16 Şubat 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Aynanın niçin yüzü parlak, arkası karanlıktır? Dumanı arkaya atmış, kulun yüzüne gülmüş; çünkü, parlak yüzü ile kula bakmış. Kul da öyle olsa, yol münasip olur.

2 OMAR der ki: “Yüzü gülene, ALLAH’ım NURU’ndan verir, daha çok aydın olur.”

3 YUNUS’um der ki: “Sevmişsen ALLAH’ını, yitirmişsen günahını, almışsan aklını başına; niyetini bildir haldaşına.” Sevabını aldın diye, günahını bildin diye, ölçünü kendine vurdun diye; ne sevin, ne de yerin. Ölçüler uymaz. ‘Verse gene.’ diyen az. Sana VEREN’in ölçüsü dünyaya inmez. Ölçünü yaşadığın günle ölçme, yumağını düğümlü diye tartma. ALLAH’ım düğüm atar, kulun sabrını tartar; ALLAH’ım düğüm atar, kulunu dünyadan açar, YOLU’na seçer. Bilinmez, çekenin sevabına mı şerrine mi çektiği. Bazı kul, ettiğinin cezasını çeker.

4 Günümüze, sözümüze, YUVA’mıza ayırmasın ALLAH’ım. Dünyaca sözleşelim, ALLAH’ımın ADINA halleşelim, bayrama neşeyle girelim, günleri öyle sayalım.

5 Sözün ölçüsü, kulun miyarıdır. GARİB’e anlatalım. Kulun değeri ne ise, sözü de o değerle ölçülür. Niyete uydurup, sözü değerlendiren de olur. Onun için, alıp satana değil, sözü edene sor ki; yanılmayasın, günaha girmeyesin. YUNUS’um der ki: “Kul suya benzemez, bakınca yüz görülmez. Yumuşak yüzde kapalı gönül olsa; kul bilmez, ne var ki ALLAH’ımdan saklanmaz, gün gelir yüze vurur.” Masayı alsam ele; masaya ne koysan o görülür, süsleyenin zevki söylenir, yüzüne bakan sevinir. Aşını yersin, yumuşak yolu bulursun, meclisi kurarsın. ‘Masa.’ denir, değerini kul bilir. Kulun değerini ALLAH verir.

6 YUNUS’um söz diler, “Suyumu bildirsem.” der. ‘Söyle.’ dedim kısaca, dedi; “Okşaca. Öyle sevdim sizleri, ALLAH’ımın kulları, MEVLÂ’m yaratmış ayna gibi yüzleri. Suyumu yolunuza akıttım, MEVLANA HAZRETLERİ’nin nehrine indim, YUVA’ya geldim. ALLAH’ım RAZI olsun, cümlenize suyunu içirsin. Yudum-yudum içerek, biz köprüyü geçerek vardık, ‘Merdiven.’ dedik çıktık. Çıkalım, YÜCE’ye varalım, cümleye duacı olalım ki; huzura varalım. 

7 ‘Merdiven.’ dedim düşündüm. Maniyi kuyuya atan, yol münasip olmayanlar; günde rahat bilirler, göçte ne yol bulurlar bilmem. Bildiğim, mahzun dururlar. ‘Yol veren, çağıran olaydı; olmuşu bulaydık.’ derler. Çağırsa gelsin, ALLAH’ım versin. Kim dilemiş olmamış, ALLAH’ım Mürşit vermemiş? YUNUS diledi, ona bile verdi. Duyulur sesler, kuldan nefesler. Andıkça açar, yumak bitende YÜCE’yi seçer. Sözüm kısa kaldı, MEVLANA HAZRETLERİ geldi.”

8 Yetsin, YUNUS gitsin. Selam olmuş kullara, selam bulmuş kullara. Bayramı kutlarız, çifte bayram yaparız. İki alemin yolunu seçene, iki alem bayram yapar. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH