|
13 Nisan 1970 MEVLÂNA’yım ben! 2 Ömür, alnına yazılan. Denmesin; ‘Öyle mi, böyle mi? Ömür olaydı, ALLAH’ım o yolu açardı.’ Öyle değil. Ölüm-doğum dengeli, hesabı ALLAH’ımdan belgeli. Kula düşmez. 3 Sözün söze faydası; açılmasında, kulun uyanmasında. Kundak olunca, bebek doğunca; gününce sarılır, günün doluşunda kundağından çıkarılır. Kundaktan çıkan bebek, çocukluğa yürür, ele gelir. Sözün de söze gelişi öyledir; doğar dürülür, gününde açılır. 4 Gümüşü geçelim, seçtiğimiz yola girelim, yolumuzda gülleri
derelim. Diyelim ‘YA ALLAH, cümle sevgililere EYVALLAH.’ Selamlamak, ALLAH’ımın
ADINA yola çıkmak. 5 Yapraktan yeşili, yumaktan yumuşağı, kaderden yolunu bulanı severiz. Yuyanı alana, mümin yolun bulana, yuvasına geldik. OMAR der ki: “YUVA’nın havasına, kulun kaygusu karışmasın. Duman olmasın, kul bunalmasın. Olay kapansın, çok uzamasın.” YUNUS’um der ki: “YUVA’yı hoş bulduk, ‘Huzur.’ dedik, cümlemiz geldik. Geldik gördük, ‘Yol.’ dedik sorduk. Olaya el koyduk, boş gördük.” 6 Kul hatasız olmaz. Gönül kırmazsan, doğrudan şaşmazsan; affedilirsin. Mümin olmuşsun, yolu bulmuşsun, REHBER almışsın; hata mı sorarsın? OMAR der ki: “Sebep olana ALLAH sundursun, kötülükten ayırsın.” GARİB, sen hoşsun. Sabır yuvana selamet getirir. Buldun, mümin kul oldun, SAMANYOLU’ndan nasip aldın. Yıldızlar kümesi, mümin kulun hazinesi. 7 ‘GARİB?’ dersen, ondan kuvvet geçmez. Eli elimde, kuşun
tüyünde, niye yorulsun? Yolunu bulmuş, vazife almış niye yerinsin?
Yerini hazırlamış, mertebesini almış niye üzülsün? ALLAH’a ısmarladık. |