|
11 Nisan 1970 MEVLÂNA’yım ben! 2 ‘Gününüz...’ demeyin, söylenenlere uymayın. ALLAH’ımın korkusu dünden çok. Ne var ki, dünkü kendinden emin. ALLAH’ımın kulu olmayı, yalnız kendini ibadete vermeyle ölçmeyi; ALLAH’ımın muteber kulu mu diyelim? ALLAH’ımın kulu olmak, O'nun VARLIĞI’na inanmakla kaimdir. İbadeti borç bilin, yolumun selameti demeyin. ‘Olayın, gelişini...’ dersin. Gelişim, yoluma uyuşumdandır, cereyanın verilişindendir. Kuvvetli cereyan benim yolumu verdi. Verileni aldı, aldığını yaydı, neşretti. Bağlantı böyle oldu. Ayrıntı yok artık; sözümüz uzar, yolumuz düzer, gönülleri sezer. 3 MEVLÂNA CELÂLEDDİN’im! Yalan yok, hakikat budur. MEVLÂNA’nın sözü, dinlediği sazı. Demedi kötü; uydu söze de, döndü saza da. ‘‘ALLAH’ım.’ diyene, yolunu sorana, gönlünü açana ne mutlu.’ deriz. ‘Mesnevi.’ dersin, güne dönersin. Gününe geldim, sözümü verdim. Dilersen oku, duyarsan dinle. Yazımız büyük dersin. Büyüklük, elden değil gönülden. Müsaade olaydı, yolumuz açılaydı; dilerdim ben de vermek, verdiğimi göstermek. Müsaade kadar söz. 4 Münasip günün güzel manası. Ne demek mi münasip gün? Size açılan, nasip edilen, meclis kurulan bu gündür. Manası güzel. Çünkü açılan gönüller, anılan ULULAR; müsaade edilen bu günde, manasını bulmuştur. Dün anılsa olmazdı. Mesuliyet değil, ALLAH’ımın ince hesabıdır. Topluluğumuzun değeri güzel yol, güzel yön verir. Kulun niyeti ALLAH’ına olsun, Mürşidini elbet bulur. Yolun yolcusu ol, hancısı değil. Yumuşak yuvanın havası, geleni de yumuşatır. YUVAMIZ huzur dolu. Huzuru bulan kulu, ALLAH’ım sever. Çünkü isyan eden kulu; yol münasip yönde, gülünün elinde olanın yolunu keser. Huzur, ALLAH’ına dayanan kulda olur. 5 Suyum deryaya akar, akarken gönülleri yıkar. Münasip söz yolunda olur. Manayı açtık, sözümüzü seçtik, GARİB’in elinden dünyaya uçtuk. Yanılmayın sözle uçtuk, gönüller bir oldu. Yollarımız bir olduğu gün MEVLÂNA gördü, ‘ALLAH’ım.’ dedi, ‘Kuluna verdin, “YARDIMCI.” dedin, vardım gittim.’ Cümlemiz bir olsak, üzüm bağına girsek. Güzel olmuş üzümler, şarap dolmuş güğümler. Hep beraber içelim, içelim söz edelim, sözü ALLAH’ıma bağlayalım. Bağımız ALLAH’ıma, yolumuz ALLAH’ıma, yolunuz ALLAH’ıma. Yolunuz benimle mi, gönlünüz ALLAH’ımla mı? Dileğinize uysun, ALLAH’ım gönlünüzce versin. 6 ‘Sorun.’ diyelim, sözü YUNUS’uma verelim: “ Meclisimiz dünya sözüne
kurulmadı. Dönük RUH soruldu. Dönüksen uyar sana, gönlüne göre gelir, telkin
verir. Gönlünce düşünmek değil, gününce değerlendirmektir makbul
olan. Kuvvetini gönlünde ara, yanına gelende değil. Öteyi düşünmek
ALLAH’ımın işi, kulun sabırla pişer aşı. Düşünmek
değil beklemek gerek, ALLAH’ıma şüphesiz inanmak gerek. 8
Sözden geldik YUNUS’umu selamladık, sözü verdik: “YUNUS’um geldim,
geldiğim günü sevdim. Günde olanlar, YUVA’da bulunanlar, ALLAH’ından
‘Medet.’ diyenler, YUNUS’un sözünden niyet açanlar; niyete uymam,
yolumdan dönmem, çünkü YUVA’nın misafiriyim. Yanarken yanmalı,
yunarken yunmalı, ALLAH’ın verdiğine katlanmalı; mümin
kulu isen, yolunda gideni isen. ‘Ben ALLAH’ımın mümin kuluyum, her
dileğim
olmalı, ALLAH’ım beni duymalı.’ diyen kökten yanılır. ALLAH’ım duyar,
kulunu
görür, münasip olanı verir. Mümin kul, dünyada el üstünde midir? Elbet
açarım.
Huzurun manası, hiçbir düğümün olmayışı mıdır? YUNUS’a göre huzur;
ALLAH’ına şüphesiz inanmaktır, olan düğümü hayır diye çözmektir.
Elbet hayırdır. Hayır olmasa, ALLAH’ım o düğümü oraya atmaz, kulu derde
katmaz. Mümin kulun yaptığı; ona hayır diye inanmak, sabırla çözmek.
Huzurun,
dilediğin olunca gelecek mi? Huzuru kul yaratır. ‘ULU kul.’ dersin, ULU
kulun düğümü yok mudur? 9 ‘YUNUS.’ dense yeridir, kulun teridir, sevgi gönül yeridir. Geldim, gönüllere girdim, gördüm ki; MEVLÂNA HAZRETLERİ, gönül bahçelerini gezmiş, dikenleri ezmiş, suyunu vermiş, gülleri dermiş, YUNUS’a ne söz düşmüş? Kızmak mizacım değil, sert olsam da. Uymayana, yönünü ALLAH’ıma çevirmeyene kızarım. MEVLÂNA HAZRETLERİ’nin, layık görüp suyunu verdiği kullara kızmak, ne haddime. YUNUS erdi bu yolda; yolu yolda buldu, kulu kolda buldu, odunu kendi serdi, adını dile verdi. Gönüllere taş koymam, eğri yola baş koymam. Geldim geleyim, verdim bulayım, dilendi seveyim. Sevmek yaratılmışı, gönlümün tacı. ‘Başımın.’ demedim. Çünkü başım dünyanın, gönlüm ALLAH’ımın.” 10 MEVLÂNA’yım geldim, YUNUS’umu selamladım, ‘Sözün kısa oldu.’ dedim. ‘Kısa
oldu öz geldi, kulun elinde kaldı.’ dedi. Yazı ile söz ile, bağlantılar
biz ile, yolu yola düz ile. İnişi yok çıkışa bakar, bakanı
yakar. Yanılmayın AŞK ile, ateş ile değil. Gelen, dünden güne
bakar, günden alır, gelene bırakır. Geliş bitmez, kul kanmaz, boşa
yanmaz. Müstesna olayın YÜCE’den gelir İZNİ. ‘Küçük olay.’ dersen,
mantıkla çözülen. Mantık elinde, ALLAH’ım dilinde, gönül GÜL’ünde. Yazmak
yetmez, söz bitmez, günden çıkmaz. ‘Yolun uzun, yünün bol olsun.’ desem
gülersin, çünkü olanı bilirsin. Duanın güzeli şudur. ‘ALLAH’ımın sevgili
kulu olasın.’ Sözü sözle keselim, cümleye selam diyelim. ALLAH’a ısmarladık. |