6 Haziran 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 Geldik YUVA’ya, girdik havaya, olmuşu dedik, olacağı
düşündük, münasip karara vardık, el açtık, ALLAH’a yalvardık. Arayalım bulalım, ALLAH’ıma
varalım. Kararımız bu idi. Sevgi yoluna girdik, kulunu candan sevdik, ‘ALLAH’ım
yarattı çünkü.’ dedik, yarattığına şüphesiz baktık, olmuşun
yoluna gönül taktık. Deme ki, ‘Seni seveni sev, sevmeyenin suyuna duvar çek, yoluna
taş koy.’ De ki, ‘Sevdim kulunu uydum huyuna, verdim suyuna, girdim
koluna.’ Sevmediyse beni, ben sevdim onu. Kulun lazım olan, bedeni değil
RUH’u. Onda aradığım ALLAH’ımın NURU. Derse bana ‘Yolunu beğenmedim’,
derim ona, ‘Gitmeye yardımcı olayım, dilersen dilediğini çağırayım
elini ona vereyim, beğendiğin yolun doğrusunu göstereyim.’ Yaratılmış,
yaratılmışı sevmezse ALLAH’ına vardığı an ne diyeceğini şaşırır.
ALLAH’ım “NİYE BEĞENMEDİN?” derse, kendini küçülmüş görür. Elbette
küçülür, çünkü ALLAH’ımın VERDİĞİ’ne söz etmiş olur.
ALLAH’ıma ne yüzle cevap verir? AFFI da KENDİ gibi YÜCE’dir, af
dileğini görücüdür.
2 Ağmanın yolu niyaz ile açılır. Gezdiğimiz gördüğümüz
yer münasip, andığımız varlık ALLAH’ımız, YARATAN’ımız. Severiz, anarız, yumuşakça
yanarız, sarıldıkça döneriz. ‘Mevlevi.’ dersiniz, heykeli koyarsınız. Düşmana
söz vermez, gününü açmaz, gönülden kaçmaz, mertliği bırakmaz, kötü söz
etmez, yanar, döner. Düşman dedim, bildiniz mi? En büyük düşman
nefistir. Bildiğiniz düşman kula kötülük etmez, dünya malını talan
eder, yapılanı yakar, ölen bir şey kaybetmez. Nefis mücadelesi en büyük
savaştır! Dostu da düşmanı da içinde ara. ALLAH’ına bütün kalbinle
bağlanmışsan, ne şeytanı ne de yoldan seni çeviren kötülükleri
düşünme. Ölçünü AŞK’ında ara.
3 Müsait olmak, mucize görmekle ölçülmez, her müsait kul, mucize görmez.
Her an mucize bekleyip yanılmayın, mucizeyi yaratılmışlarda arayın, her
vesile ile görürsünüz. Kul her şeyi dileyici, ALLAH’ım hayır olanını
verici. Bitkiyi ekersin, yeşermesi ALLAH’ımdandır. Rahmetini verir, bitki
yeşerir. Bazen kurak olur yanar, bazen rahmet bol gelir çürür. ALLAH’ım
herkesin nasibi kadar verir. Mertebeyi ALLAH’ım verir. Ne var ki MEVLÂNA, seven,
dileyen kullara yardımcı olur. ‘Sevmeyene yok mu?’ dersen; gönülden dilerim,
‘Yardım.’ derim, giderim. Yolunda koca bir taş, nasıl geçerim? Demeyin,
‘Taş mı aşamadın, sudan mı geçemedin, yolu mu seçemedin?’ Bana hepsi
açık, ama kapalı gönülden giremem ne çare. Gönül kapısına taş koyana,
sıkı-sıkı kapatana ne yapabilirim? Yalnız ALLAH’ımdan dilerim, taşı gönül
kapısından çeksin derim.
4 OSMAN’ın dumanı gününde tüttü, gönlünü gününde GÜL’üne verdi; AŞK’ına
düşünce dumanı arkaya attı, olumuna büyük sevaplar kattı. Kulun yardıma
ihtiyacı olanda, hepimiz dolanır dururuz, yardımcı olacak ULU’yu ararız, hangi
yönden olacaksa o ULU’ya havale ederiz. Ne var ki, kul elini açıp derse, gönülden
dilerse; yardımını görür, feraha çıkar. Kul, yardımı ALLAH’tan değil
kuldan beklerse, gider de kul kapısında nöbet tutarsa; o zaman bize duacı olmak
düşer. Çünkü biz de ALLAH’ımın İZNİ ile gideriz, kuluna yardımcı
oluruz. Her işin başı da sonu da ALLAH’ımadır. Unutulmasın, bilen kul
yanılmasın. Başlarken ALLAH’ından dile, bittiğinde ALLAH’ına
şükret ki bir daha dilemeye yüzün olsun, görmeye gözün olsun, dilemeye
sözün olsun.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH