9 Nisan 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Aydan gelen ışığın nurunu andım, güneşin ışığından nuruna yandım. Yandım, suyunu diledim deryaya daldım. CAN’ım yolunda, AŞK’ım gönlümde. ALLAH’ımın YOLU, kulunun gönlündedir. Uykunun yolu yolumadır, ALLAH’ımın kulu gönlümedir.

2 Aldın mı sözü, yenide sazı? Söz edilir, saz çalınır, sazın nağmesine uyulur; uymuşsan nağmeye, neşeli gün geçirilir. Saman yığını günlük, dağın akışı binlik. Dere yere benzemez, suyu akar kirlenmez. Duran suya göz atma, akan suya söz atma. Yatağına girende, öyle suyu akanda; verimi uygun olur, etrafı düzgün olur.

3 Ses veren ses alır, yolunu öfkeye çevirir. Öfke kula iyi değil. Dünyayı da ahireti de kaybettirir. Sözünü iki düşün bir söyle. Söylediğini tartıya koy; kötüyü dirhem et, sözünü kendine emanet. Kendin kaldırırsan başkasına naklet. YARDIMCI ALLAH’ım.

4 YUNUS’um yolumuzda, kendisi YUVANIZ’da. “YUNUS’um geldim, ‘Söz.’ dedim, aldım neşeye vardım. Cümleniz hoş olun, dünyada huzur bulun, ahirete hazır gelin. Geldim, ‘Geleyim.’ diye diledim, dileğimi aldım. Sözümün eğrisi yok, boynumun eğrisi hak. Boynumu bükerim, ‘ALLAH’ım.’ derim; ‘SANA bükülür.’ yere bakılır. Yolum bükülmez, sözüm dökülmez. Tadı bilmem acı mıdır, tuzlu mudur? YUNUS söyler, umudu yener. Dünyanın gidişi YUNUS’tan sorulur, YUNUS ALLAH’ımın işine karıştırılır. Olayın YUNUS’la ilişiği çelişiği yok. Dünya hakkı kalsa da, kul bu yönde yansa da; dert etmesin, dünya malına tamah etmesin. YUNUS yolun yolcusu, HAK YOLU’nda sözcüsü.

5 YUNUS’um, demem, MEVLÂNA HAZRETLERİ der, yolundan söyler. Onun sözü de sazı da, meydanı da geniş, yolunun yönünün ölçüsü yok. Benim sözüm ölçülü. Geldiğim, MEVLÂNA HAZRETLERİ’nin davetine uyduğumdur. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Misafir gelen, misafir olduğu yerde kalır. Ev sahibinin yuvasında dolaşmaz. Müsaade olunan, kula meydan verilen yerde.”

6 Yumak yolunca sarılır. Kul, yumağını ULU’su ile sarar. Yolunu alana ne mutlu. Yumuşak olasın, yolundan gidesin, sözünde durasın, ALLAH’ına duacı olasın. Olan-olmayan, ALLAH’ımdan dilenir; dileğin tez alınır. Yandığı gün kütüğün, aldığın gün katığın tadını bilir. Kütüğün varlığı bağdadır. Büyük yumağın sargısı uzun sürer. Kütük yanınca ne olur? Ateşten değil güneşten bozulur. Üzümü vermez, şarabı olmaz. Şarabı içmeden kul sarhoş olmaz. Kütük yanmadan, katığını almadan kul ayılmaz.”

7 MEVLÂNA’yım geldim, ‘YUNUS’um.’ dedim; ‘Sözüme sözcü oldun, ÖZ’üme sazcı oldun. Kula dedin, yolunu yarına bıraktın. Dedi: “Sözünü sen diye bana sordular, senin yolunu bende sandılar. Gücümce söyledim, ÖZ’ünden, kusur ettimse af diledim.” ULU’sun ya YUNUS’um, dolusun ya YUNUS’um! Sözüm sözündür, gözüm ÖZ’ündür, ÖZ’ün, gözüm; ALLAH’ımın NURU’dur. ALLAH’ım adın, ağızda tadım, gönlümde kaldın. Gitmek farz oldu, sözüm burada kaldı. ALLAH’ıma emanet cümle kula selamet.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH