28 Eylül 1970 Miraç kandili

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kumunu eledik, eleyerek yürüdük; çölden, gül ağacına vardık. Olmuşun dolmuşunu diledik, ‘YA ALLAH’ dedik, kandilinizi, kandilimizi kutladık.

2 Gümüşün yolundan, altın yolu ayırmadık. Aymayı dileyene, dilemeden göçene, ‘Acı ALLAH’ım.’ dedik. Bilenin duası, bilmeyenin duacısı olsun; ALLAH’ım cümlenin günahlarını affetsin.

3 Geçelim dünya sözünden, tutalım ahiret yolundan. ‘Göçün.’ demem, desem münasip olmaz, emir gelmeden göç olmaz. Yalnız dualarınızı yarın ölecek gibi edin, tövbelerinizi sona bırakmayın. Sonun hududu yok ki. ‘Gelenler ne yapar?’ dersin, merak edersin; boşluk yok, vazife var, vazifenin başında ALLAH’ım var. Burada eğrilik yok, çünkü idrak var. Güzellik, yumuşak anılır; sözler, YUVA’da kalır. ALLAH’ımın, yumağına verdiği görülür; ne var ki, ancak izin ile bildirilir. Dünyada sözü söze katana, boşboğaz denir. Burada olmaz. Gümüş yolun varışı, aş yapanın görüşü, taş koyanın bilişi dünyadadır. Ahiret, yalnız ALLAH’ım için çalışanlarla doludur. Derseniz ‘Ya gerisi?’; babanın evlatları olur, kimi hayırlı kimi hayırsız. Baba hangisinden geçer? Gönlü üzülse de, dudağı büzülse de; gene evladına duacı olur, çevirmeye çalışır. Meğer ki; asi olsun, kamayla gezsin, fazla can yaksın, babayı bizar etsin. O zaman baba ne yapar? ‘Evladım yok.’ der, kendini uzak tutar. ALLAH’ım YÜCE, BÜYÜK, AFFEDİCİ. Ne var ki, dönük kuluna uzak kalır.

4 “YUNUS’um, YUVA’dayım, BÜYÜK YARATAN’ımın EMRİNDE’yim. Yaprak dolu ağacın güllerinden olayım, derilen güllerinden biri de ben kalayım. Ağacın yaprağına, YUYAN’ın eli değmiş; elin değdiği yere, karıncalar toplaşmış. Ne var ki, karıncayı değil arıyı örnek alın. Karınca senden alır, yuvasını doldurur, kendi için biriktirir. Arılar gülden alır, çiçekten alır, mineden alır. Alır da ne olur? Kula toplar. Balını alırsın, şifa da bulursun. Ne niyet edersen et, ille ALLAH’ıma havale et. Güzeldir vermek, almayı beklemek arı misali. Gelişimiz nedir, kimden ne beklenir? Gayemiz, yalnız vermektir. Beklediğimiz ihya olmanızdır. Asmayı dikersin, olsun diye beklersin; sen onu beslersen, meyvesini yersin. Yalnız bitki ile kulu ölçmeyin. Elinde imkan olan varlıklar içindir, beklemeden vermek. Geldim YUVA’ya, hoş gördüm ayrılmam. Yetim gönlü hoş olsun, olsun da bizi ansın. Andılar yumağımın çilesini, sordular suyumun akışını. Bilmedim, ‘Su’ dedim bucak-bucak aradım, kucak-kucak odun aldım topladım. ‘Bu ağaçtır.’ diye koparıp, başı yukarı bakmadım. Yerde ne aradım bilmem. Aymayı, ULU’mun sayesinde öğrendim de kendime geldim. ‘Gelsem-gelmesem’ demedim, düşünmedim, ALLAH’ıma kavuşmayı gaye edindim. Şükür ALLAH’ıma, geldim, kavuştum. Suyun içilir, yolun verilir, daha ne dilersin? YUNUS’um, sözüm biter günlük. Uzun değil. Selam sizlere, selam bizi ananlara, anmayanlara.”

5 YUNUS’umun sözüne uydum, sözü güne bağladım, YUVA’ya hayır diledim, cümleye duacı oldum. Gecemiz, gecelerin güzeli, dünyayla karıştırmayalım. Sözü ALLAH’ımdan dileyelim, ALLAH’ıma duacı olalım, şükür dualarımızı edelim. Şükür ALLAH’ım. SANA şükür ki, fırsat verdin bana, günahıma örtü verdin, tövbenle bizi AFFIN’a layık gördün.

6 Tövbe edelim, ALLAH’ımın AFFI’na nail olalım. ALLAH’ım, kulunun her açığına uygun yama vermiş, kula yamayı yerine yerleştirmek kalmış. ALLAH’ım daha ne yapsın, kulunu nasıl kolaylasın? Ne mutlu bize ki ALLAH’ımın NURU ile yoğrulmuşuz, O'nun YARATTIĞI olmuşuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

7 YUVA’nın süsü, YUNUS’un sesi, gündüzün güneşi, mümin kulun hevesini ALLAH’ım eksiltmesin. 

bizar: tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş