|
1970 (17) MEVLÂNA’yım, ben! 2 Sildiğin günden beri huzuru buldun değil mi? İşte dediğim sözün açıklığı budur. Kul huzuru kendi yaratır ve yaşatır. 3 İnsan beyni alıcıdır, güzeli aldığı gibi çirkini de alır, çirkin
düşünenden. Kul vardır bahçeye girer, her türlü çiçeği sever. Yanlış
düşünen kula rastlar, kul ona kimi çiçeğin uğursuzluğundan,
kiminin zehrinden bahseder, kulu o çiçekten soğutur. Olur mu hiç? Her yaratılan
bir hayır sebep için yaratılır. Uğursuzluk olur mu? Elbet olmaz. Kulun gönlü
bulanır, çiçeğe olan sevgisi söner, kaybeden kendi olur. Yumağın sargısı,
kulun sorgusunu hazırlar; sevgin ne kadar çok olursa, yükün o kadar hafif olur.
Sevgisi çok olanın gönlünde dumana yer kalmaz da ondan. 4 Her şeyden önce mantığına yer vereceksin. Mantığını, karşıdan gelen söze değil, mantığının çözümüne bırakacaksın. 5 Müzmin olmayan sefalet, kulun gururunu kırmasın. Devamlı sefalet, ölçüyü değil yaşantıyı verir. O yaşantı, kulun alışık olduğu durumdur. Üstün yaşantıdan aşağı inmek, benliğini aynen muhafaza etmek; imtihanın neticesidir ve geçicidir. Kaybedilen gündür; kaydedilen, imtihanın muzaffer neticesidir, veya kayıp. Kazancınız elbet çok büyük. 6 Mümin olduğunu bildin, her olana uydun. Umduğunuz gibi
olacak, bir merdiven daha çıkılacak. İmtihanın
neticesidir. 7 Ne çabuk unutuldu? Akşamın geçişi, perşembe. 8 İmtihan; mantık imtihanıdır. Düşüncen. Gönül yolu ile mantık yolunun dumansız oluşu, imtihana yol açar. ALLAH’ım açık kalbin duasına kulu bekçi etmez, manayı bilene kötü söz söyletmez. ‘ALLAH’ım! ‘SANA şükürler.’ deriz, verdiğini çirkin de görsek severiz, gözümüzün hatasına kızarız. Gönül ile, her yaratılanda, güzelden daha güzelini ararız.’ ALLAH’ıma havale edilenden korkun olmasın. Hastalık da sağlık da ALLAH’ımın vergisi. İyi olması nasibi olan hasta, çiçek koksa şifa alır, ‘Şifası bundandır.’ denir. İyilik nasibi değilse... Diyeceğin şudur: ‘ALLAH’ım! Anamı, babamı, yavrumu, CAN’ımı, eşimi SANA havale ettim; ettiğim anda unuttum, önüme serilen nasip sergime göz attım. SEN bilirsin ALLAH’ım.’ Ötesini düşünme, ‘Yetti mi yeter mi, doydu mu doyar mı?’ deme. ALLAH’ım kulundan vazgeçmez, O'na havale edileni bırakmaz, yüzlerce MELEKLERİ’yle korur, her olaya sebep yaratır. ‘Ben bakayım, ben koşayım, hastayı kurtarayım.’ diyen yanılır. Her yolu kapanır. 9 Mümin yumak, yumuşak toprakta yatar. Yumuşak toprak kula neler verir? YUNUS’um der ki: “ ‘Yavru benden alsa, ben gibi MEYDAN bulsa.’ demesinler. Benim aldığım, ona verdiğimdir, yumağına beraber sardığımdır. Ben yumağımı sardım delice, yaprak oldum sarıca. Ona verdim aşı, deme al başı kaşı. Düşünde görsün beni, koşunda alsın dileğini.” 10 Olması için çok-çok sevmen gerek. Sen de bilirsin, daha çok sevmek gerektiğini. Yalnız YUNUS’umu değil, her şeyi. Seni sevmeyeni bile. Yavaş-yavaş olacak elbet. Günün, gayesini bulacak. Şu anda bu günde mantığın ile gönlün savaşır. En güzeli bulduğun an; sevgide gönül, doğruda mantık kazanır. Kul olanda görülür, ne var ki derslere daha dikkat edilir. Verişimiz boş değildir elbet. Alamayacak kula ALLAH’ım bizleri göndermez. Olamayacak kul zaten alamaz, olamayacağı için alamaz. Alabilecek her kulunu ALLAH’ım yoklar. Yanlış anlaşılmasın. ALLAH’ım cümle kullarını yoklar, alamayacak kuluna bizleri göndermez. Olamayacak kul alamayan kuldur. Olamayacağı için alamaz. Yumurta yuvarlanır, sert yere geldimi kırılır. Olamayacak kul da öyledir. Hep güzellik arar. Güzel görmezse, güzel gördüğünün hakkına el uzatır. Devletten evvel cemiyeti suçla. Yanlışlık yok elbet, bunu sen de bilirsin. Her kul senin gibi düşünür ise, senin gördüğün sefalet görülmez. Ne var ki o yaşayış, kulun kaderidir. Gördüğün zaman duacı ol o kulu için ALLAH’ımın. Ona da huzur verir, sen de huzur alırsın. ALLAH’ıma havale edilenin selameti bulduğunu bilirsin. Daima ALLAH’ımdan cümlenin selametini dile. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|