28 Ocak 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Geldim güldüm GARİB’i gördüm. Neşesi bol olsun. GARİB kendini bilir, dünyasının yolunu çizer. Ahiretini ihmali görülmedi, olumunu harcamadı. Anında olsun gününe sözü geçsin. Gününü kul hazırlar yolunu çizer, olayın hayır vermeyenine ULU’su mani çeker.

2 Gelelim söze; ağam dedi ‘Vay bize!’ ÖZ’ün, sözün, olumun ALLAH’ımın EMRİ’nde, iraden senin elinde. Neden harcarsın, gönül üzersin? Olgunluğun görülür, hayat türlü örülür. Sorduğun yola verilir. Gönül ölçün alındı. Bu aleme verildi. Dünya ölçün durulur. Sana olmaz denilir. ‘Olsun.’ desem, kararı YM olsun, seni harap etmesin. ÖZ derim söz alırım, yola rehber veririm, diledin ben gelirim. Olgun gönül açılır, olandan gün seçilir, sunduk şarap içilir. Bu aleme galip gelmek, dünyayı galip yaşamak ile bulunur. Galip yaşamak kula üstün olmak değildir, dünya gailesinin üstüne çıkmaktır. Aramızda mağlup yok. Her kul bir yönden gelir, aradığını bulur. Her yönden geleni alan, yoluna REHBER olan, ALLAH’ımın EMRİ’ne uyan, ben. ‘Merdiven.’ dedik getirdik, yerine yerleştirdik. Başını çıktık, günden güne aşarız. Sunduk, ‘Yol münasip.’ dedik, şaşırandan el çektik. Sudan dileyen ALLAH’tan istesin. ALLAH’ımın DEDİĞİ olur, olmuşsa, ‘Olmuyor.’ deme verir. Dünyanın hesabı dünyada kalır, kulun borcu boynunda gelir. OMAR der ki: “Ağızdan olsa borcun, aldığın yazı harcın. ‘Ödeyemem.’ diye dönen, ALLAH’ından dileyen bulur; gününde öder, borcunu dünyada siler.”

3 Sunduğumu aldın, dile ALLAH’tan. Okuyun olacak. ALLAH’ımın İŞİ’ne söz yok. Olsa da güç, sonu size sevinç.

4 Dünyadan söz ettik, kulu eğittik. GARİB’i öğretmen ettim. Dünyadan söze ahiretten güce REHBER gerek. Geldim GARİB’i yoluma aldım, GARİB’le cümlenize el verdim. Arka-ön yok. Ortada CANAN, etrafında CANLAR; bir daire olduk, el-ele verdik; olay bu.

5 ALLAH’ım her yerde. NUR; ölçüye sığmayan, gönüller almayan, yolundan çıkılmayan, gönül münasip olanda ona varılan. ALLAH’ım, SANA ulaşmaya çalışmadım, çünkü varamam; gönlümü SANA verdim, sarmaya çalışmadım çünkü saramam; SEN’i andım, yürekten çağırmaya çalışmadım. Sesim eriştiği an, gönlüm olaya şaşırır. Sesim çıkmadan da ALLAH’ım sesimi alır.

6 Dünyaya geliş, kulun gönlünü eğitir. Olumu güzel olan, dünyayı iyi bilir, gailenin üzerine çıkar. YUNUS’um söz diler, ‘Yaz.’ dedim:

7 “YUNUS’um! Hummalı günün gecesi, güzel olur hecesi, YUNUS yaban ördek avcısı. Gayemiz av olaydı, YUNUS kendi avlanırdı. Yolumuz sazdan geçti, sazın altındaki sudan geçti. ‘Geçit versin saz.’ dedim, ‘Yolu versin söz.’ dedim. ‘Sudan uçtu ördekler, alsam yoldan üvekler.’ Yoldaşım, ‘Gelmez.’ dedi, ‘Eline kalmaz.’ dedi. ‘Ol yolunda yolun yolcusu, bırak suyunda kalsın yumurtası.’ ‘Suda kalır mı?’ demeyin; su yanında bırakır, günü gelir kakır. Yanındaki bilir, ayak iter; yumurta gider suda kalır, garip YUNUS görür alır. Nasibini ALLAH’ım gönderir.

8 Yola düştük yoldaş ile, yanımdaki haldaş ile. Ördek sözü açtı, 'Yumurtası kaçtı?’ diye sordu; ‘Nasibi kadar.’ dedim. ‘Yavrusu kaçtır?’ dedi; ‘Yaşadığı kadar.’ dedim. Yavrusuna yol verir, yolunu suda öğretir, günü geldi mi yoluna salıverir. Adam yavrusu yol bilir, yön bulur. Sanki anaya-babaya dayanmazsa devrilir. Zavallı gafil kullar nasıl da yanılır? Umut verin yavrularınıza kötü misal değil. ALLAH’ın VARLIĞI’nı bildirin, kendi büyüklüğünüzü değil. Büyüklüğünüzü ata olarak öğretin. Aranızda yolcu olmayan var mı? Yolcunun pasaportu benden değil AZRAİL’den geçer. Onun için, yolun sonunu değil gününü bil. Ömrün uzunu, geçirdiğiniz hayır günüdür. Hayır gün; size neşe veren, kötüden uzak olan gündür, gailenin üzerine çıkılan gündür.

9 Mümin olunca, günler yaşanır. ALLAH’ım ne güzel vermiş, kulun dünyasını süslemiş. Görüp bulana, ‘Yarattın şükür.’ diyene ne mutlu. Yuğdumsa sizi, bana ne mutlu. YUNUS’um ben, sözünüze bağlandım, AŞK’ınızla dağlandım. Sazımı çaldım, sözümü dedim, su gördüm daldım, yüzmeye değil sönmeye. Sudan içtim, coştum-coştum, suya daldım daha sarhoş oldum. Sizler için de diledim. İzin aldım, sizlere de dağıttım. MEVLANA HAZRETLERİ gördü, ‘YUNUS’um telaşın çok.’ dedi. Dağıtayım bol sudan. Olandan çokça versem tez olur, kulun gücü bol olur. ‘Yanılma YUNUS’um, kula kararınca verilir.’ dedi, sözü benden aldı:

10 MEVLANA’yım geldim, gönülleri gördüm. YUNUS’uma uymuş, ‘Ver daha.’ demiş kullara sevindim. Amma size deyim; tuzlu aşı yersiniz, suyu gönülden dilersiniz, mideniz aldıkça içersiniz. Gönül suyu da öyledir, gönül kadar verilir. YUNUS’um ‘Paylaşalım.’ der, aşırı gider suyu. ‘MEVLÂNA kıymaz mı?’ demeyin. Ben de size vermeye geldim. Zararına olmasın, günden güne artsın derim, gönlünüzü alıştırırım. YUNUS’um unuttu geçirdiği ömrünü. Öyle olmasa, yol izni gününden alırdı, göçünden sonra tez gelirdi. Gelişi sözümle. YUVAMIZ yudumumuza yol açar.

11 Hoş görür olmak, kulu saydırır. Yolunu sükunetle yürüyen, sükunet bulur. Olayı yaratan, olaylarla karşılaşır. Yuvanın sükuneti, kulları olgunlaştırır.

12 GARİB uyumaz. ALLAH’ımdan niyetine geldik, mümin kullara söz verdik, ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Aldım kulundan, vardım ULU’na; olana, cümle selam verene gönderdim. “ALLAH’ım RAZI olsun, yolları NUR’la dolsun.” dediler, duacı oldular. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH