28 Ağustos 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 Gelenleri hoş gördüm. Selam sizlere, geldik yüzlere. Yüzlerimiz gülsün,
suyumuz öyle içilsin. Aldığımız değil verdiğimiz ölçüsü. Sorulara
dedim. Aldığımız, yanılmayanın veriş; verdiğimiz, cümlenin
dileyişi. Yanılmayan, dünyada olup ALLAH’ın verdiğini bilen. MEYDAN
bulduk, yol sizin; yoldan izin, ALLAH’ımın. ALLAH’ım hepimizin. Cümleden
kopmayanlar, her an beraber olup yolunda yürüyenler; müstesna kullardır.
2 Asmadan aldım üzüm, ‘Ye dedim iki gözüm.’ Senin yediğin sende,
benim gördüğüm bende, aradaki fark nerde? Ayağının adımı. Senin yediğin,
senin tattığın. Yumuşak adım attığın an, tadını alırsın, dünya
nimetini bilirsin. (Kime
yazıyorsunuz?) Sen ben değil, cümleye. Gelişim gümüş yola
değil, altın gönüle.
3 Bina yapılır, temel atılır, tuğla örülür, kapı açılır. Tuğlasını
eksik koyma, harcını boş koyma. Dağınık olmasın, duvar bitende çatlamasın.
Kapısı doğuya baksa, günü bilirsin; batıya baksa, geceyi görürsün. Arayı bulasın,
geceye güne aynı ölçüde bakasın. Damı örtüldü, yüksekten bakıldı, baca takıldı.
Aşımız pişmeli, bacamız tütmeli. Tüttüren kuldur, olduran yoldur. Asmayı
misal verdik, ağaçları söz ettik, yeşil renge göz ettik. Denmesin ‘Renk
ayrılır. ayıranlar kayırılır.’ Renklerin hepsini sevdik. Ne var ki,
yeşille haşır neşir olduk.
4 Usta aranır işte, yolcu aranır yolda. Aradığını bulursun,
hakkını verirsen. OMAR der ki: “Dünyanın kulu, mihnetli yolu. Adalet dilerse,
doğruyu ararsa, kendinden feda etsin. Yanmazsa sana el atsın. Denen açık.
‘Yarısı sana, yarısı bana.’ demek güzel. Bölünmeyeni kendinden ayırırsan daha
güzel. Ayağını uzatırken dikkatli ol. Yanındaki küçük adım atarsa, sana
uymaya bakarsa yorulur. Kendini yanındakine uydur.”
(Resim
verilir)
5 Aynanın bir yüzü aydın, geri yüzü karanlık. Unutulmasın, karanlık olan
yüz öbür yüzü aydınlatır. Yapılan resim, günde ‘TAVUS HATUN’ denir, öyle
bilinir, y’ye hediye edilir. Elinden alındı, dilinden verildi, ‘ALLAH’ım RAZI
olsun.’ denildi. Tespihi var, elinde pamuk dalı. ‘Niye?’ denildi, manası
soruldu verilenin. Kulun ölçüsünün bir tek yerden verilişini gösterdim. Kullara
sorsan TAVUS HATUN’a ölçü vermez, onu cemaatine sokmaz. Ne var ki, ALLAH’ım
ölçüyü kime verir, kimden alır bilinmez, böyle şey kulundan sorulmaz. Kimseye
‘Kötü.’ deme, kuluna ölçü verme. Yolcu yolunda gider, kulun elinden YARDIMCI’sı
tutar. Dediğini verdim, binayı anlattım. Yanımızda olan, yolunu düşünen.
‘Yumuşak yol bulalım, yolumuzu açalım’ dedim, sizlerle el-ele verdim. Yolda
durmak olmaz, duran arkadaş bulmaz. Yürü, yürü de öndekine eriş. Yalnız,
kimsenin yoluna, koluna, eline, ayağına darlık verme. Alınanın niyeti,
salınanın diyeti ölçülüdür. Sepet söz için değil, çöp için olmalı. Sözü sepete
atarsan yok olur, gönüle katarsan ders olur. Ayıklarsan üzümün çöpünü,
ağıza atmak kolay olur. Üzümü ağıza, çöpünü sepete at. Asmanın kütüğünü
gün gelir budarsan, ocakta yakarsın, ateşe bakarsın. Aşın da
pişer, odan da ısınır. ‘Kütüğü kes.’ demedim, ‘Budarsın.’ dedim. Sevişle
dövüş sarmaşır, aynı neticeye ulaşır. Seven sevilir, sevilen
sevinir, el-ele verilir. Suyumuz verilir, sorular derilir. ‘İnandın.’
dedim, gönlünü gördüm. ‘Üzüntüye son.’ de, ayrıntısını düşünme. Ayrı gibi
olsa da, sana yol kapasa da; elinde değil, EMİR YÜCE’den, YÜCE
ALLAH’tan. Kula boyun bükme, yola yolcu takma, yol senin. Yalnız değil,
açık konuşuruz, gönülle halleşiriz. Şüphe etme, ‘Ya olmazsa,
izin gelmezse?’ deme. İZİN ALLAH’ımdan, kuldan değil. Yolumuzu yürümeli,
durmamayı bilmeli. Yol yürürken, seyahat ederken yanındakine, ‘Geldik mi,
vardık mı?’ dersen, cevap alırsın. Birde ikide yumuşak, üçte dörtte
kestirme cevap alırsın. Yürü, yürüdüğün yolun doğrusu sende, elin
elimde. Sorma ‘Geldik mi, durağa vardık mı?’ Gelende, durağa varanda;
ben sana derim. Sakın kırılma. Bana değil, dünyaya. Kırılmaya bölünmeye
değil, olmaya gelinir. Doğdun doğurdun, yürüdün, öğrendin. Yol,
ona-bana-sana değil cümleye. Gönülden uyan her kula. Uymayan uyanır, ne
var ki geç kalır. Yol yolcunun, gecen yürür, güzelliği görür.
Dendiğinden güzel.
6 (Resminin verilmesi
rica edilir) Günde değil gelende, gelen gün yakında. Yapılana ‘YM’
de. Resme değil, gidişe hazırlarım sizi. Nasip olacak, MEVLÂNA geldi
gidecek, dönüp gelecek. YUVA’mız cümleye açık. Gelene-gelmeyene, uzak yoldan
anana, hepsine selam. ALLAH’ıma emanet, giden yolcuya selamet. Gidişte
olsun, aldığını bilsin, dualar edilsin, ALLAH’ıma dönülsün.
7 Sözü bizden, izahı kuldan. Olacağı bilesin, gönülden
ferahlayasın. Suyumuzu aldın, yolumuzu gördün, şüpheyi günde sildin, gelende
yanıldın. Manayı vazife bil, olanı gör. Açmak, açıklamak vazifen olsun. Sözün
burada kalsın. Söylenir açıklanır. Açıklamak vazife dedim.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH