|
14 Ocak 1970 1 Suyun akışına uydum, kulun görüşüne uydum. Ağanın yolunu uygun gördüm. YUYAN’ı su versin, yudumu tez versin dilersin. 2 Yumağını üzme. ‘Uygun olmaz.’ demesin, ALLAH’ına havale etsin. Verdiğin
sözü, vermedin, tutmadın diye üzülme. Mutlak olan günü gelen söz, ALLAH’ın
İZNİ ile verilir. 4 Kullardan dileriz, ‘Doğru yol.’ deriz, gücümüzce yardımcı oluruz,
ALLAH’ım İZİN verdiğince. ALLAH’ın KUVVETİ’ne söz kimin
haddine? Sorduğunun cevabı mucize ise, MELEKLERİ’nden gelir; aklıseliminize
telkin, bizlerden gelir. Yanılırsın, unutursun; ‘Ah aklıma geldi.’ dersin. Aklına
getireni, yoluna koyduranı düşündün mü? ‘Tesadüf.’ dersin sevinirsin. ALLAH!
O'nun EMRİNDE’yiz. Olsam, YUNUS’a sözcü desem, yoluna öncü; demez misin ‘Sen
kimsin, YUNUS kim, ben kim?’ O da ALLAH’ın kulu, ben ALLAH’ımın kulu. ALLAH’ımın
sevgili kulları bütün yarattıkları. 5 Mucizeyi; yolda, elde, gülde, suda görün. Görün ki bilin, bilin ki olun. Benim dünyada yaptığım bu idi. Sen de görürsen olursun. Duman koyan kullara, yudum atan kullara, yumak satan kullara söz etmeyin. Yumak satmak, vicdanına el atmaktır. Vicdanına el atmak, onu boğmaktır. Yumak öyle satılır, kul kula esir kalır. 6 MEVLÂNA yol verir, YUNUS’um gününü anlatır. Masal diye değil, yolunu bildirir. Beni senden bildiniz, YUNUS’u misafir dediniz, onun için bana bağlandınız, YUNUS’uma katlandınız. Yol yola uymaz, her yol kulu eğitmez. Kulu yumuşak söz, yumuşak ÖZ eğitir, yolunu buldurur. Benim dünyada oluşumun, verişimin; günümden öğretişimin olduğunu bilirsiniz. YUNUS’umun uyduğunu, eğriyi kaydırdığını da bilirsiniz. Yolunda, ALLAH’ımın EMRİNDE; olmayana bildirir, yadan merden sunar. (yadan: dikçe.) Çünkü ALLAH’ını görmeyene şaşar, şaşar kızar, ‘Yola getireyim.’ der. Olsaydı dünyada günde, vururdu cümleye künde. Gayesine yumak sarsa, yumakta hata varsa; ‘YA ALLAH!’ der, YARATAN’a sığınır, yumağını sabırla çözer. Her kuldan öyle bekler. Yol dedim, yolcu dedim, yolunu YUVA’ya bağladım. YUNUS’um da yol verir, bilmeyeni çevirir. Öyle kul var ki, YUNUS’uma göre olur. Yumuşak desen bilmez, yola girmez. 7 “Geldim, YUNUS’um, dedim ‘Yolunuzu çok sevdim.’ ‘Niyet eden, YUVA’nın yanılmışa
yol vermiş kuluna, olumunun paklığına yudumdan vereyim.’ dedim. Gayeyi
olduran, olanı verdiren ALLAH’ıma emanet edesin. Ona havale et ki, huzur
bulasın. Aldatmak yol vermez, kula hiç huzur vermez. 8 Merde sertlik olmaz. Sundum gönülden dumanı dağıttım. Dumansız olalım,
merdiven çıkalım. ‘YA ALLAH!’ dedik, basamak çıktık, adım attık. Kanat diyene ‘İNŞALLAH!’
derim, münasip yolda olana ‘MAŞALLAH!’ derim. Günün yoruşu dünden çok
mudur? Kulun görüşü dünden az mıdır? Değil. Günümde çalışana, yorulup
aşınana açlık mı kalırdı, yumağını sürgünde mi verirdi? Dün de
nasibin kadar yerdin, gün de nasibin kadar yersin. Gayeler değişmez, güne
uymak ALLAH’ı unutturmaz. Kulunu unutur mu ki ALLAH’ım kulu O’nu unutsun! Günde
yedin aşını, açtın başın ile kaşını. Başına taş mı
yedin, aşını taş mı yedin? Kul yanılmasın, ‘ALLAH yakar.’ demesin. Kötüden
kaçsın, iyiyi görsün, yaratılanı sevsin, gönül açsın, haramdan kaçsın. Haramdan
maksat; kul hakkı, dünya gözü değil. Niyetin kötü ise, diyetin katı ise, yuvanda
aşın acı ise; ALLAH’ına yönelmeye, doğru yolu bulmaya bak ki;
yumuşak olasın, huzuru bulasın. ALLAH’ımı görmeye, yola düşmeye
değmez. Kolunu aç, damarını seç, yenini aç, kalbini saç, saçına bak,
yerden aldığın yere gömdüğün ekine bak. Yetmez mi YARATAN’ı görmeye? Gözün
var. Gözü olmayan bilmez mi, kalbini yoklamaz mı; yolu olan görmez mi, gözünü
açmaz mı? Açsa görse, ne mutlu. 9 YUNUS’um, yola düştüm, yolda kayguya düştüm. ‘Gece olsa gün
bitse, kurt gelse yoluma çökse.’ dedim ürktüm, yoldan yolcu diledim. Önüme
çıktı bir it, yolumu yol etti, benimle gitti. Korkumdan utandım; ‘ALLAH’ım.’
dedim, ‘Kulundan, koruyucu dilemeyen benden sana ne fayda? Yolu bilmeyen it
kadar olamadım, yolcu oldum gönlümü koruyamadım. SANA sığınaydım dert
etmezdim.’ Söz değil masal değil, faniliğim neticesi. Onun için
derim, yanılmak değil, yanıldığını bilmemektir ALLAH’ımı inkar.
Yanılmak kul için, ayılmak mümin kul için.” 11 Yumağımız günümüzü sevdirir, büyük olanı saydırır. Günü büyük, mertebesi değil. ALLAH’ımın YOLU’nun, AŞK dolu kulunun; mertebesi sayılmaz, ağası olmaz. Dünyanın gayesidir, kulun kula üstünlüğü. Unutulmasın, ALLAH’ımın dünya için verdiği; dünyada alınan, sahip olunan dünyanın malı. SAHİBİ TEK! Kul yanılır, ‘Benim.’ der. Hani ne ile geldik, adımızı ne ile andırdık? Gelmek-dönmek çıplak. RUH’u olan pak; dünyadan kazançlı döner, buradan mertebe alır ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|