18 Ocak 1970 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Günümüz geceyi açsın, gece güne ferah versin. Memnunum YUVA’dan, ALLAH’ım RAZI olsun cümleden.

2 Aldık niyazı ULULAR’dan, getirdik YUVA’ya. En alası yol size. Niyetiniz uydu bize, gelelim söze.

3 Geçicidir dünyanın hali. ‘Olmuyor deme.’ ALLAH’ın oldurur, sebep yaratır.

4 Saraya yol dileyen saray adabına uymaya çalışır, ALLAH’a yol dileyen O'nun YOLU’nu öğrenir. Yolsuz yola çıkılmaz, yolda dara gelinmez, yolu bilmeyen sonuna varamaz. Ağacın dalına, yumuşak yoğun yaprağın bolu dizilse; yudumu almayı, hepsine nasip eder ALLAH’ım. Güneşin yumuşak nurunu, hepsine nasip eder ALLAH’ım. ALLAH’ım kimsenin nasibini kimseye vermez, yarattığından hiç bir gün geçmez. Şaşarım şüpheye düşen kula, şaşarım ALLAH’ın VERİŞİ’ni unutan kula. OMAR der ki: “ALLAH’ım niyaz eden kulunu görür, dileğini duyar, uygun olanı, kula hayır geleni verir. Sebebini kula sorsa, kulun dediği gibi yapsa; dünya karışır. ALLAH’ımın VERİŞİ, hiç yanılmaz görüşü. Yudumunu arttıran, ‘ALLAH’ımdan gelir.’ diyen; sabır ile yoğrulan kuldur. ‘Olsun da görelim, ALLAH versin bilelim.’ diyen, dünyasına küsendir. Dünyasına küsmese, etrafına bir baksa; ALLAH’ımın VERDİĞİ’ni görür, gördüğüne kapılır. ALLAH’ının VARLIĞI’na, sorduğunun darlığına erer; ALLAH’ından af diler. Gönül madde ile ölçülmez, madde kula her zaman saadet vermez. Rahatlık demedim. Adının YUVA’da anılışı duaya sebep ise, mesut kulsun, ALLAH’ının sevgili kulusun.

5 YUNUS’um der ki: “Yuvamı özlemek gelse içimden, yanardım anamın hasretinden. YUNUS oldum büyüdüm, ‘Yuvam.’ dedim aradım. Olaydı bilmem mesut mu olurdum? Öyledir, olmayana kul meyleder. Kendinde olana sarılmak değil, olmayanda saadetin olduğunu sanır. Asıl olan, olduğunla yetinmektir. Güzelin duyumu, mümin kulun duyumuna uysa; güzellikler kula umduğunu buldururdu, öyle yuvada huzur bulunurdu.

6 Yolcusu olsun yolun, ağızdan değil kulun, ALLAH’a açıktır elin. Yoldan olsa kula dert, hayat gelir ona sert.”

7 MEVLÂNA’yım söz bende, YUNUS’um yanımda. Yumağını sarana şifalar diler. Yumağın sarılışı yumuşak olan, adına GARİB denen kulun yanındayım, her zaman gönlündeyim. Olduğunu bildirdim, ‘Yanıma gelen.’ dedim, niyazımı ettim. Duman YUVA’ya girmez, gününüz dumanla kararmaz.

8 Gelişin görüşü var, ALLAH’ı bilişi var, cennetin şarabından mümin kulların içişi var. Bilensiniz bunları, KUR’AN’dan yazıları. Daha öte diyemem, günden sözü veremem. Bilinenden ötesi söylenmek gerekseydi; ALLAH’ım bildirirdi, sözü HAZRETİ MUHAMMED’e verirdi.

9 Olmaya yüz tuttuk, secdeye diz büktük, alnımız yere koyduk, ‘ALLAH’ım.’ dedik, güzelliğine vardık. Elden güzelin adına, olmuşun duasına duamızı kattık. ‘Aman.’ demedik, zaman bilmedik, ALLAH’ımın ADI’nı gönüle koyduk, ağızdan andık, andığımız bildik.

10 Niyetlerin gelişi suyundan içişine göre kuvvetli olur, niyetler öyle gelir. İman. İmtihan etmeye yolundan gün sorana, günümden dil sorana, sözün kısasını derim. Gönlünü sınarım, açık derim.

11 Yiğidin yakası açık olsa, yenine kar dolsa; ‘Üşüdüm.’ demez, yenini silker, ‘Yumuşaktır.’ der. 

12 Merdivenin çıkışı mı? Olur ya. Yavaş-yavaş çıkarız. Hep bir olduk yumakları HAK YOLU’nda dolarız. Biz de size yardımcıyız ya. Olumunuzun size kazandırdığı lütuftur, ALLAH’ımın LÜTFU. Bizlerden değil, gönüllerinizden buldunuz. Ne var ki bize dayandınız, huzura vardınız, merdivene çıktınız. Çıkmayı bildirdim, size ışık verdim. Benim yaptığım bu kadar, gerisi gönüllerinizin hediyesi. 

13 Olumun gönül yolunu açar. Yanılmak olur kula, dönüş gerekir yola.

14 Olayın gelişi kula üzüntü vermesin. ‘ALLAH’ım verdi, gine düzelir.’ desin. Üstünde durmasın. Ancak gayenin oluşu seni buluşu sabır ister. Ummak güzel, bulmak güzel. Sabır hepsinden güzel. Sabır, her yerde gerek.

15 ALLAH’ım bilir, çağrılan gelir. Geliş bilinse ne olur? Dünyanın tadı bozulur. ALLAH’ım her işini uygun bilir, yoluna koyar. Oyunu yola veren, yoldan hayır bekleyen bulur. Olsun diye bekledim, yolunuza yolumu ekledim, gönülleriniz yolu buldurdu, niyazınıza geldik yol verdik. YUNUS’um diledi söz istedi, ‘Kısa olsun.’ dedim. “Sözümü edeyim, üç yaprak doldurayım.” dedi.

16 “Geldim, YUNUS’um. Yumuşak gelsem, olumum sert, kalemim yumuşamaz. ‘Olgun yolun.’ diyene; Olmuşum ben de bilmedim, ALLAH’ımın VERİŞİ’ni çözmedim. Acz kulun öyküsü değil, ululuk kulun uykusu değil. Rüyası bol olan, rüyada taç giyen; uyanır, tahttan düşer, kafası şişer, ümidi boşa çıkar. ‘Rüyada olsun tahta çıkarma, odunu taşıyana büyük umut verme ALLAH’ım.’ dedim, niyaz ettim. Niyazım dünya içindi. Ahiretimin yerini düşünmedim, çünkü gönlümü layık bulmadım. Benim görüşüm, kıymet verişim ALLAH’tan sorulmazmış, ALLAH’ım kuluna ‘Gönlün nedir?’ demezmiş. Yumağını sarana, HAK YOLU’nda gidene, ‘ALLAH’ım var.’ diyene; mertebesi verilir, ahiretin kapısı açılırmış. Düşünmeyi, ahirete konmayı; manaya asilik olmasın diye düşünmedim, boyun eğdim, karar bekledim.

17 Olmuşum bilmemişim, üç yaprağı geçmişim. Olmuşun adına MEVLÂNA HAZRETLERİ’ne sözüm bu yaprağa kadar.”

18 MEVLÂNA’yım. YUNUS’umun sözüne, yolu açık ÖZ’üne; yamalı fistan giyse, saray layık gönlüne.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH