21 Mart 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Korku yok. Uyku gelir, geçirilir. Yalnızlık değil, yumuşaklık gerek. Müsekkin lazım. Olduğunu yürümüş, gününü sürümüş, gün görmüş huyunu-yolunu ALLAH’ına bağlamış, ‘Kader.’ demiş sinesine çekmiş. Dert etmeyin, söz katmayın. ALLAH’a el uzatmış, ömürden gün atmış. Hoş deyin, gülüverin.

2 Andığın, yoluna yol katılandır. ULU’su sorulur. ULU’ya yol verendir. ULU’yu dilemedi, ömürde aramadı. Andığı gün, yumağı döndüğü gün diledi; açtığı gün unuttu. ALLAH’ım YARDIMCI’dır, kulunu GÖRÜÇÜ’dür. ‘ULU’suz olmaz.’ demeyin. Dilediğin gün, dilediğini aldığın gündür. ULU’su olur, dilerse yardımcı gelir. Dilenmediği gün niye yavruyu alırsın, sözünü görürsün? Mümin olmuşsun, yavru bakar mısın?

3 Olayın niyete uyması, kulun sunduğu yoldan beklediğidir. Yolun gidişine uymak, kulun gözlediğidir.

4 YUNUS’um der ki: “Gelsem, sözü alsam; dünyayı demem, kötüyü komam. Yolunu çevirir, ahirete götürürüm; elimin yüzünü, yolumun düzünü veririm. Uçanın-kaçanın, dünyanın sözü olduğunu bilin. Dünya kulu, malzemesi dünyanın malı.”

5 YUNUS’a söz verenim. Yolunu alsın, yerine varsın, yumuşak günü bulsun. Ölçüye vurmayın, günahına girmeyin. Yerini bulması, katına varması günlük değil. Günlük olur gelişi, ölçüsüne uyanlar verir kainatın tecellisi. Yumuşak günün uyması, dünya kulunun ALLAH’ını bilmesi. ‘Yurdum.’ der mücadele eder, kainata hükme çalışır, ‘Keşfim.’ der çözmeye uğraşır. Unutulmasın. Kainatın tecellisi değil, kulun alın yazısıdır. Değişmez, kulun görüşüne uymaz. Yalnız elden gelen, duacı olmak, ALLAH’ına elini açmaktır, ALLAH’ına sığındığında. Onun yolunu, yanılma, ‘Yolunda olmayan.’ deme. Cümle kul, zatının koruyanıdır. Kullarının cümlesinin KORUYUCUSU’dur. O'ndan başka KORUYUCU yoktur. Yanılıp kimseden koruyuculuk dileme, ALLAH’ımdan başka. Her türlü KORUYUCULUK VASFI’nı, ZATI’nda toplamıştır.

6 ALLAH’ım. Yudum aldık, dileyene verdik, ‘Dumansız yuva.’ dedik, yuvanıza geldik. AYİŞE HAZRETLERİ ummak olsun, kul beklesin. “Selam verdim, danıştığını öğrendim. Selam suyumu alan, yolumu soran. Elini açıp dilediğin, GÜL’ünü kokladığındır. Günden geldim sana. Yolundan, GARİB elinden, hummalı günün geçişini müjdeledim. Gelişim her gün olmaz, bana söz düşmez. Yardımın sonsuzdur. ALLAH’ım verdikçe, yolum aldıkça.” dedi, cümlenizi selamladı, sevgilerini bildirdi.

7 Eli yok, NUR’una yüz sürün. Gönülden duanı edersin, ‘NUR’una yüz süreyim, ben de NUR’una gark olayım.’ dersin. Ben cümlenize YARDIMCI. Benim için ayrı yok. ALLAH’ımın ayırmadığını, ben nasıl ayırayım?

8 Suyunu yüzerken, yolunu yürürken aldığını kim bilir? Her kul kendini zavallı görür. Yanılmayın, şaşkına kapılmayın. Aldığın söze uydun mu, vicdanının sesini duydun mu, kula elinden geldiğince yardımcı oldun mu? Ne korkarsın, ne dertlenirsin?

9 Sözümün tadını ALLAH’ımdan aldım. Kazan, softanın sözü. Mümin oldun bilesin, kazandan korkmayasın. Olduğundan şaşırma, yolum buldun diye olmamışa söz etme. Olmamışın da günü gelir, ALLAH’ım oldurur. Kula söz düşmez. Sinirinden söz edilir, sözü yüzü büzülür; kulun gözü kapanır, görgüsü kısılır.

10 Dünya ilmi geçici, kuvvete bağlı. Aldığını veremez, bu alemden ilgilenmez. YM olsa da suyunu umduğu gibi almaz, yol vermez.

11 Sen yolun gidişini, ben yolun varışını söylerim. Varışı barış ile bulursun, sarışı çözüş ile bulursun, düğümü sabır ile çözersin. ‘Yolcuya yol ver.’ desem, yolunu nasıl verirsin? Koluna girersin, beraber yürürsün. Vermek, almaktan güzeldir. Almak, yüzünü ağartır; vermek, güldürür. Almaya layık görüldüğünden, yüzün açılır.

12 Duamıza katılan, yolumuza atılan, ağızdan-gönülden açılan cümle mümin kulların, cümle dönük kulların YARDIMCI’sı ALLAH’ım. SEN’den dileriz, yardım dileriz, verdin biliriz. SEVDİN severiz, CAN’dan geçeriz, yoluna göçeriz. Varalım SANA, duralım DİVANIN’a. Ayırma YA RABB’im. AMİN. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH