7 Ocak 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Evimdeyim, misafir değilim.

2 Uymuyor yolu, duymuyor beni. YM olunca uyar, duyar.

3 Amade oluştuk, YUVA’da buluştuk, bir aile oluştuk, ALLAH’ım yakıştırdı.

4 MUSA’nın niyazını getiren UMRANİYELİ MUNİYE. MUSA’nın sahabesi. Adının bilinmesi mühim değil. Mühim olan mertebesi. Yedinci katta sesi. YUVA’nızda duası. YUNUS’um var, MERYEM var. HAZRETİ MERYEM. MERYEM’le ONİKİ HAVARİSİ; gelir giderler, YUVA’yı yoklarlar.

5 YUVA’yı uğrak yapan, niyeti NUR’unu vermek olan ULULAR’dandır.

(g için  bir resim verilir)

6 Devenin yavrusu. Güneş vurmasın, başı ağrımasın. Gördünüz mü sevindi. Maksat münasip yol vermek. Gönüle göre uymak. ULU resmi yapsaydım; sahibi olamazdı, kıymetini veremezdi.

7 Gelelim söze. YUNUS’um yol diler, “MEVLÂNA’ HAZRETLERİ.” der, gönül yolunu bekler.

8 “YUNUS’um geldim, yavruyu sevdim, hayırlar diledim. Gümüşün madeni gönüle uymaz, altından başka yolunu vermez, YUNUS niyaz etse kul bunu bilmez, çünkü YUNUS’u görmez. Nasihat yolun yardımcısı, Mürşit kulun yardımcısı, ALLAH’ım cümlesinin YARDIMCI’sı. Yolumda giderken kuluna sorarken; ‘YUNUS’um, yuvam yok, yuvamda atam yok.’ dediğim gün, bana ‘ALLAH’ın da mı yok?’ dedi, Mürşidim oldu. Çünkü bana yol verdi. Onunla ömrü geçirdim, maniyi kaldırdım. NAZIM, nimetin verdiğini, olmayanı gördüğünü söyledi. NAZIM isim. ALLAH’ımın sevgili kullarından, dünyadaki Mürşitlerinden. Bir söze bir yıl verdim. Dedim size, ‘Yolumu bilmedim, yuvamı görmedim, atama ermedim.’ dediğimde, bana ‘ALLAH’ın da mı yok?’ dedi, beni bana buldurdu. Yılımı verdim ona, sözünü ödedim kuluna. Çünkü beni kazandırdı, yoluma karımı ekledi. Kazanç. Borçlu oldum ALLAH’ımın kuluna. OMAR der ki:   “Yolumu buldurana, ömrümü harcadım yoluma koydurana. ALLAH’ım, YOLUN’u niyazlarımla süslerim. YOLU’na kulu kim koydurur? ALLAH’ım! Yağın rengi yeşili, dağın rengi yeşiline benzemez. Yeşil çok, yeşilden çeşit çok. Gönül yolu uyanlar, Mürşit olup duyanlar, kulla niyaz edenler; dünyanın ağacıdır. Hepsi bir, yalnız yeşili değişir, aynı maksada erişir. Yolun sonu, tek.

(Resim verilir)

9 Bir dalda iki gül. Birden eğildi gönül. Dilediniz birini, aldınız NAZIM’ı. Mantarını aldığım, azığımı verdiğim. NAZIM büyük olanı. Mantar aldığım delikanlı olanı. Diledi yazayım. ÂSAN HASAN. ‘ÇAKIR.’ deyim, sevgi bağına gireyim, üzümleri dereyim, şarapçıya vereyim. Şarap olmuş, MEVLÂNA HAZRETLERİ kıvamına getirmiş, meclisine sunmuş. YUVA’yı anlatırım, YUVA’daki havayı anlatırım.

10 Masanın yerine, yudumun serine gelsin; masa dolsun, yudum bereketli olsun.

11 Olmuş kula; ‘Yol mu?’ desem bulmuş, ‘Nur mu?’ desem almış, ‘PİR mi?’ desem bilmiş, MEVLÂNA HAZRATLERİ postu sermiş. ALLAH’ım RAZI olsun, yerim açıldı postta. Gümüşten sorulursa, niyetler duyulursa cevap verilir, andığınız an sevindirilir.”

12 MEVLÂNA’yım söz aldım. Andığını duydum. Yerimiz geniş, postumuz geniş. En güçlü olanı, gönlümüz geniş. Yapıya bakmayız, duvara takmayız. Gönül yolu açık. Günün yoluna uymaz, yolunu çevirmez. Yönünü ALLAH’ım çevirdi, aradığını buldu. Yalanı yok, niyazı çok. ALLAH’ına gönül açar, gece kalkar ‘ALLAH’ım.’ der. Duası kabuldür, rüyası makbuldür. Açık rüya sorulmaz, başka şeye yorulmaz. Yolun başarılı, ömür hatasız olsun. Gönülcüğün böyle kalsın. Gördüğüne korkmayasın. ‘ALLAH’ım.’ deyip şükür edesin. Perdenin aralığı hepten açılsın, bu aleme senin gözünle bakılsın.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH