5 Kasım 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Ne hoş yolumuz, güzel gönlümüz, gelen sevgilimiz.

2 Ayna misali. Kader değildir, yumağın masalı. Aynada hakikat görülür, rüyada masal yaşanır. Rüya da özentili bir yaşamdır. Gündüz kuvvetini harcarsın, öyle yaşarsın. Gündüz beden için, gece RUH’un için yaşarsın. RUH’un ispatı biraz da rüyadadır. Kulun rüyası da gönül yapısını gösterir.

3 ‘Ne oldu, ne olacak?’ deme. Kendini gadre boğma. ‘ALLAH’ım.’ de ‘Oğlumun kaderini SANA havale ettim. Ettim de rahata erdim.’ Şüphesiz havale ettiğine inandığın an, huzuru bulursun. ‘Ne olsa, nasıl olsa?’ deme. ALLAH’ımın aldığı havale, HİMAYESİ’ndedir. Almazsa korkun olsun. BÜYÜK ALLAH’ım, KENDİ’ne şüphesiz verilen havaleyi kabul eder, koruyucu gönderir.

4 Sunduğum yoldur, bildiğin haldir. Aldığın, hayırlı haberdir. ‘Alsam mı olmuşu, tutsam mı ermişi?’ dersin. Meraka düşme. Ermiş meyve ele gelir, olmayacak meyve yere dökülür. Olsun varsın, oğul sevinsin. Aynada yüzün görür, döner etrafına bakınır. Yanında sevdiklerini görmezse, gönülcüğü mahzun olur.

5 Cümlenin derdi yavrusudur. Ne var ki, derdine ortak olmasını bilmeli. Başında balyozcu gibi değil, arkadaş olmalı. Bir öyle bir böyle değil. Sözünü almazsa, yumuşak yol dene. Olgunluktan değil, erginlikten söz et.

6 Yuvayı kurmak zaman ister. Yuvarlak çemberde ucunu bulamaz.

7 ALLAH’ıma emanet etmeyi unutma. Sonu değil, başı bulunsun bakalım. Asmanın verimini mevsiminde beklersin, öyle seversin. Meyvesi tükendi mi, dönüp gidersin. Anda, asma meyvede. Kütük olsun bekle.

8 Aydın yolun yolcuları, aynanın bakıcıları. Yanımızda olanları sorarsınız. YAHYA EFENDİ, MERKEZ EFENDİ, EYÜP HAZRETLERİ. Gönüller yıkandı, yumaklar paklandı. Neyden gelen ses, ULU’dan gelen nefes, YUVA’da saklandı. Ayrılık yok bize.

9 Uzandım YUVA’ya, post serdim havaya. Duaların hepsi kabuldür. Çünkü hilafsız, katıksız duacı olursun. Önünde duranı görürsün, ardına bakmazsın. Ardına bakan ne görür? Gelişi olmayan gidişi.

10 Yuvanın saadetine, gönül yoludur sebep. Yavruların istikbalinin korkusu olmasın sende.

11 Yolcunun yolu varsa, canından bezmez. Çünkü yürümekle can sıkılmaz. YUNUS’um der ki:  “ Canın sıkıntısı, yolun kasıntısıdır.” Kulun kuruntusudur.

12 MERKEZ bilinen, yolunu sıkıntısız yürüyene der ki: “Canını sıkıntıya koyma. Çünkü karartır.” MERKEZ’im sözü aldı, onu demek için geldi. Duacı olsunlar, ondan yardım dilesinler.

13 Meyve ermeden, güneş görmeden yenmez. Ermeyen meyve, ele gelmez. Yaprakla örtünse de, güneşten sakınsa da; ermesi havadan olur. Sen seni bilmeden, o nasıl bilsin? O seni bilmeden, ya nasıl sevsin? Yalın ayak, başın kabak, kolun kavak. Çık üstüne, etrafına bak. Ne kadar durabilirsin, nasıl ordan inebilirsin? Çıkmadan düşünmeli inmeyi. O zaman çıkmaktan cayar, geçer gider. Demeyin ‘Dal kırılır, yerine sürer.’ Elbet. Her rüzgarın döküntüsü olur. Yerine yenisi beslenir. Aymayı öğretmek, vazifen olsun. Aslanın pençesi yerinde gerek. Elbet verdiğine sevinç duyan, verişini anlamaz; çünkü yeri boşalmaz.

14 Günümüz gah yanında, gah yönünde geçer. Cümle gelenler, güzünüzü kutlar. Sevinçten CAN’ları titrer. Selam cümleden cümlenize. Ufuk olduk, hep beraber kucaklaştık. Görmek ne gerek? Bilmek, yeter. Ufuk rengini denize verir. Araya bulut girdi mi, denizin rengi bozulur. Neden? Derim size, duman almayın, şüphe etmeyin. Sevgilerimiz baki kalsın. Sizler de göçende, dilde dolaşsın. Ara-bul, gör-sev, sev-sev. Beklemeden sev, sevilmeden sev, ALLAH’ım için sev. Sev ki sevilesin, sevmeyi öğretesin. Sevmeyi sevsen; doğru yola getirirsin, onu da uyandırırsın. Ne güzeldir bilir misin sevmeyeni sevmek, vermeyene vermek? İşte görmek budur, almak budur, olgunluğa ermek budur. Ermekle, dünyanın yükünden sıyrılırsın, kendini bulmuş olursun. Kendini bulmak nedir bilir misin? Kendin etmesen, bulur musun? Kendini tanımasan, çözer misin? Saymak yeterli değil. Düşün meyveyi, meyveden portakalı. Bir top alırsın, kabuğunu soyarsın, dilimleri açarsın. Dilemin zarını ayıklarsan, eline lifleri kalır. Portakal odur.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH