24 Eylül 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yumuşak yol dileyene, vermek vazifemiz. ‘Olmuşsa.’ diyene, yanılmayı yoluna uyduramayana söylerim.

2 Söz almak, yola uymaktır; yol almak, PİR’e uymaktır. Dediğini duymak, şüpheden sıyrılmaktır. Düşünceler boş. ‘Neme lazım.’ diyene gücenme. Elinden gelen kadar güç verir. ALLAH’ımın DEDİĞİ olur. Demeye lüzum yok. Görmeyi dileyen, olmuşa bakar. Duvar örmek bina yapmak için, önce temel atmak gerek. Temeli atarsın, duvarı çıkarsın, damını örtersin, ‘Oh! Bitti, oturmak zamanı geldi’ dersin, yanılırsın. Bakalım ALLAH’ım İZİN verdi mi? ALLAH’ım İZİN vermezse, mermer köşk yapsan, ‘Otursam.’ desen boş; yer sallanır, yerle bir kalır. Onun için; yapsam, görsem, olsam, getirsem denmesin. ‘ALLAH’ım NASİBİN’e havale ettim. Olanı beklerim, izin isterim.’ de ki; HAKİKİ SAHİBİ’ni her vesile ile anasın, alışından- verişinden hayır göresin. Meyveyi ağaçta görsen, ‘Tadı var mı?’ desen; sana derim ki, ‘Tadını ye de bil, ele geleni kopar da bil.’

3 Gününde elin kolun bağlı olsa, ALLAH’ım çözer. Umutsuz olma, ‘Nasibim bağlı.’ deme. Nasip bağlanmaz, yürek dağlanmaz. Beklenen, hayır gündür. ALLAH’ım, mümin kulun, yardımını yardımcısını esirgemez. Şüphen olmasın, dumanın dağılsın.

4 Niyazın; yolunu açar, seni her gün bir adım öteye iter. Ne var ki niyaz, gönülden geldiği gibi edilir. Anda gönülden ne geçirirsen, o duayı coşarak okursun. ‘ALLAH! ALLAH! ALLAH!, şefaat YA RESULULLAH!’ diyesin, ALLAH’ımın YÜCELİĞİ’ne niyaz ile varasın.

5 Almayı bildik, vermeye inandık, varmaya geldik, ‘Şükür ALLAH’ım.’ dedik. Kalem kutlanmalı, kul kadar sevilmeli. Neden mi? Dünü güne bağlar, günü gelene bağlar. Kul yozar ağlar, kul yazar güler. Kul yazar, olur; kul okur, bulur, kalem kulu eğitir. Defter mi dersin? Ona da yer verirsin, ya kalemi nereden elde edersin? Onu da sevmez misin? Onun için, kula dünyada sevmedik bir şey olmamalı.

6 ‘Toprak.’ dersin, altına nasıl girerim diye korkarsın. Ne var korkacak? O toprak sana neler verir? Verdiğini bırak, CAN’ının kafesini, bedenini paklar, bağrında saklar.

7 Ağaç kök atar, yaprağına kadar kökten nasip alır.

8 Ayağın büyüklüğü, bedenin çapına göredir. Gönülün büyüklüğünün, beden çapı ile ilgisi yok.

9 Her olay, hayrın açılan kapısıdır. OMAR der ki: “ Sokağın başından sonuna her hanenin kapısı var. Eğilip bakarsan, nasibi kesilmiş kul görür müsün?” ‘Az-çok’ demek kula düşmez. Yapıya-kapıya kul gerekli. Gayenin oluşu YM niyete uyar. Ne var ki, kul önce bünyesine uygun işi arar, olacağı ALLAH’ıma havale eder. ALLAH’ımın ADINA başladığın işinden, şüphen olmasın.

10 Almayı bildiğini, vermeyi istediğini görürüz. Yardımına anında geliriz. Şüphen olmasın. ‘Hangisi olsa?’ dersen, ALLAH’ım hayır olan yolu açar. Hayır vermeyecek yolu tıkar. Üzüntü etme.

11 ALLAH’ımın HİMAYESİ’ne sığınan kulda, korku yersiz. Kulun gücü mü ALLAH’ımın gücü mü daha üstün?

ALLAH’a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verilir)

12 DAVUT. YAHYA’nın babası. DAVUT’un karındaşı. Baba oğula benzer. Genci cenge gider, karındaşı niyaz eder.