|
10 Haziran 1970 MEVLÂNA’yım ben! 1 Meyveyi hıyyıma dedim, meyveyi örnek verdim. Örnek demektir hıyma. Yolumu oyyama bağladım, ayağımı yoluma uydurdum, Mesnevi’yi verdim, doğru yolu göstermeye çalıştım misaller ile. Örnek verdim kulundan, örnek gösterdim ağacından, misal verdim yarattıklarından. Yanılanın yolunu çevirdim. Asmanın kütüğünden, şarabın olacağına inandım. ‘Sabır.’ dedim bekledim, olanı gördüm. Olmak, anda dilemekle değil beklemekle bilinir. Şarabın yıllanmışı sevilir, sunduğumun değeri öyle ölçülür. Yıllanmış şarap mahzenden gelir, sarhoşluğu daha çok olur. 2 Olmuşun verişini ölçmeye ne hacet. Olmuş, ölçüyü bilir,
yoluna göre yönüne göre hamuruna göre verir. Susuzluğu ALLAH’ımın DERYASI
giderir. Suyunu içen, yolunu seçen olmuşsa, ‘Günden nasip umduğum
olmasa da, dünyadan bulmasam da yol münasip.’ der, ALLAH’ına sığınır. 3 Cennetin cehennemin sözü edilir. İyi kul, cehennemi dünyada görür. Kul olur hata eder, hatasına üzülür azap çeker. Hatayı yapar, ‘İyi ettim, haddini bildirdim.’ der sevinç duyar, o kulun azabı ahirette artar. 4 Kulun kula sözü olamaz, kimse dünyada üstün kalamaz. Her kulun YARATAN’ı
BİR’dir. ALLAH’ımın kuluna edilen söz O'nadır. Meydana gelen, cemaat
çağıran ALLAH’ımın kulları, HAZRETİ ADEM’in dölleri; münasip günün
sözünü demeye geldim, cümlenin elini tutmaya geldim. El-ele verelim, gönülden
bağlanalım, dayandığımız ALLAH’ımıza varalım. Bir elden olmaz, el-elden
geçirilir, cereyanı arttırılır. Dumanı arkaya atalım, aydın yüze bakalım. Aydın
yüzde aydın gönül olur, kul ayılır, ALLAH’ımın NURU’na erilir. 5 Dolay dünyada, burada olmaz, birinin sözünü öbürü ‘Yalan.’ demez. Danışanı severiz, ne var ki birbirimizin önüne geçmeyiz. Dualar kabul olunur, ne var ki onlara da misaller verilir, dünyanın geçici olduğu öyle yola getirilir. Bilmeden uyarsa, gönülden olmaz, öyle uyuş kabul olunmaz. Dağ yolunu aşarsın, düze varıncaya kadar taşa da vurursun, dikene de takılırsın. Dağ yolu aşılmadan, düze varılmaz, dediğimiz budur. Düzenin gelişi, karışıklığın derilişidir. Asmanın yaprağı bolsa, üzümün tadı kıt olur. Güneşi daha az görür de ondan. Meydana gelen, güneşe dönen tadını alır. 6 Uslan yavrum yumağını öyle sar. Bulutlu havada ‘Yağan kar erisin?’
dersen sabredersin, beklersin. Bilmez misin gelen bahar? Davarın çokluğu çobanın
tokluğundandır. Gönül tokluğu, dünya tokluğu değil. ALLAH’ına
sığınır O'na emanet eder. ‘SEN’in MALIN’dır, ben sürücü. Ben alıcı, SEN
verici; ben görücü, sen göstericisin ALLAH’ım.’ der, elbet davarı artar. Esti yazdan
bir rüzgar, geldi posttan haber. 7 Gönülden anan ile beraber oldukta, ayrılık sözü mü edilir? Sazımız sizler için çalınır, halımız sizler için dokunur. Sevgimizin çağı yoktur, her gelende gönlümüz. Sen-ben değil, cümlemiz gönülden bağlıyız. 8 ‘Kaderin çizgisi yer midir?’ deme. Kader cetvel ile çizilmez, kalem ile yazılmaz, kağıt gibi katlanmaz. Yazılır nefes ile, çizilir kafes ile, sanma bozulur heves ile. YAZAN; ne heves ile bozar, ne hırs ile çizer. YAZISI SEVGİSİ’dir. Huzuru, vermediğinden değil, kulunun almadığından. Eğer ALLAH’ım kulunu sevmeseydi, nefesini vermeseydi; yumağına yol vermez, vereni göndermezdi. Dünya EVLİYA’sız kalmaz. Her an kırk bir EVLİYA dünyada mevcuttur. Aç gözünü görmeye, güzellik nerden gelir? NURU’nu harcamayandan. Kalana yol veren BİR’dir, yaşına bakma PİR’dir. ALLAH’ımın AŞKI ile yanar, ateşini ALLAH’ım ile kendi görür. Membaını buldu isen, suyunu aldı isen; kimi nerden sorarsın? Sucuya ‘Sen necisin?’ der misin? Komutan kendine kimi seçer? Yumuşak olanı elbet. Komutan, imanın koruyucusu. Yardımcısı yumuşak olursa, niyetinin dağıtıcısı olur. Komutanın yardımcısının kim olduğunu bilmez misiniz? 9 EVLİYA’yı kanatlı mı aradın? Dedim ya, yaşına bakma. Yakıştırandan
sorgusu yapılmaz, ‘Sebep nedir?’ denilmez. Kalp ile arayan, gönülde bulur; yolunu
yürüyen, ALLAH’ıma varır. ALLAH’a ısmarladık. |