13 Ocak 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Güldüm sizlere, buldum ‘Yoldur.’ dedim. Yanılmayın. Gülüşüm memnun oluşuma, yanılışınıza değil. Yanılan yok. Anılanların, günde sorulanların cümlesine selam gönderdim, yerine vardırdım.

2 Güne geldik söz ile, yolu verdik ÖZ ile; imtihanı biz verdik, göçte gönüldeki iman ile. Ağızdaki yolumuzu bize veren, bize VELİ mührünü atan ALLAH’ımın ADI ile size geldik yol vermeye, yolunuzu aydınlatmaya, aydınlık gün dilemeye.

3 Dünya gelip geçici, gelen gün iç açıcı. Geçenden söz yok, sonu ALLAH’ımı bulucu. 

4 Dedik ya, imtihan geçti, YÜCE ALLAH’a vardı, vardı günü buldu, ve ULU TANRI’m, kulunu günde de kayırdı. 

5 Günün kulu der ki: ‘Dünün kulu talihli, ALLAH’ıma daha yakın.’ Asla! Dünün kulu, günün kulu, gelenin kulu, hepsi ALLAH’ımın NURU. Dünden söz yok, yeter ki yönelin, ‘ALLAH’ım yarattı.’ deyin. Deyin ki varasınız, ben olduğumu bilesiniz. Benim benliğim, GARİB’in kimliği değil, asıl olan, kula edilen hizmet. Hizmet dedim acele ettim, ALLAH’ımın yolunda hizmet değil AŞK’tır, AŞK’tan gelen meşktir. Yazı öyle böyle ne gerek. Mesnevi okudunuz, günde ne anladınız, anladığınızdan ne dediniz? Gün için yazarım, ALLAH’ımdan bildiririm. Vazifem AŞK’ım. Suyun akışına baktım, CAN’dan geçtim, yolun gidişine baktım, yandım koştum, ‘Varayım.’ dedim. Varmak için olmak gerek, olmak için bilmek gerek, bildiğini yunmak gerek, yunmak için Mürşit gerek. Mürşit buldum, gönülden yundum.

6 ‘Merdiven.’ dediler, başına koydular, çıkmak gerek. Çıktım tek-tek desem bilmedim, kendimi YÜCE’de YÜCE’nin HUZURU’nda buldum, buldum sarhoş oldum, YARATAN’ım SANA kavuştum. Kavuşturdun bir an beni, kullarına gönder beni, yoluna çağırayım, yolunu şaşıranı çevireyim, çevireyim NURUN’a. Yandım ağıza aldım, gönüle akıttım, ALLAH’ımın İZNİ ile YUVA’ya geldim. Geldiğim bir ses ile. Sesin gelişi ALLAH’ımın yürekten anılışı iledir. Sesi aldım, aldım, ALLAH’ım dedim; yürekten gelen sese, SEN’den dilenen nefese, beni de gönder yardımcı olayım, oraya varayım.

7 ALLAH’ımdan izinim, geldim, sözümü verdim, olay bu. ‘Güldüm’, dedim, hoşlandım, kulun gönlüne indim. Görmek için inmek gerek, inmek için paklık gerek. Pak gördüm gönüller, güldüm sevindim. Benim değil ALLAH’ımın yoluna gelenleri olduğuna sevindim. Ben de ALLAH’ımın aciz bir kulu idim, O’na vardım, ‘ULU’ dendim. ‘Varmak için ne yaptın?’ derseniz, ALLAH’ıma aşık oldum. Olay bu! AŞK yalnız ALLAH’ıma değil, verdiği, NURU’na erdirdiği cümle yarattıkları içindir. Yarattığı canlıdan, yarattığı cansızdan çirkin görmedim, yolunu çevirene ‘Kötüsün.’ demedim. Demem, çünkü yarattığında kötülük yok, dönüklük var. Dönüğü çevirmek gerek, ALLAH’ımı bildirmek gerek.

8 Resim yapmak dilenir. Dilendiğini ALLAH’ım İZİN verirse olur. Resme izin yok günde. YUNUS’um söz diler, “Gelsem söylesem.” der. YUNUS’uma söz: “YUNUS’um geldim, MEVLÂNA HAZRETLERİ’ne dedim. ‘Meclis hoş kurulmuş, gününde sorulmuş.’ Sorulmaktan gelen, yolumu sorana söyleyim, kimseye değil meclise. Yerim soruldu, niyazda dedim; yolum soruldu, YUVA’da dedim; doğuşum soruldu, havada dedim; yerini sorana, dünyada dedim; göçümü sorana, MEVLÂ’ya dedim; yatımı sorana, ne hacet, münasip yolda dedim. Diledi andı, orada bildi. Bildiği yerde, kulun gönlüne koyduğu yerde. Sevildiği kadar, gönlünde yer tutar. Yurdumun yerimin toprağı hep bir, nerde olsa orda bil. Bilmek kulu MEVLÂ’ya kavuştursa, yerimi TANRI’m bildirirdi.”

9 MUSA’yı bilen misin, İSA’yı gören misin, PEYGAMBER’ine varan mısın? Yürekten tanırsın, seversin, varırsın. Yerini bilirsen TANRI’nı bulur musun? Yerin değil gönülde olan AŞK’ındır, vardırır, ALLAH’ımı buldurur. ‘KABE.’ derler ziyaret ederler. Her eden, ALLAH’ın mümin kulu mudur? Gönülden anmak gerek. ALLAH’ın KABE’si olan gönülü; hoş anmak, hoşnut etmek, KABE ziyaretinden makbuldür. KABE ziyareti farz, gönül ziyareti ALLAH’ın YAPISI’nı tavaf etmektir. Mesnevi; yazının niyazı, güzelin anılışı, ALLAH’tan AŞK ile söz edilişi. Dualar anında alınır, anınca yolunu yoluna bağlar. ‘Yavrusuna ağlar’ desem yanlış, çünkü ALLAH’ına varmış, olanı görmüş, ALLAH’ının kuluna el uzattığını bilmiş. Niçin üzgün olsun, yansın? ALLAH’ına varan bilir, dünyada olana, gönlüne dert edene üzülür. Çünkü onu uyarmaya gücü yok, ALLAH’ından geleni bildirmeye gücü yok. Bildirse ferahlar, kulu da ferahlatır. Onu derim kullara, dünyada yaşayanlara; dünya derdine kapılmayın, sonunu bekleyin, hayır olur kul görür, görünce sevinir.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH