6 Aralık 1969
MEVLÂNA'yım ben!
1 NURU’nu almak, İZNİ’nden vermek gerek YÜCE ALLAH’ımın. Deme ‘NUR’u
yok mu?’ Yumuşak olanın, yolunu bilenin; NUR’unu yüzünde görürsün.
2 İZİN geldikte, ALLAH verdikte, yazmak kolay. Olmuşu
unut. YM. gün münasip. Yumuşak niyet kur, yardım gör. Yüzü NUR’dan, gönlü
kardan, ULU’su PİR’den çocuk. GANİ’nin. YUNUS’un mümin yüzlü anası.
Yumuşak yol niyet etti, YUVA’yı buldu, YUVA’da NUR gördü.
3 Ummak, yolunu bulmak; kulu yumuşak eder. Yavrunun rüyası güzel.
Bilmez, sırrını çözmez. NUR’unu görenin, yolu düşer. Çocuk yumuşak
gönülle görür. Anında olmaz, yol verir bilmez. ULU kişiler korur yavruyu.
Niyazınız ALLAH KATI’na varır, nidası çocuk kulağına gelir. Sevinin,
duanızın kabul cevabıdır. Çocukla gördüğü kişi YUNUS’un anası, yumuşak
niyazı. Güzel yol gördü, ‘Gönlü kar.’ dedi, yanına vardı, onu sevdi, çocuk
genişletti.
4 YUNUS der ki: “Anamın sevgisi çocuk yuvası, çocuk sevgisi yolun
yarısı. Ömrünün yarısını çocuk sevmekle geçirmişti, duasını çocuk için
etmişti, mertebesini çocuk için bulmuştu. Gezer, çocuk görse niyaz eder, miyarını çocukla ölçer. YUVA’ya
gülmüş ne güzel demiş, NUR’uyla gelmiş, muradın olmasına duacı
olmuş.
5 Nimetin ALLAH’ımdan verilişi, ezanın minareden okunuş,
almaktan-vermekten geçmeyi bilişi, kulun gönlü, yönüne koyar. Yardım
görene ne mutlu, yardım edene ne mutlu. Mutlu ki, NUR’lu kula niyazını bildirir,
yolunu gösterir. OMAR der ki: “ ALLAH'ım her işi hesaplamış, kulun
düşünmesini kolaylamış, bütün yükü üstüne almış. Ne mutlu o kula
ki, ALLAH’ın KATI’nda vazife almış. ALLAH’ımın işini değil, kulun
yolunu kolaylarız. Vazifemiz, kulları için.”
6 Ölümden korkanın, suçunu işleyenin duası geç kamasın ki; içine
korku düşmesin. Düğünden söz edelim. Yarın gece duamız secdemiz, g
ile ibadetimiz bol olsun, ALLAH nasip etsin. Dileyen gelsin, YM olsun. Yarın
semadan inmişse MELEKLER, ALLAH'a bildirilmişse dilekler, YUVA’ya
gelen cümle misafirler, alemden gelenler, dualarınıza dualarını eklerler.
7 Senin benim değil, ALLAH’ımın. O'nun YOLU’na açtın, yalandan
kaçtın. YUVAMIZ yumuşak gönlümüzü ALLAH’ımın kullarına açtık.
8 Miyarının YM olduğu, yüzünün NUR’undan görülür. Namert kula cezası
tez verilir. Dumanın dağınık. Anmak gelir içinden anarsın, yanındayım
bilmezsin. GARİB’in yoluna bağlısın, olumun öyle. GANİ’den sorduğun
olur, ‘Yuvanın nasibi açılır.’ der. ‘ALLAH'ım oldurur.’ derim.
9 Hayır yoluna dua edin. YAZAN bozar, güzel gün gösterir. Yanılmayın şaşmayın,
gönle duman koymayın, düşmezsiniz. Üzmeyin üzülmeyin, kaderden
bahsetmeyin. Şeytana ortak olmayın. Kötü diyen bulur, iyi diyen görür.
10 Günün dengi bir olmaz, günü güne uymaz. Sevindiğinde şükür,
üzgün günde hamd. Hamd ki, daha kötü değil. ‘Dert demeyen?’ dersin,
derdini dökersin. Kime? Kul sana ne etsin? ALLAH'a et ki, derdinin dermanını
versin, maniyi kaldırsın, maniye yol açsın. Yürü açıldı yolun, boşuna sallama kolun,
ALLAH doldurdu elin.
11 GARİB’ine derdine, gülsün MELEKLER niyetine. Gelsin naneyi alsın,
sunduğum yazıyı koysun. Anmak, yol bulmak dilerler, nasibini sorana söz
isterler. Nimeti, GARİB bildi. Nasibini alsın, ALLAH İZİN
verirse olsun.
12 YUNUS der ki: “YUNUS’un dileğini, halk için isteğini
vereydi ALLAH; kul için cennet olurdu dünya.” YUNUS söz diledi, geldi: “ Niyaz
ettim kuluna, GARİB kulun gönlüne. Çiçek gördüm durdum, ağmıya değmiye, YUNUS’u
görmiye, gönlünü vermiye.
Geldin, su aldım verdim, MEVLÂNA HAZRETLERİ’nden izin diledim, sana söz
ettim.”
13 GARİB’in niyeti, büyüğe hürmeti, GM edir.
ALLAH'ım yolumuz bağlaştı, ağızdan anınca köprümüz
ağırlaştı.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH