, duvarın ötesini
görürsün.
3 Düşündüğünden şüphen var, olamayacak diye. ALLAH'ın
yuvana verdiğini az mı dersin? Gelen-gülen sen değil misin? ‘Yeter.’
der mi kul, dünya bir okul. Gelene daha ekle, canın isterse bekle. Dünya
nimetini, yuvanın hikmetini düşünsen; sana var mı faydası? ALLAH
düşünsün.
4 Dağınık aklın. Düşündüğünden şaşma, gülen her
kula bakma. Gönülden gülsün, yolunu bulsun. Ağızın yoludur, gönüle gider;
kulaktan alınan, niyeti bozar. Danıştığın yol, gününden sorar, vaktin
alır.
5 Amade olmak güzel, ALLAH’ımın EMRİ’ne. Ne güzel gördüm yolunu
soranları. ‘Nasıl bir kulum?’ deyip mertebe soranları. Maniyi kaldıran, gönlünü
açan cümle kullar; ALLAH'ın “GÜZEL KULUM” DEDİĞİ’dir. Kullarını
SEVER; dününü, gününü, yarınını. Cumanın geçtiği, gayenin seçtiği
yoldan gidiniz. Gönlünüzü açtınız, ALLAH'ın SEVGİSİ’nden niye
şüphe ettiniz? ‘ALLAH’ımın kuluyum, maniden korkuluyum.’ dersen, şaşarsın.
Korkun olmasın, duman dolmasın, ALLAH'ın yanında mani durmasın. ALLAH
şüpheci kulunu sevmez, ALLAH'ın verdiğine şükretmeyen kulunu da
sevmez.
6 Mana dileyelim, yolunu soralım. Gönlünüzü ALLAH'a bağlayınca, geleni
bilince; doğruluktan şaşmazsın. Yumuşak görsek, YUNUS’un
gönlüne uydursak, sabırdan bir katre alsak, kulun gönlüne versek; biz de huzur
buluruz. Maniyi ALLAH verir, ALLAH gönlünü görür. Gönülden uyan alır, ALLAH
mükafat verir. O kul ne güzel kuldur. Yanınızda olunca, maniden mani kalınca;
yumuşak gönül dilerim, ‘ALLAH cümlenize versin.’ derim. Cümlenize selam.
7 DEDE selam aldı, huzura vardı, cümlenizin dileğine duacı oldu.
Senin dileğin sana dar gelir, olanı düşünsen biraz zor gelir.
Düşünme dünya işini, o da pişirsin aşını. Duman, yumak
sararken dağılır, her kul olanı görür. YUVA’ya geldin, dumanı YUVA’da
bıraktın. Bizim olsa, yolu sorsa, sudan içse; düzelir, münasip yolu bulur.
Yanındaki doymadı. Duacıyız dileklerinize dedim. Cümlenize dedim. Günümüz diyen,
duayı bilen okusun; ‘ALLAH'ım.’ desin, dileği olsun.
8 YUNUS der ki: “ALLAH’ı andım, suyu içtim; ALLAH'ı andım, nefes aldım.
Daha ne diyeyim, ne dua öğreteyim? ‘ALLAH.’ diyen yürekten; O'na varır,
yolunu bulur.” YUNUS her an ne okudu? Andı, ‘ALLAH’ım.’ dedi; ‘ALLAH'ım.’ diye-diye,
ALLAH’ıma vardı.
9 Gönül almak yolumuz, kul ayırmak arımız. Gönüller açık, ayırmak
dilemeyin. GARİB’i ömür yolu ayırdı, biz ayırmadık. Ayırmaz ALLAH'ım da
kulunu. Meğer ki kul ayırmasın yolunu.
10 ALLAH'ın, dileğini vermesini dilersen; sabır göster, duman sokma
araya. OMAR der ki: “Dünyanın selametini, kulun kelamı bozar; günün saadetini,
kulun dumanı bozar.”
11 Yazıyı yazdık, resimi verdik.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH