3 Haziran 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 NUMAN’ın yolundan geldim, selamınızı aldım, selamlar getirdim. Olduğu gibi kalsın, gönlü bende olsun. Sözümü ona da veririm, nerde olsa gönlünü görürüm. Oluşun, YUVA’da. 

2 Uygun günün olayı, olur hayır alayı. Dedikçe alınır, diledikçe verilir, aynanın yüzü aydınlanır, yüzün güldükçe yolun açılır. ALLAH’ımın EMRİ’dir. “GÜL Kİ GÜLÜ’NDEN OLASIN, YOLUNA GİRESİN, GÖNÜLDEN AÇILASIN.” Ağlamak dünya içinse ne yazık, ALLAH’ım içinse ne güzel. ALLAH’ımın EMRİ’dir. Güzeli göresin, ‘Çirkin.’ demeyesin. Çirkin, ne var ki ALLAH’ım vermiş, yerine koymuş, boşuna değil hikmetine yaratmış. Boşuna bir kum tanesi bile olmaz. Kum tanesi taneye eklenir, çölü meydana getirir. Çöl de GÜLÜ’ne yol açar. Güller, ALLAH’ımın SEVGİLİLERİ. Güllerin en güzeli, SEVGİLİ PEYGAMBERİ.

3 Olmak; kula yakışanı bulmaktır, gününe HAK YOLU’nda uymaktır.

4 SAMANYOLU kümeli. Kümenin yükü meyyal olur ele gelir. SAMANYOLU bilmez misiniz? Dünyaya hayır verene meyyaldir dedim, hayır olayını bildirdim.

5 Şaşma, sabır et bekle. Beklemek kulu oldurur, olgunluğa erdirir, yalnız olaya değil, bir çok şeyler gördürür. 

6 Olmuşa söz edilmez, geleceğe göz atılmaz, söze söz katılmaz. Deme ‘Kimim ki, ALLAH’ıma ne vereyim?’ Kuluna verdiğin, ALLAH’ımı sevindirir. Nasıl ki yavrusuna verdiğin, anasını-babasını sevindirir; kuluna verdiğin, ALLAH’ımı sevindirir. Verişin, kulunu sevişine delildir.

7 ALLAH’ımı bilmek her kulun sözüdür. Kul der ki, ‘ALLAH’ım bir yarattı, yaşatır.’ Döner der ki, ‘Duyduğum olay, verdiğim kolay. Kazancım; çalıştığım, her yoldan kuvvetim ile aştığım.’ Bilse ki, kendindeki kuvvet bir anda durur. ALLAH’ım dilediği anda kalır, kul o zaman uyanır. Elbette her şey ALLAH’ımın İZNİ ile, ALLAH’ımın KUVVETİ ile. Kulun kuvveti, imanı ile. Sözümüz döndü, dünyayı dolaştı, gine aynı yere ulaştı.

8 Yaratıldık yaşadık, yaşadıkça gördük. Dünyada erdik, ele geldik, ALLAH’ıma vardık, dile geldik. ALLAH’ımdan diledik, kula geldik, dündük dolaştık, güne geldik.

9 Günün olayı, yaşamanın kolayı bulunmadı, ‘Ölüme çare?’ dedi çözülmedi. Çözülse ne olacak, kula ne verecek? O zaman, kul ölümü özleyecek, çünkü aranacak bir şey bulunmayacak. Ne var ki, ALLAH’ım İZİN vermeyecek, kulun gelişine kilit vurmayacak. 

10 Aldığımın, yoluna verdiğimden çok olduğunu sanmayın, yumağıma verişmedik diye yanmayın, günümde aşamadık diye yanmayın. Şansınız, günümden üstündür. Günümde, ‘Olmuş, ele gelmiş.’ diyenden çok, aleyhime söyleyen oldu. Gününüzde bundan adım uzak kaldı. Beni bildiniz, geldim diye sevdiniz, sözümden şüphe etmediniz, dumandan uzak kaldınız. O da sizin şansınız, benim de dileğimin oluşu. ALLAH’ıma şükredelim, iki alemin üstünlüğünü dileyelim. Dünyada yüzlerimiz kızarmasın, ALLAH’ımdan başkasına boynumuz bükülmesin, elimizden mahrum bırakmasın, O'na el açmaktan uzak tutmasın. Gözümüz güzellikleri görsün, semaya baksın, ‘ALLAH’ım.’ desin, gözünden yaşı aksın, verdiğinden eksik katmasın.

11 YUNUS’umdan selam var, YUVANIZ’da bayram var. Gönüller kaynaşır, ALLAH’ımdan söz edilir, elbette sevinç yapılır. Muzaffer kulların feryadı, ALLAH’tır. Elbette sevincinde ALLAH’ım diyen, üzüntüsünü ALLAH’ıma havale eden, muzaffer kuldur. ALLAH’ına havale ettiği üzüntüsünün, sevince döndüğü günde; kul elbet ‘ALLAH’ım.’ diye feryat eder ALLAH’ına. AŞKI’na döner şaşkına, feryadı o yüzden olur. Bu, AŞK sarhoşluğudur. ‘Siz de öyle olun.’ desem yanlış, öyle olduğunuzu görürüm. ‘Şükür.’ diyelim, başında sonunda duacı olalım, geldik gidelim, cümlenizi ALLAH’ıma emanet edelim. Aklına geldiğim an bil ki ordayım, geldiğim an aklındayım. YA ALLAH! Şüpheden uzak dur. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH