7 Haziran 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1
Sözü söze vurmayın, olayı yüze vurmayın, gönülleri kırmayın. Gönülden
değil bilirim, ağız yolunu bozmayın. Hak olanı sorana deyim.
Dilenen şey haktır. Kim ki dilekte bulunur, ‘Dilediği olacak.’ der
sırtına vurur. Dileyen, sözle avunur.
2 Gelin sözüme gün gelende, burun yüzü, gün gelende vurun yüzüme. Günün yoldan
verişi, kulun gönül kırışı, üzüntüyü alışı güç gelir. Lastik alıp
çekmeyin, can yakar iki tarafı üzer. Gayenize uymaz, yol size vermez, gayesiz
günün boşluğu dolmaz. Aldığım yaprak, durduğum toprak
kıymetinden kaybetmez. Derdini içe atma, üstüne yük katma; olayı basite çevir,
dumana duman katma. Suyunuzu alırsınız, rengini buluta çevirirsiniz. Aldığı
renk göğün rengi. Bulutlanırsa, su da rengini kaybeder. Demeyin ‘Olmaz, su
rengini kaybetmez.’ Suyun rengi yok ki kaybetsin. Ne var ki, gök açıksa mavi
olur, bulutluysa göğün rengi RUH’u sıkar. Gönüller bozulmaz, leke
vurulmaz. Dumanı atın, boğulmaktan kaçın. Yalnız değil beraber olun.
3 Adamak güzel, aldığına sevinmek ondan güzel. Güzel olmayan, yolun
doğrusunu bulmayandır, cemiyete uymayandır. Yanılmayın, cemiyet dedim, yanılmış
cemiyetten söz etmedim. ‘Yanılmış cemiyet nedir?’ der ÇAKIR düşünür. Cemiyetin
doğrusu; aldığına uyuşudur, gayesini bilişidir, güzel konu
buluşudur, yardıma ihtiyacı olana el-ele verip koşuşudur. Boş
gün için kurulan cemiyet; boş havada gezer, yüreğini ezer. Günü boşa
atmayın, saatleri satmayın. ‘Yaşamak.’ dersiniz, günün geçtiğine
bakarsınız, neden? Yumağı saralım, ‘Hoş günümüz.’ diyelim. Bir hayır
yaptı isek, ‘Huzur orda.’ diyelim. Huzuru, yaptığımızda arayalım. Huzursuzluk
yaratmak değil. ‘Huzursuzum.’ dediğin yerde, hakikaten huzursuzluk
vardır.
4 Gayeleri gördüm, ‘Güzel.’ dedim huzura vardım; burada huzur var ki, ‘Ben
de huzurluyum.’ dedim. Demek istediğimi anladınız mı? Huzur olan yerde, ‘Huzursuzum.’
denmez. Huzursuz olan yerde ‘Huzurum var.’ denmez. Havanın tesiri, olayın
esiri. Gaye huzuru aramaktır, huzursuzlukta inat etmek değil. OMAR der ki:
“Havayı bozanın, bir kul değil iki kul olması gerek. Düzene koyanın da. Neticesi
aynı. Gülün söyleyin, huzuru arayın; aşmak dilerseniz, kulunu severseniz,
‘ALLAH’ım.’ derseniz, sorudan kaçarsanız. Elbet ALLAH’ımın sorusundan.”
5 CAN’a CAN demeyin, söze söz katmayın. Açtığın yolun seni uymaktan
alsın, ALLAH’ımın verdiğinden başka yere atmasın.
6 Yol yüründü, merdiven çıkıldı, düze varıldı, köprü geçildi. Dönmek yok.
Uymak yaraşır, yolun aşılır. Sözüm-gözüm-ÖZ’üm YUVA’da, yuvanızda,
cümlede. Ayırmam, kayırmam. Suyumu cümlenize verdim. Ağlamak yok, gülün
dünya gününde. Yolu açın, gitmeyi seçin. Dünyadan söz ettik, geçeni gördük. ‘Senin
gününde var mı, eşin de söz eder mi?’ demeyin. Sözünü aldım,
gülümden verdim. Söze gül verirsen, güldürürsün; söze söz katarsan, ağlatırsın.
Gayeniz güldürmek olsun ki, MEVLÂNA yoluna uysun. Demeyin ‘Hatalı.’ Kulun
hatası, büyüğün atâsını gösterir. Hata olmasa, büyüklüğünü neyle
gösterirsin? Nasıl ki senin hatan, atâ ile karşılanır. ‘Hatam yok.’ diyen
yanılır. Hummalı olmayın, hataya hata katmayın ki ölçünüzü arttırasınız.
7 YUNUS’um geldi, havaya girdi, sözü aldı, “YA ALLAH.” dedi:
8 “Dünyanın hali, kulunun rahatı senin yoluna bağlandığı
bilinse. Yolumun uzunu, ağacın genişi, yaprağın gölgesi,
kısalttı, RUH’umu huzura attı. Ne yumağın düğümü beni rahatsız etti, ne
dünyanın güğümü rahatımı kaçırdı. Günümde ben de diledim, ‘ALLAH’ım.’
dedim, nasibimi istedim. Elbet istersen verir, yol münasip olur. Gündüz vardım
obaya, durdum daldım havaya. Her ailenin bir yönü, hatalı olan yanı vardı. Yumağını
yolunda saran, huzurunu dünyada bulan kulunu gördüm. Komşusu gelmiş, sözünü
ters almış, çatık kaşı kaldırmış. ‘ALLAH’ım.’ dedim, ‘Çatışacaklar
dövüşecekler.’ Yanılmışım. Karşıya çıktı, elini tuttu, ‘Komşum
hata bende, atâ sende olsun.’ dedi, elini candan öptü. Şaştım kaldım,
şakalaştıklarını gördüm. ‘Ne güzel.’ dedim, hatayı üzerine alanı daha
çok sevdim. Aslında atâlığı yapan oydu. ALLAH’ımın HUZURU’nda da, makbul
olan yerini aldı, çünkü olayı tatlıya bağladı, hatasız olduğu halde.
9 MEVLÂNA’yım geldim, YUNUS’u sarhoş gördüm. “Güzel oldu havamız,
iyi verdik dersimiz.” dedi, salına-salına gitti.
10 Ay ışığı misali NUR’un inmesi hakikattir. Değerini
bulduğu yerde, bedenin girdiği yerde; mertebesini bulmuş RUH’un,
bedenini ziyareti.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH