|
15 aralık 1970 MEVLÂNA’yım ben! 2 Günün olayı sebepsiz olmaz, sebep ise YÜCE’den sorulmaz. Sabır ile beklensin. Olay nasılsa çözülür. Yol, yürüyenindir; söz, alınanın; fistan, giyenin; gaye, edinenin. Yumuşak olan, beklemeyi bilir. ‘Hazırdan gider.’ dersin, niye hazıra koydun? Hazıra koymaktaki gayen, boşu doldurmak değil mi? İşte o boşluğu doldurursun. ‘Olmayaydı.’ deme. Öyle. Kuşun kanadı; yel yapsın, rüzgar essin diye çırpmaz. Elbet uçmak için. Kanadını çırpar-çırpar uçmaya başlar; hızlandı mı durur, süzülür. Sen de, süzülme devresindesin. Sen maddeye düştün. Onu dedim sana. Yerinme sakın. Deme ‘İmtihan.’ Olay sana açıklandı. Ahireti bulmak için, dünyadan geçmek gerekmez. Nasıl ki işin bozulunca keyfinde bozuldu. Çünkü dünyanın sonu düşünüldü. Senin için son. Kendine kalsa, belki düşünmezdin. Dedim daha önce de; dünya vazifesi bitmeden, görmek dilemek erkendir. 3 Aynayı tutunca ‘Yüzüm.’ demezsin, ‘Gözüm.’ dersin. Yavruna ‘Gözümün bebeği.’ dersin, dünyayı nasıl silersin? Kimsede değil hata. Bekle, olacaksın atâ. O zaman düşünürsün. 4 Mertebe gösterilmez kula. ‘Müstesnası yok mu?’ dersen; ALLAH’ımın LÜTFU’na ermiş kullar, elbet müstesna. 5 Olgunluk, bırak ağaçta olsun. Sen dersin ‘Toplayım, elde ersin.’ Elde erenle ağaçta olan bir değildir. Ağaç meyvesini su ile besler. Elde erdiren, saman ile örter. Elbet farklı olur. Sözümüzü verelim, yollara düzülelim. MEVLÂNA’yım ben! 6 Asmanın üzümünü yemenle, şarabını içmen bir midir? Üzüm kandırır, şarap yandırır; sarhoş oldurur, döndürür-döndürür. Pervane misali, erdiğin visale; hayale. 7 MEVLÂNA’yım! Dünya sonu kul için nedir? Ömrünün sonu. ‘Bana dünyanın
sonu göründü.’ dersen, yanılırsın. İşsiz kalmaz, kalmak dünyanın sonu
olmaz. Bir işin bittiği yerde, başka bir iş başlar; er
veya geç. Dünya işi bittiği yerde ancak ahiret işi başlar.
Denir ki ‘İbadet yaşlılıkta, dünya işi gençlikte.’ Güne gelene
kadar yozlaşmış. Dediğim şu; dünyadan elini çekmek için,
mesuliyetin altında kimse kalmamalı, senden bir şey beklenmemeli. Senden
bir şeyler bekleyenlerin var ise, o senin mukaddes vazifendir. Onu
yaptığın an, ALLAH’ımın YOLU’ndan gitmiş olursun. İbadetin
kalmasın, doğruluktan şaşılmasın. Ne var ki dileğin olan
ermek-görmek, mesuliyetinin bittiği yerden başlasın. Üzerinde bir
kedinin dahi mesuliyeti var ise, onu ihmal etmemelisin. 8 Sevdin beni, sevdim seni. Dedim sana, yolunu adım-adım yürü. ‘Sırık getirin tutayım, öteye kendimi atayım.’ dedin, acele ettin, hatta başka yollara düştün. Netice ne oldu? Dediğim yerde kaldı. 9 Defter doldurmaya değil, gönülleri doldurmaya geliriz. Sevgimiz bakidir, elimiz beraber. Gayem birdir. ‘Gayemiz beraber.’ demedim. Dedim, senin gayen atlamak. Ne var ki atlamak, dünyada olur. Buraya, adım-adım yürüyerek gelinir. Yolumuzu belledi, YM oldu. Amade olmalı, kadere boyun eğmeli. De ki, ‘Ben görmeye layık mıyım ki görebileyim?’ Yanılma. Ben sana görmezsin demedim, layık olmadığını söylemedim. Yalnız, senin her soracağın, her an soracağın bu olmalı. ‘Ben layık oldum, görmeliyim.’ dememeli. Layık olduğunu, ne sen ne ben bilemeyiz, gönüle ölçü vuramayız. Bir de ‘Her görmeyen, layık değil midir?’ dersen yanılırsın. Her kulun, bir çeşit görgüsü olur. Dedim sana, sözümden çıkma. Bir daha, niyazın varmaya olsun, görmeye değil. Görsen, daha mı yücelirsin? Dilersen, kendine daha yüce ULU bulursun. Dedim, ‘Sevdim, sevdiğini bildim.’ Elimi verdim, sevgim bakidir. Dilediğin an çağır, anında yanındayım. Üzdüğüm, sevgimdendir. Kim kimi severse, doğruya çeker. Onun için derim, sevin. Beklemeden sevin, almadan sevin, yermeden sevin, ermeden sevin, görmeden sevin. ALLAH’ım ne verdi ise, sevin. 10 Gelelim söze, duralım dize. 11 Karındaşın tasası yakmasın seni. Yumağındaki düğüm, yuvandaki güğüm; yumuşak söz ister. ‘Oldu-olmadı, geldi-gitmedi.’ der, tasa tutar. Yuvayı dişi kuş yapar. Söze söz katılmasa, söz çıktığı yerde kalır. Tas al eline; bir yudum su, bir yudum o koysun. Dolar-dolar, sonunda taşar. Kadın su koymasın, elde tas tutmasın. Damla yere akarsa kurur, söz orda kalır. Suyunu çeşmeden alsın, ağıza tutmasın. Hatayı kim karşıda ararsa, hataya kendi düşer. Meraka yer verme. Güne kadar gelen, öyle gider. Ona de ki, hata işlemekle atâ olunmaz. Hata işleyip karşındakine yüklemeye, ALLAH’ım RAZI gelmez. Eğer hata karşındakinde ise, yüzlemeye lüzum görülmez. Çünkü hata olduğunu bilse, yapmaz. Gör, gözünü kapa; duy, kulağını tıka; ALLAH’ıma havale et. 12 Suyumuzun akışını, yollara bağladık. Her yoldan gelen suyu, akıntımıza verdik. 13 Soruları danıştık. Hatayı kendinde arayana, ‘Atâ sende.’ dedik. 14 Olay, dediğinden uzak; değil, hiçbir kula tuzak. Hamlık sende değil. Kendine dert etme, olaya güç koyma. Yumağını yolunca sararsın, ALLAH’ını gönlünce anarsın. Bırak diyen desin, diyene ALLAH’ım mantık versin. Olayı ALLAH’ıma havale et. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|