11 Kasım 1969
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hoş gördük, çünkü niyete uygun olana yol verdik. Güzel günün
gecesi, RAMAZAN’ın gelişi. Yolu münasip olan, alemlere dolanlara kutlu
olsun, mutlu geçsin.
2 ‘DEDE’m’ deyip gelenler, ‘Kutlu olsun.’ diyenler; iki alemde insan
alsınlar, yumuşak yolu bilsinler, merdiveni çıksınlar. Merdiven soranı
duydum. Alim, yuğan yoludur. Alim nedir? ALLAH’ını
bilendir, borcunu ödeyendir, ödeyemedim diye üzülendir.
3 RAMAZAN’ın şerefi; sofrasında oturmak, verileni tanımak. ‘Olmuyor.’
diyene sözüm, oldurmaktır asıl olan. Olanı yapmak, maksada erdirmez. Nadide gün
sayılmaz, o günün şerefine nazar edilmez. Gününü gününce yaşamalı,
orucunu tutmalı, bayramı yapmalı. RAMAZAN senin, bayram benim olur mu?
Çocuklara günün tadını tattırmalı, o yolda eğitmeli. Günü gelende,
yuvasını açanda, o da aynı yolu tutsun. Orucunu tut hafiflersin, bedeninin CAN’ına
kira borcunu ödersin. Niyazını ALLAH'ına cümle kulları için eden; bizlerin de,
olumu olmamış, hamuru yoğurulmamış olan kulları da ferahlatır.
4 OMAR der ki: “CEMALİ’ni gördük, gönülden yandık-yandık,
deryalara daldık; yanmamış, CEMALİ’yle aydınlanmamış kullara da
el verdik. Danışanı çevirdik, ‘YA ALLAH.’ dedik, RASAMAZAN ayına girdik. Girdiğimiz
gibi çıkalım, yeni yıla bakalım.”
5 Güneş yuvaya doğsun, aydınlığını vursun, YÜCE’den ışık
alsın, sevinci daim olsun.
6 Anmak, ALLAH'ı çağırmak, kitap okumaya benzemez; güzel yol bulan
yanılmaz. Münasip niyet, münasip yol bulur.
7 Elinizi açınız. ‘Aya baktım, oruca niyet ettim. Niyetimi ALLAH'ıma
sığındım, amade oldum, yol diledim, gayret istedim, yuvamda sükunet
bekledim. RAMAZAN’ım mübarek olsun, cümleye hayır getirsin. Benim yuvam, ALLAH’ımın
emaneti; benim sofram, ALLAH’ımın bol nimeti; benim yaşamam, ALLAH’ımın bir
HİKMETİ. Cümlesine şükürler olsun, ALLAH bana kuvvet versin.
Bana versin diledim, cümleyi de istedim. Günümüze-ayımıza-yılımıza bereket,
yurdumuza selamet. AMİN.’
8 Niyetler kurulunca, dualar edilince, ‘ALLAH'ım.’ deyince niye olmasın,
günü gelsin bulmasın? ALLAH'tan dile, hayırsa niye vermesin, kulundan
esirgesin? Sebep olana ALLAH sundursun, kötülükten ayırsın.
9 Kul diler, ALLAH verir, niyaz eden alır. Münasip yol niyetine,
düşeceksin hayretine. ALLAH’ımın yolunu, açtım elimi, seçtim kulunu.
Diledim, gönül yolunu gördüm. İman yolu açanda, kul hayrı seçende, ‘Yudum
tatlı.’ diyende; NURU’nu alan, yumuşak olur, olmuşu-dolmuşu
gününde bilir. ‘Umduğum yuvamda, sevdiğim gönlümde.’ der.
10 Yavruyu gördüm, ‘Gülüm.’ dedim. Gül kokusu alsın, ömrü uzun olsun,
nasibi bol, manisi kıt olsun. AMİN.
11 ALLAH'ın her işi, şaşırır kişi. Fani kul bilmez,
olan hesaba akıl sır ermez. Mum olmuş, kandil yanmış; kul
gelmiş, dilek demiş, olsun diye istemiş. Yol münasip olur,
dilekler yerini bulur.
12 Ağaçlar köklenir, dalından yaprağından ballanır. ULU’nun
yardımını gören, ALLAH’ını tanır. ‘Yalan dünya.’ demeyin, gününüzü
yaşayın. ALLAH yarattı, sizlere verdi. Nasibinizi alın. Yalnız,
şükretmesini bilin.
13 Sorduğun kulun yudumu verildi. Dünyada çilesi örüldü. Büyük sözün
cezası verildi. Yumağı düğüm-düğüm sarıldı. Ahirete münasip yolu
kaldı. YARATAN sözü sevmez. Asi olana niyetini vermez. Dünyada ödedi, ahireti
buldu. Yudumunu damla-damla içti. İçti açtı, yolu seçti. Gümüş yolu
bıraktı, altın yola geçti.
14 Ağlamak; yudumu arttırır, yolunu açtırır. Yeter ki gidene
değil, yoluna ağlansın. ‘ALLAH’ım.’ densin, gönülden yansın. Yansın-yansın,
dönsün dursun. Pervane olsun. Olsun ki görsün, görsün ki yansın. Yandık,
‘ALLAH.’ dedik, mertebemizi bulduk. Kulun mertebesini veren ALLAH, gören ben.
15 Gördüm. Danıştı, suyumdan içti, yalan dünyadan göçtü. Sordum ‘YM
midir?’ Dedi; ‘Oldu buldum, dualar aldım, kul gönlü ettim. Gönül kırmak
güçmüş, dünyadan göçmüş olan bilmiş.’ Ama gine de gönül
almış. Aldığı gönül, kırdığından çokmuş. Orası burasına
benzer mi? Namazını kılmadan gider mi? Duasını etmeden verir mi? Gönül yolu
uyanlar, mertebesi bir olanlar buluşur.
16 Kuldan değil ALLAH’tan bekle; olsun, dileğini versin. YARATAN
dilerse oldurur, maniyi kaldırır. Neden ‘Acaba?’ dersin?
17 Yufkanın oluşu hamurdan, hamurun oluşu un ile sudan. YM
olunca, tarla buğday verince; YM olur, hamur da yufka da senin
düşündüğün de. Tarla buğday vermiş, un olmuş; un ile
su, hamur olmuş. İş yufkaya kalmış, daha ne dilersin?
ALLAH’tan ne istersin? Olsun diye dile. Ham elin açılışına değil,
olgun elin açışını bekle. Ham el harcar, olgun el yerini buldurur.
18 Benden günün kanısı, sizden ALLAH sevgisi. Yanılanın yanlış
düşünenin kaygısı.
19 Dünyanın duruşu, sevgili kulun orucu makbuldür. Gün münasip, duman
yok, yumakta hiç düğüm yok. Yumak sararken kul hatasız olmaz. Gönül
kırmazsan, doğrudan şaşmazsan; affedilirsin. Mümin
olmuşsun, yolu bulmuşsun, REHBER almışsın; hata mı sorarsın?
OMAR der ki: “ Sebep olana ALLAH sundursun, kötülükten ayırsın.” GARİB,
sen hoşsun. Sabır yuvana selamet getirir. Sabır ettin, dumanı
dağıttın, Buldun, mümin kul oldun, SAMANYOLU’ndan nasip aldın. Yıldızlar
kümesi, mümin kulun hazinesi.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH