2 Temmuz 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Güzellikten doğuşu, doğuştan görüşü buldum. Günden yarına bakan, gönlünde volkan akan ‘Yol münasip.’ dedim. ‘Umdu mu?’ demeyin, bildiğim gibi buldum. ‘Neyi?’ derseniz, YÜCE’yi, YÜCE’nin dünyaya verdiğini, kulların ‘Dertli dünya.’ dediğini. Almak güzel, varınca; varmak güzel, layık olunca. ‘Güzel.’ denilmiş, ALLAH’ıma varılmış. Güzellikler benden, aranızdan sorulmuş, olmuşuz. Her kul ALLAH’ımın NURU ile gark olur, amade olanın üstünde kalır.

2 Dünya yüküne tamah edenin dilediği verilir. Günden dilenir, dilediği olur mu, acaba kula yeter mi? ‘Yersiz dilek.’ derim size. Dilediniz köşk-saray, aldınız oturdunuz. Ne zamana kadar sahibi oldunuz? Kiracı dahi değil. Bedel ne ödediniz? SAHİBİ ALLAH’ım. Ne ile satın aldın? Bedeninin dahi SAHİBİ sen değilsin.

3 Mantığı boşlukta arama, gayeni planla. ‘Geldim yaşayacağım, ömrüm ne güne kadar bilemem, ALLAH’ımın verdiğince. Gayem o yolda, YARDIMCI ALLAH’ımdır. Hayır ise yolum açılır giderim.’ Olmuşsa dileğin, deme ki ‘Bileğim.’ Geldik toplandık, kimin gayesine? ALLAH’ımın NUR’landırdığı dünyaya, dünya değil kainata bakmaya. Olmamış dünyalar olduracak, kulu kula bulduracak, dünya yolu uzayacak.

4 MEYDAN büyük, dünya küçük. ‘Gelenler?’ dersen, tayınını alan meydana gelir. Kimse kısmetini kimseden almaz. Bebek doğar, anası sütlenir, bebeğin nasibi kadar yenir. Dünyada alacağı ballanır, sütü kesilir. Münasip gün gelince nasibi kesilir. ‘Maddi dünya.’ demeyin, maddeyi kul yaratır. Dünyada yalnız güzellikler vardır görene. ‘Mantık.’ dedim, kula söyledim. Mantığını, madde için kullanırsan, güzellikten uzak kalırsın. Çünkü vaktin olmaz, görmeye, içine girmeye. Dışında kalırsın, taş toprak görürsün. Aldığın üzüme baksan, ufacık tanesini ölçsen; ne ağırlıklar bulursun, güzellikten nasip alırsın. Nasip deyince, yalnız maddeyi düşünmeyin. Bazı kul maddeden nasip alır, bazı kul güzellikleri görür, manevi nasibi boldur. Kimseden kimseyi çıkarmayın. Hesap işi almakla bitmez, görmeye yetmez. Nasipliden, sözde nasipsizi çıkarırsınız, ortaya artırma çıkar. Olmuşu olmamışa katma, kulun yoluna atma. ALLAH’ımda ölçüsü. Madde alır, gözü manevi alemdedir. Gözü olanın gönlü de olur. Maddenin dünyadaki emin bekçisidir. Derseniz ‘EMİN SAHİBİ’ne bekçi ne gerek?’ kulca öyle denilir. Gözümü dünyada açtım. ‘Malıma’ demedim, emanetini SAHİBİ’nden aldım, aldığım gibi devrini verdim.

5 Muntazır olmak da var, MEYDAN’ı bulunca. Amade olmakla MEYDAN’a varmak, mevsimden değil. Gönlün mevsimi değişmez, dünyanın kışı-yazı gönüle girmez. Sabahın doğuşuna bakın. Neden geceyi uykuyla örtmüş? Görülecek olana aydın gözle bakmak için. ALLAH’ım kullarının hep güzel görmelerini diler. Dilemeseydi, uykuyu vermezdi. ALLAH’ım vermeyince, kul uykusuzluktan ölmezdi.

6 MEVLÂNA der ki; sözümüz yazılır, sözünüz öttürülür, dileğimiz tutturulur. ALLAH’ımın İZNİ ile ‘Benim sözüm.’ dedim. Zümreye değil, cümleye. Okumak güzel; açana, masaldan kaçana, olumu seçene, ALLAH’ımın YOLU’na düşene. Neden kul sever, ‘MEVLÂNA.’ der koşar? ALLAH’ımın AŞKI’dır koşturan. Olmayı ALLAH’ımdan dileyendir. Gelişim masala değil fala hiç değil. Amade olalım, çembere tutunalım, hep bir olalım YÜCE’ye varalım. İnkişafı ne yönden sorarsın? Gönlünü yoklasana, AŞK’ına bir baksana; ölçünü az çok vurursun, yürüdüğünü arkana bakınca görürsün.

7 Sunduk, niyazına vardık. Aldığımızı, günümüzde günümüz kadar verdik. Vardık YÜCE’ye, yolumuzu vazifemizi dünyaya bağladık, ALLAH’ımdan o yönde İZİN aldık, döndük YUVA’ya geldik. Yalnız YUVA mı? ‘MERKEZ.’ dedik gezdik, MERKEZ’i yolumuza köprü yaptık; olay budur. Alemlerin oluşu ayrılışı yok, birbirini sarar. Kul meraklı sorar. ‘Güzellik nedir? Ağaç mı, gül mü, bağ mı, bahçe mi?’ Güzellik bundan gelse, kulun yüzüne vursa; ne dersiniz? Aydan vuranı, güneşten doğanı, sudan geleni düşünün; güzelliği bir ölçüye vurmayın. Suyun bir şekli yok ki. Yumuşak ses, asi akış, kula bakış. ‘Kula nasıl bakar?’ dersen, yüzünü görmez misin? Sen ona bakarsın, aksinde yüzünü görürsün. Olayın gelişine, suyun akışına göredir yüzündeki bakış. Durgun su aynen aksettirir, akan su uzattırır, yüzünü kendi akışına uydurur. Elbet akarına. Maddi yüzünü görürsün duran suda. Akan suda kendini değil suyu düşünürsün.

8 Olmayı dileyenlere geldik, sözümüzü verdik, sonunu bağladık. ‘Kitap’ derseniz, ALLAH’ımdan İZNİ’ni aldık geldik.

ALLAH’a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

muntazır: bekleyen, gözleyen.