11 Ocak 1971
MEVLÂNA’yım!
1 Yolumuzca yürürüz, yol münasip görürüz,
selam verdik alırız, aymayı kuldan biliriz. Mecburiyet yok. Yumuşak yol
alırız, dileğimizce yazarız.
2 Akıma göre yazı gelir. Küçük yazı, küçük akım verir. Söz YM yürüdükçe,
gönül ateş aldıkça; yazı da büyür. Diyenden, demeyenden, dilekten
değil; akımdandır.
3 ‘Adım-adım gideriz, öylece ilerleriz.’ derler, aynı yerde sayarlar.
Yalan da değil. Nuyan; aymayı bilen, kendini bildim diye oyalayan.
4 Müyesser olmak; kulun elinde değil, ALLAH’ımın VERİMİ’ndedir.
Elbet ilmi var. İlim nedir? Var olan şeyin, izin nispetinde ispatı. Benim
verdiğim, kulun alışının ötesi. GARİB’in ispatı, delili. Almayı
bileydi, ilmiyle denirdi. Almayı bilmeden, vermeye yol aldı, kendini ispat
etti.
5 Müsterih olasınız, yumuşak yolun yolcusudur oğul. OMAR der
ki: "Muamma olan göze görünmez, görünen muamma olmaz.”
6 Sudan yumak geçiren, gününe nasip alır. Şimdiye de, gelene de.
Gününü değil, yumağını dedim. Ömrü nasipli olur.
7 Aşmayı bilen, geçmeye korkmaz. MEYDAN kuruldu. MEYDAN kurulmaz, MEYDAN’da
meclis kuruldu; cümlesi geldi, selamı verdi. Kalemi ALİ aldı:
8 “Gelişim gönüllere. Selam geldi sizlere, gönüldeki güllere. GÜL’den
geldim, Selam getirdim cümle mümin kullara. “Sunduğumu bilsinler, selamımı alsınlar.
Şad olsunlar dualarına, kulluk etsinler ALLAH’larına! Hepsiyle beraberim,
ümmetimin yanındayım. Dilediler, andılar. Şükür ALLAH’ıma,
gönüllerindeyim. Almışsam duaları, cümlesine veririm. Yanlış yoldan
döneni, ALLAH’ımın EMRİ ile görürüm, Şefaatçisi olurum. Tasa edilmesin,
korkuya düşülmesin. Ne cehennem ateşi, ne zebani sopası; kulunu
korkutmasın. Kulunun kolu, harama katılmasın. Kulun kuldan korkusu, dünyada
görülmesin. Selam cümleye, hayırlı buluşmaya.” ‘Amin.’ dedim duacı oldum,
ilettim diye sevince düştüm. Sevincim büyüktür, verdiğim müjdem
kadar.
9 Kurulduğu günden bu güne dünya, gelen cümle kullara; hep
güzelliğini verdi, güne de eksilmedi. MEVLÂNA’nın verişi, bize de
nasip oldu. Yazmak değil, naklettik, büyük müjdeyi verdik. Vazife
verilişte geliriz. Müsterih olasınız, yazmasam da aranızda bilesiniz.
10 Şerrini yuvamda almadım. Çünkü olaya şer diye bakmadım. Kan
akıttığımı dahi, hayıra yordum. Ya YUNUS’un oğlu. Öyle dersin de,
neyi kahırlanırsın. Gaflet. Aydığım, GÜL’ümün Varlığı’nı gördüğümdendir.
Bilirsin, ‘Size de veririm.’ dedim. Geçen gün de bildirdim. Verilen söz, fani
olanı gücenme ile döndürür. O yolun yolcusu, asmaya benzer. Üzümü ermeli, şarabı
olmalı, mahzende durmalı ki; içeni sarhoş etsin, gözünü açsın. Olmadan
erer mi? Ermeyen üzüm şarap olur mu? Her şeyin zamanı, her olayın
mekanı vardır. Günü gelende, saati çalanda; öğretmek, vazifem.
11 Uzun oldu sözümüz, MEVLÂNA’dır PİR’iniz, açsın gözün perdeniz. Duamız,
suyumuzun akışına, deryaya varışınadır. Hele bir varalım. Yanılmayın,
varış hep beraberdir, ayrılık yok. Size sözüm; deryaya ÖZ’le varın, dünya
yükü almayın ki; ağır gelmesin, dibe çekmesin.”
12
MEVLÂNA’yım geldim, sözü ALİ’den aldım. Hepinize sevindim, ‘Ne
mutlu.’ dedim. Almayı bilene, ALLAH’ım verir. Benden değil, alışınız
gönüllerinizden. AŞK’ın taşması, ALLAH’a koşması; her kulun
kendi ölçüsüdür. Miyarını niyazınla alırsın, sevgini kâinatla
süslersin. SAMANYOLU, ALLAH’ımın ULU kulu. Buluşmak muradımız, kavuşmak
niyazımız.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
şad: mutlu, sevinçli,