|
23 Ağustos 1969 MEVLÂNA'yım ben! 1 Döndük durduk, anında geldik, gönül yolunu gördük, duanı aldık, AMİN dedik. Andığın kişi, merhamet işi. 2 Güğümü düşününüz. ALLAH'ın DEDİĞİ olur.
Ağlarsın durursun, gönlünü doldurursun duman. Söndür alevi. ALLAH GÖRÜR,
dileyene verir. Kuldan değil, ALLAH'tan bekle. 3 Dediğimi gündüz dersin, gece gönülü üzersin, durmadan duman yaratırsın. ALLAH'a dua et. ‘ALLAH'ım.’ de, ‘SANA sığındım, huzur diledim. Dileğimi hayır yolunda versin diye bekledim.’ (Resim
verilir: NURİYE HATUN) 4 Düşün yaşadığın günü, yumaktaki düğümü vereni. ALLAH açtırır, sebep verdirir. 5 Altın, ALLAH YOLU’na; gümüş, dünya kuluna yarar. Altın yolunu
ALLAH bilir, o yolda gideni O görür. O'na gideni, sen ne bilirsin? 6 Sen düşündün, ayrılmayı sordun. Yuvayı bozma, olacağı bekle. Huzuru kendin yaratacaksın. Durumun yuvanın devamına mecbur olduğunu gösteriyor. Zevk almayı, uymaktan ders almayı düşün. ALLAH'ın vereceği, sorduğun kulun pişmanlığı; senin ona uyduğun gün görülecek. Yunduğun gün değil, andığın gün olur. Aramak, senin gururunu kırmaz. Mani mümin kulun yolunda durmaz. ALLAH'ın verdiğini, kul geri çevirmez. Dinle sözümü. Güzeli kim bulmuş, dünyada kim ‘Aradığımı buldum.’ demiş? Amade olduk, ‘ALLAH'ım.’ dedik, kadere boyun eğdik. Düşünüp dert etme, her gördüğünü mesut bilme. Derdin çeşidi olur. Kulun gönlü etrafıyla açılır. Sıkıldığın dumana boğulduğun gün; ALLAH'ı an, tespihi eline al, duanı et. LAHAVLE çek. Kuruntun gider, manin ortadan kalkar. 7 Dama taşı olanda, durmadan dolaşanda; güzel günü bulanda,
geçeni unutup, gününü gün eden. Annenin gününde yaşadı, annene ‘Arkadaş.’
dedi, danıştım adını ‘NURUYE’ dedi; gönlünü-yolunu ALLAH'a verdi. Umarım
ki duyurur, senin kaderini ona uydurur. YARATAN GÖRÜR, gönül güzel olana tez
verir. Bekle gör. Sabır, sükunet sun. ALLAH’a ısmarladık. |