5 Eylül 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Olmuyor dendiğine vermiyor. Gün güne bağlı; araya gece girmese, kul niyetine uymayanda ‘Aman.’ demese. Mevsimi bilmezdiniz, hepsi yaz olsa.

2 MEVLÂNA’yım! Fundalıktan geçtim, yeşil yaprak seçtim, fistanımı yırttım. Olaya ‘Olağandır.’ dedim, derde dert katmadım, AŞK’ımı satmadım.

3 Aynayı yuvaya koyun, yönünüzü O'na çevirin. Yumağı gününe göre değil, günü yumağa göre hazırlayın. Yumurta, yumağın günlük misali; geçmiş gün, kulun masalı. Yemeye-içmeye gününüzü verirsiniz, yolunuzu seçmeye ömrünüzü. Meyvenin oluşu gibi ayarlarsınız. Meyvede olmadan düşen yok mu? Yolunuzu kınamadım. Size, ‘Yolunu bulmamış.’ demedim. Okunacak yazımız, toplanacak kitabımız; onun için yazarım. Gayeniz; sözümü almak, yolumu bilmek değil mi? Yazdığımı okuyun, hissenize düşeni alın. Almadığınızı verin. 

4 Uymayı vazife bildim, YUVA’ya postu serdim, ‘Buradayım.’ dedim. Müyesser YUVA’dasınız. Geldiğimizi, ahirete olan yolunuzun işareti bilin. YUVA’mıza geliş, ALLAH’ımın ADINA koşuştur. Gelmeyi vazife bilin, öylesine gelin. Kul ziyareti değil, kulun ALLAH’ından aldığı armağanıdır. Kapısının çalınışı, kullarının YUVA’sını anışı. ‘Gelene gelmeyene değil, ziyaretim MEVLÂNA’ya.’ dersen, açık demiş olursun. YUŞA’nın dağ başında yatışı, giden kulu zorda mı bırakır? Gelişe taş konmasın, ‘Rahatsız ettik.’ denmesin. Yolumuz düzde, gönlümüz yüzde, elimiz sizde. Geliş, izinde. Ne sende, ne bende. ALLAH! ALLAH! ALLAH! YA RESULULLAH! Yarattığın kullara, öğrettiğin yollara, yolumuzun üstünde olanlara yardımcı olamazsak, olmayı bilemezsek; YM mi olur, RUH’umuz huzur mu bulur? AŞK’ımız; yolunuza, aydın günün sonuna yol verir. ‘Olmuyor.’ deme, dediğin gibi olur, olduğu gibi kalır. Niyetine uyan, başa gelir. Sürüyü bilir misin? Başı çeken, sürüye sahip olur, ağıla gidene kadar. Gelen günde, ağıla son gelendir, başı çeken. Dönüşte başı çeken, sona kalır. Senin anladığın değil. Başı çeken öyle sanır, kendini sahip sayar. Ne var ki, çobanı unutur. Kavalını çaldığı an, su başında bekletir. Bütün söz, çobandadır. Dilediği an sürünün yönünü çevirir, başı çekeni değiştirir. Yanlışa giderse, çevirmek caizdir. Bir sürü, bir başı çekene bırakılmaz. Yanlış giderse, yön vermek çobana düşer. (DEDE’ciğim hatayı hemen bildireyim) Geç bile kaldın. Vicdan sana yük vermez. Sana bildirmek vazifesiydi. Uyarmaya çalıştın, doğruyu söyledin, vazifeni yaptın, YM oldu.

5 Dert etme, ‘Üzüntü.’ deme. Dünyayı karartma, sana duman verene duacı ol. Doğruyu bulsun, ıslahı tez olsun. ALLAH’a ısmarladık.

6 Dağın tepesi çıplak, eteği zengin midir? Tepesinde ayrı cevher, eteğinde ayrı cevher vardır. ‘Dağdan iner mi, başı döner mi?’ demeyin, olaya taş koymayın. 

(Resim verilir)

7 Mesnevi yazan değil. Müstesna varlığını dünyada görmedim. Duydum, sevdim, ‘EYÜP HAZRETLERİ.’ dedim, önünde eğildim. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun (Resimdeki şeklin anlamı rica edildi) Armudun kesiti portakala uymaz, yaprak yaprağa benzemez. Ne var ki, hepsi bir gaye için, ALLAH’ım kulları için yaratmış. Gelenler, yol verenler; birbirine benzemez, aynı yolda yürümez. Ne var ki, aynı yola götürür. Dünya turuna çıksan, iki kişi bir olsan, biri doğudan dönse, biri batıya gitse; dönüşte buluşurlar, aynı noktada kesişirler.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH