23 Şubat 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hayırlı günden bereketli güne, gününüzden ömrünüze münasip günler geçti, olmuşu MEVLÂ’m seçti, ömürden bir yol yarına açtı.

2 Geldim YUVA’ya, dedim yumuşak kula; dileğin dileğince olsun, İHLAS oku bulasın. Çok yumuşatır kulu; dilinde olanı, ağızdan düşürmeyeni. ‘Gönülden olmazsa, yerini bulmazsa?’ deme, gönülde olmazsa, dile gelmez, ALLAH’ım kuluna boş dua ettirmez. Kulunu kandırmaya değil, gönülü yandırmaya edilen duadır makbul olanı. Kul kulun derdine derman veremez. Meğer ki ALLAH’ım sebep halk etsin, kula yolu göstersin.

3 Meziyetin en üstünü; olayı görüp dönmek, gördüğünü unutmaktır, unutulanı akıldan atmak. Sanatın en üstünü; hamuru elde yoğurmak, aslına uydurmaktır. Taklide kaçmak, çalmaktır. Maddeyi kazanmak, haktır. Hakkına kanmak, mümin kula sevaptır.

4 HAZRETİ OMAR sözümü aldı: “Mendil alan, gaye güden, hak dileyen, YUVA’ya beni çağıran kuldan hoşnut oldum, ALLAH’ım da olsun. Geldim HAK’tan kullar bilsin. Adalete uyan, SIĞINDIĞI’na şüphesiz dilesin, ‘MEVLÂ’m.’ desin; ‘Doğruya inandım, YOLUN’dan çıkmadım, nefsime söz geçirmek, SEN’in EMRİN’le adım atmak diledim, duacı oldum. Adalet yolunda yardımcı diledim, şükürler olsun yuvamda buldum, korkumu sildim.’ Olandan korkma, adalet yolundan çıkma; yanında bil, dilediğin an çağır. Verdiğim adım, OMAR.’ dendim. YUVA’da denedim, sözleri dinledim; olayı tatlıya bağlayan, gününü olumundan ayırmayana yardımcı oldum.

5 Suyun akışını düşünün, ceylanın bakışını düşünün, aslanın dişini pençesini düşünün. Ne birinin güzel gözü, ne öbürünün kuvvetli pençesi akıbeti değiştirmez, olana söz geçirilmez, gitmek nasipse gidilir. Günde sıhhat verilir, ayağa kaldırılır. Değilse yol münasip,
maniyi yola koyar.

6 YUNUS’um söz diler, “Gelsem bir söz etsem.” der. “Geldim geleyim, sözümü vereyim, o günden değil günden söz edeyim. ‘Döneyim.’ dedim, ‘Dünya yüzünde göreyim.’ dedim, ‘Kulun dizinde yolumu alayım.’ Maya suyu, mayayı yolundan alan ALLAH’ımın kulu olana söz yok. ‘Yok mu?’ dersin, gün gelir söz edersin. Düşündüm hak verdim. Günde olsam ben de söylerdim. Müsaade aldım geldim, niyazı umman gibi gördüm, ‘Cümleye versin ALLAH’ım.’ dedim. ‘Kulun niyazı günümden çok olmuş, ALLAH’ım gününe göre vermiş.’ dedim. Ne YÜCE’sin ALLAH’ım, bunca kulun bunca dileği hep SEN’den gelir. Hiçbir kul yumağını sardıkça mahrum kalmaz. Demeyin ‘Hepsi bir mi?’ Ya hesaba vurdunuz mu? Olayın sırrını çözdünüz mü? Sebebini düşündünüz mü? Düşünmeye dalsan, derine gidersin, başını da şaşırırsın. Bak kendi hesabına, yuvanın gününe, gitme derine. Alimin alemi ayrı mı? Onlar kuldan gayrı mı?

7 MEVLÂNA’yım geldim, gitmek değil şöyle döndüm. Elbet sema demek, kendinden geçmek. Aldım-geldim suyumu verdim. Minarenin adına değil ALLAH’ımın ADINA gelir, yolunu bulur. Söz edene deyin ki, ‘Namaz nerde olsa kılınır.’ Cami, ALLAH’ın değil kulun binası. Ahlak, kulun zinası. Yanılmayın, kötü ahlak. Zina yalnız bir türlü değildir. Zulmün de zina olduğunu unutmayın. Kötülük yapan, camiye sığınan ne bulur? Gününü geçirir, geceyi ayazda bulur. Gününü aydın geçiren geceyi bilmez, çünkü görmez. Açayım sözü. Gecenin karanlığı; dünyada gönlü aydın olan, dünyada kalmaz. Mani ne midir? İncecik bir perdedir, ancak varan bilir. Anlaşılmayan nedir? 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH