|
29 Haziran 1970 1 Meyhane olsa, saki gelse, şarap verse; ‘Yerim yedi kat yüceye olsun.’
derim, şarabı nefessiz içerim. Al kanım damarda, dumanım civarda oldukça; bana
zorluk verir, al kanımı kirletir. 2 Dünyadaki günümü, gönüldeki yönümü dedim. ‘Kanımı adadım, CAN’ımla ödedim.’ diyene şaştım. CAN’ını-kanını kime adar, kimin için öder? 3 Açmayı dilersiniz, bu geceki yazıma şaşarsınız. 4 Değirmen döner, suyu kuyudan çeker. Arık açmazsan, boşuna
akar. ‘Fedakarlık ettim, arığı açtım.’ dersen, yanılırsın. Yaptığın
olağan iştir. Dünya olağan işlerin dünyasıdır, yorgunluk bedenin
cabasıdır. 5 Gelmiyorsa nasibin, ‘Neymiş kaderim?’ deme, kanına-CAN’ına söz etme. Arığını açmışsan, değirmeni kurmuşsan; ALLAH’ına duacı ol, kuyuyu suyla doldursun. Değirmen olmazsa, kovayla sularsın, suyun var ise. Her kulun nasibi bir olmaz. Kiminde değirmen, kiminde cereyan, kiminde kova. Netice hep bir, ne var ki beden farklı yorulur, yediğinin tadını bilir. Olmaktansa kulundan bekleyici, olmalı HAK’tan gelene boyun eğici. Olmaktansa kulun eteğini öpücü, olmalı ALLAH’ıma diz çökücü. ‘Geldim döneceğim, AŞKI’na yanacağım, pervane olacağım. Kabul edersen beni, NURUN’la parlayacağım ALLAH’ım.’ deyin, gönülden söyleyin. Yolumuz, kendimizin değil ALLAH’ımızın. CAN’ımız, durmaktan ziyade koşmakta, YÜCE KATI’na varmakta. Güneş, aymayana yolunu güçleştirir. Anlamadınız. Geç yola çıkana ne olur? Sıcaktan bozulur, yürümeye takati kalmaz. Anlatayım. Aymak için, yolunuzu açmak gerek. Demeyin, ‘Geldik merdivene çıktık.’ Merdiveni çıktık, ama düzde yürümek lazım, güneşin erkenini bulmak lazım. Yani; ‘Daha erken günüm var, sözü aldım yönüm var.’ demeyin. Yol alın, durmayın, boş vakit geçirmeyin, boş söze yer vermeyin. ‘Olmuş.’ demeyin, gönül bozmayın. Andığımı alandan, üzerine yorandan yanayım, yardımındayım. 6 Asma altı gölgelik, kumundaki bölgelik. Yerini tayine çalışılmaz.
‘Kumun bölgeliği nedir?’ dersen; çeşidini ararsın, yerine göre
bulursun. ALLAH’ım yoluna göre vermiş. ‘Killi.’ dersin basarsın, ‘Tuzlu.’
dersin basarsın. Kaymaktan ziyade, süte önem verirsin. Bana da sorarsan, sütü
seçerdim. Dünyanın sözüne kulun ölçüsüne göre dedim. Kaymak tatlının yanında
yenirse güzel olur. Süt her günde değerli. Sütünü su yerine içersin. Olmuşun
gelmişine hayır ile bakarsın. Çok yönden faydalı. Aldığını yoluna
ekle. Olacak hayrı bekle. 7 Almak vermekten güzel, vermek sevmekten güzel, beklemek hepsinden güzel. Olmuşu düşünmezsiniz, olacağı merak edersiniz. Ne olmuş geri gelir, ne olacak tez gelir. Her iş zamanını bekler, günü gelince çözüldüğü görülür. 8 Bol yağda pişmiş yemek mideye zarar verir. 9 MEVLÂNA oldu geldi, yükünü bıraktı geldi, olmuşa odasından yer verdi geldi, YUVA’ya durdu. Aldığını verdi, sevginize vardı, gönülleri gördü. 10 ‘Ağız dolusu.’ dendi, ağza kapak kondu. Kapatmak boşa, ömürden
aldığını ver, ağızdan çıkar. Dedim, gönüller doldu, AŞK kandilleri
yaktı. Kapatırsan söner, havasız kalır. 11 Erkeni bilir misin, yolunu bulur musun? ‘‘Geldim’ dedim, dönüşe
hazırlandım.’ diyene de ki; ‘ÖZ ağdalandıkça, söz azalır.’ Şekere su
eklersin, koyulandıkça suyu azalır, elde özü kalır. Şekerli suyu, hafif
olursa bardakla içersin. Ağırlaştıkça miktarı azalır, ağızda
macun kalır. Sözümüz öyle oldu, tadı ağızda kaldı. Mideyi değil, gönlü
doldururuz. ALLAH’a ısmarladık. |