30 Haziran 1970

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Asmayı budadık, münasip mindere oturduk, danışıp sorduk. ALLAH’ım düzenine koyar.

2 Olayı büyütme, men dile baş koyma. ‘Ne olacağım?’ deme. ‘Olaydan şanslı çıktım.’ de. Kaymağı yemek için, sütü soğutmak gerek. Kaymağı almak için önce kaynatmak gerek. Sütünü almak için ineği sağmak gerek. Sen dersen ‘İneği beslemeye, sahipte kuvvet gerek’ nasip, ALLAH’ımda. İneği sağdık, sütünü aldık, ateşe koyduk, kaynar. Sütünü aldın ya, duacı olasın. Kaynadıktan sonra soğuması kolay. ‘Kesilirse?’ diye korkma. O da değerlendirilir. Kesik sütün mayası, peynir olur yarısı. 

3 Aymaya meyyalsin, uyanışa dönersin. Sahipsiz inek olmaz. Yarayanı atılmaz. Sütüne-etine göz konulur. Elden yolu verilir. Onun için ‘Olaydan şanslı çıktım, besili ineğe sahip oldum.’ de. ‘Sütün kaynaması da geç oldu.’ diye CAN üzme. HİKMETİ’nden sual edilmez.

4 Yettirir ALLAH’ım, yetiştirir ALLAH’ım. Günü-haftayı sayma, bugünden yarına düşme. Olmuşa söz etme. ‘ALLAH’ım cezamın affını.’ de tövbekar ol. Hummalı güne kendini hazırla. Kuvvet dile. Kötüye değil, yorgunluğa hazır ol dedim. ALLAH’ımdan kuvvet dile. Geçmişin hatasını günde görürsün. Tövbekar ol ki, muradına eresin. ‘Bilerek-bilmeyerek, duyarak-yanılarak kendimi hırsa verdim, CAN’ıma cefa ettim. Güzel bildim, yanıldım; doğruyu öğrendim, ayıldım. AFFIN’a varmak için yüce katını diledim, acizane yalvardım. BÜYÜKLÜĞÜN’e güvendim. Çevirmezsin inandım ALLAH’ım.’ de, gece ve sabah üç kere oku, duacı ol. Göreceksin, duyacaksın. Dünya hırsından sıyrılacaksın. 

5 Olgun meyve toplanır yemek için, toplanmayan kuşlara yem olur. Dedim herkes nasibini alır. MEYDAN; kulun gayesi, yumuşak kulun görgüsü. Olmuşa ayak uyduran, yolunu doğruya götürendir.

6 AŞK ile yumak saran; durana el atar, yoluna çeker. Gümüşün rengi altına denk değil. Ne var ki gümüş de dilenir, yerinde kullanılır. 

7 ‘Olmuş’ dedim duman aldın, sözü duygunla örttün. Sabıra yer verdin, gördüm. Alacağına danışıp vermeyi adadın.

8 Ummana baktım, suyu düşündüm, kirden arı. Dereler-nehirler taşır-taşır, ne kir tutar ne pas. Unutmayın sözümü. Suya da takılır çöpler, kirli bezler, meyve kabuğu, kırık tabağı. Amma kir de çöp de kumunda kalır, su gene yolunca yürür. Takılsa bile yoluna kir pas, ‘Amman.’ deyince, su yolunu çevirir, deryaya öylece varır. Derya kiri dibe, suyu yüze çıkarır. Kul da aynıdır. Yanılır, yanılışı ömrünün çöpüdür. Ne var ki yanılmak çöp kabilindense. Çamur sıvama, ‘Yanılmak.’ denmez. Çamuru sordun: bedeni örter, suyu kirletmeye çalışır. Yani günahın büyüğüdür. Aslı olanı örtüp, çirkin göstermek, riya, iftira. Riya çamuru kendine sürer, iftira da karşısındakilere. Kötüyü uzak tuttun, yanına sokmadın. Umduğundan yüksek merteben. Şaka demem, iftira atmam, sözün doğrusunu söylerim. Dünya nimetiyle rahatıyla ölçme mertebeni. İmtihana layık görülmek de lütuftur. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH