12 Ocak 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Mayanızın hamurunu yoğurduk, maniyi ayırdık, mümin kullarla meclisi kurduk. Meclisimiz mübarek olsun.

2 NURU’na erdik, kullarda gördük, olmuşu hamdan ayırdık, niyazına burayı bulmak için cevap verdik. MEVLÂNA’nın sözünü HAZRETİ MUSA’nın sesini; amade olan bilir, dünyanın gailesinden kulu sıyırır. Geldik ne günden, dedik bu andan, sunduk YÜCE’den, andık heceden. ‘ALLAH!’ dedik sarhoş olduk, YUVA’ya geldik bir hoş gördük. Olmuşa su verdik. Su olsa kanar, cennet şarabı sunduk. Kanmak değil yandılar, yandıkça andılar, andılar coştular, ALLAH’a koştular. Kimler mi? Sizleri derim. YUNUS’um gelir sözümü diler. Sözüm senin YUNUS’um. MEVLÂNA’yım, ‘YUNUS’uma söz versem kulu yola eğitsem mi?’ derim, cümlenize sorarım. Sözüm bitmez, sözüme yerler-gökler yetmez, MEVLÂNA YUVA’dan gitmez. YUNUS’uma söz verelim, bir nebze onu dinleyelim:

3 “YUNUS’um ben! Duanıza geldim, ‘Sözüm çok.’ dedim. Dedim, MEVLÂNA HAZRETLERİ’nden diledim. Söz mü, saygı? Sunduğu yol, aldığı yol. Gönlü dolu kaygı. Kaygılı, çünkü diler cümle kulu ALLAH’ına saygılı. Meclise geldim, ‘Sözümü vereyim.’ dedim. Dinleyenlerden de ALLAH’ım RAZI olsun. ‘Mucize alsaydım, niyazıma cevap gelseydi; dünyaya gelen her kul VELİ olurdu, dünyaya geldiği günden ALLAH’ına varırdı.’ dedim. Kulun her dileği olsa, dünya bir o yana bir bu yana dönerdi. Dumanını dağıtan, yuvayı ağartan kula ne mutlu! Gelelim söze, garip YUNUS’a,

4 Sözümüzü tutalım, ömürden bir yaprak atalım. ‘DAPTUK.’ derler PİR’ime. Yolumdaki terime, kullar ‘Büyük sabır.’ der. Sabır kula ne eder? ‘Ne edecek?’ demeyin, ne ettiğini görün. Gittik yattık kaç yüz yıl, kalktık baktık, sözü verdik. Yattık mı? Öyle denir, kul avunur. Mezarın manası, kulun misafirhanesi. Öyle ya, meyhane değil içip sarhoş olasın, yolunda yan gidesin. Mayalı olanın, hamuru burada yoğurulanın manisi meyhane değil; gönülden alanın, yolunu bulanın korkusu mezar değil. Meydan bulup geçene, meydanda mert seçene, mert kula söz edene YUNUS ne desin? Sözüne dönsün. Meclisimiz seçilmiş, kullar gönülden ölçülmüş, ‘Mümin.’ denmiş sevilmiş. YUVA’ya MEVLÂNA HAZRETLERİ postunu sermiş. Meclisimiz bahtiyar. Meclisi kuranlardan, bize söz verenlerden ALLAH’ım RAZI olsun.

5 Nazar kıldım ovaya, ovadaki yuvaya. ‘Yuvayı kurdun, yavruyu serdin, maniyi koydun; ya kuldan nasıl korudun?’ dedim, merak ettim, bir köşeye çekildim. Tarla kuşunu derim, yuvasını söylerim. Ekinin kumunu açtı, bir kenara kaçtı; baktı bakındı, alımını yavrusunu düşündü, eşine danıştı, -ben öyle sezdim-, durumu görüştü, yuvaya oturuştu, yumurtayı bıraktı. Garip, ekinle örterim sandı. Olumu onu o kadar erdirir, dünyasını bu kadar gördürür. Muhafaza eder amma, ekinin sökümü denk gelmezse?” 

MEVLÂNA’yım!

6 Olmuşun adını nidanın sözünü etmeye değil, kula yol vermeye geliriz. YUNUS’um anlatır yuvayı, yuvadaki yavruyu. Yavrunun sesini, anasının dünyasını düşünür durur, ALLAH’ına varır. ALLAH’ım varan kullarına erdir bizi, NURUN’la paklandır bizi.

7 Yanıma geldi uyudu. Uykuda beni diledi. Duasında beni andı. Ananlardan, adımı diyenlerdin ALLAH’ım RAZI olsun. Ayrımız yok, meclisimiz ALLAH’ımın emanetinde. Niyazın kuş yoluyla YÜCE KAT’a yol aldı. Aydın olsun yuvalar, dağılsın dumanlar. Olayı büyütenler, sabırdan söz edenler; sabrın yolunu arasınlar, ALLAH’tan dilesinler. Kul ömrü olaysız geçmez, geçene söz edilmez. Günün yarının gelişi, aydın yolun parlak oluşu; kulun kendi aklıncadır. ALLAH’ın her günü parlaktır. ‘Olay.’ dersiniz, dünya gailesini dert edinirsiniz. ‘Dert yok mu?’ demeyin, elbet var. Dert için sabır da var, dert için deva da var. Yeter ki yönelmeli, her yönde ALLAH’ı aramalı. Başı da sonu da bu, söz yok. Olmayanı olduran, vermeyeni durduran, duymayanı döndüren, almayanı sevdiren hangi kuvvetin KUVVETLİ YARATICI’sı? Tek söz; ALLAH derim. Gelişim yol, hal değil, halden söz. ALLAH gene ALLAH, ne desem ALLAH. ALLAH’ıma varalım, durmadan O’nu analım; her işi O'ndan bilelim, gelenin hayrına inanalım. Bilin ki, sizin ‘Şer oldu.’ deyip üzüldüğünüzün, size ne büyük hayrı vardır. Yanılıp aldanmayın, ‘Dert.’ deyip kanmayın, derdi üstünüze almayın, ‘ALLAH’ım!’ deyin...

(Bu günkü kayıtlara göre bu tebliğin sonu bulunamamıştır.)

bahtiyar: mutlu.