01 Kasım 1970
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hoş YUVAMIZ, havamız. Yol aldık selam verdik, cemaat kurduk
geldik, olgunluğa dünya gününde erdik. Doyasıya sevdik, ölesiye özledik, VARLIĞI’nı
gönülde duyduk.
2 Olmak dileğinizce olsa, ULU’nun sözüne ne hacet? Olmak; yolunca, kulun
gönlünce olur. Ne niyet gelene uyar, ne yol gideni duyar. Duyan gönüldür, seven
gönüldür. MERYEM niyet mi etti, doğmuş yavrusunu kuyuya mı attı?
Nasibine yolu kattı, danıştı- söyleşti; YÜCE’den kuvvet aldı, almayı
bildi. Aymayı bilen, sormayı bilendir. ‘Kime sorayım?’ dersen; ALLAH’ıma
danış, şüphesiz bekle. Görürsün ki, sana yolunu açar, REHBERİN’i
gönderir. Ne var ki, kul buna tesadüf der. Tesadüf nedir ki? Analık sabır
ister, babalık amade olmak diler. ‘Ne demek?’ dersen; baba olmak kolay olsa, kan
deveranı uymaz, yavru babadan isim almaz. ‘Olmayı bilen bu mudur?’ derseniz;
her yol aynı meydana varmaz, baba olan yuvadan ayrı kalmaz. Babalık, isimde
değil, ismini verenin gücündedir. Almaya gönülden razı olan baba, vermeyi
bütün benliği ile kabul etmeli. Beklemek yanıltır.
3 OMAR der ki: “Yavruna verebildiğinle iftihar etmelisin,
alabildiğinle değil.”
4 ALLAH’ım yarattı, kulun yolunu KENDİ’ne bağladı, eline
REHBER’ini verdi. Tutun, yürü. Tutunmazsan, hatayı kendinde ara. Başkasına
el koyma, YM olmaz. Elbet hummalı olmak, yolu şaşırtır.
5 Almaktan bıkmayan, YM eldeyiz. Sözümüzü bilen dildeyiz. Açık
gönüllerdeyiz. ‘Aşmak kolay.’ diyene de ki; yolunu bulunca aşmak,
elbet kolay. Bulmayana YM diyemem, dünya sözü veremem.
6 Yumuşak yolumuz, uygun kulumuz, aldı sözümüz, buldu kuyumuz.
Döner dururuz, sular veririz. Yanan-yanmayan sevinir. Suyu kim kenara bırakır?
Sepete koysan, akar. Testiye doldur ki, yerini bulsun; yoldan gelenler,
gidişe sevinsin.
7 ‘Hummalı olunmasın, kulun niyeti bozulmasın.’ dedik. Olduğu gibi
güzel. Suyun alınışına göre almak, yolumuzun parolasıdır. Aslında
vermektir yolun düzü. Yalnız alış, ALLAH’ımdandır, sözün gelişi
değil. Dünyanın kuruluşundan beri, kul hep alır, almayı diler. VEREN,
ALLAH’ımdır. Yalnız, kulun kuldan beklemesi hatalıdır. Nasip yolunu ALLAH’ımdan
dile; sana yolunu açar, kulunu sebep eder.
8 Bağa bostan ekilmez, asmanın gölgesi kula yetmez. Öyle de olur, suyu
bol alan ağaç büyür, gölge verir. Zeytin, veriminden sevilir; çınar, gölgesinden; çam, gövdesinden.
9 Sebze, günlük-mevsimlik; ağaç, yıllık. Yerli yerinde, düzenli.
Değiştirmeye kul gücü yetmez, sebze olan yerde ot bitmez, çünkü kul
bırakmaz. Saha geniş olan yerdeki verimle, dar olan yerdeki verim bir
olmaz. Dar yerde, verim daha çok olur. Ağacın sahası geniş olmalı, dalını
vermeye gücü yetmeli.
10 Ayağın gidişini yumağına uydurmalı, mübarek Ramazan’ın
gelişini kutlamalı. Gidişi de gelişe uysun, sevinç ile kutlansın,
AMİN. Geldi bizi buldu, gönüller pak oldu.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH