|
2 Haziran 1970 MEVLÂNA’yım ben! 1 Masmavi yüzü göğün, suyuna vermiş rengin. Gökle deniz bir
mavi, gönüller olur kavi. MEVLÂNA’ya sorarsan; deniz-gök iki aleme benzer, ikisi
de birbirini kucaklar. Denizi görürsün, gökyüzüne eremezsin, sonu nerde bilemezsin.
Ne var ki, ikisi de kucaklaşır, birbirinden ayıramazsın. 2 Asmayı gördüm, Mesnevi’yi derdim, yazdım-dürdüm. Günde yeniden açtım baktım, geçmiş günde küf tutmuş. Dedim ‘Sözü alalım, yeniden yola koyalım.’ Küfün kötülüğü mü var? Günde çözümü zorludur, öyle desem. Her gün yazarız, Mesnevi’nin farkı ne? Ağdalı demeyiz, kula ağırlık vermeyiz. Sözü söze bağlarız, ‘Sevgi.’ deriz çağlarız. Mesnevi’de ne vardı? Ondaki sevgi bundaki sevgi, birdir, beraberdir. 3 Asma altı gölgeli, suyun yüzü halkalı. Taş atana demeli, ‘Duru suyun yüzünde, yol münasip gününde; niye taşı atarsın, suyun yüzünü bulandırırsın?’ Ne beis var olana, su bulana-bulana yumağını dünyada sarana, güzel mi gelir? Sabır eden görür, halkalar durur, deniz sakin kalır. 4 Maymun uygun mu kula, yolu benzer mi? Ağaçtan atlar, ağaca
zıplar. Düşündüğü yok, eğlencesi çok. Kulun gevezesi de öyledir;
öylesine uyma, dediğini duyma. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH |