16 Ocak 1971
MEVLÂNA’yım!
1 Güzellik, görülende, içine
girilendedir. Her olayı kul kendi bünyesince tefsir eder. Kimi ‘Güzel.’ der,
kimi kusur arar. Kusur aramaktan kaçının. Sözüm her kula olabilir. Yalnız sizlerle
olanda, güne kadar yapılan sohbetleri tetkik ederseniz, doğrudan nasihat
olduğunu görürsünüz. Bundan da aramızdaki yakınlığı ölçersiniz. Nasihat
başkadır, yol göstermek başka. Nasihat, kanından veya CAN’ından
olanadır. Yol göstermek, yolundan olanadır.
2 Yolumuz cümleyedir. Nasihat ta ederim,
kulak ta çekerim. Beklediğim sözü ettiniz.
3 Manasız olandan kaç. ‘Manasız olan nedir?’ dedin. Manasız olan,
bünyeye fazla gelendir. Mana, verdiği kadar alınan güzeldir. Yeter sözüm,
sevindi ÖZ’üm. Gönül yıkandı, sözüm denklendi. Açılan gönül kapısından, ALLAH’a
olan AŞK’ın göründü.
4 ÇAKIR’a gelelim, kulağı bükelim. Dil güzeldir, nameyi okurken;
dil acıdır, duyguyu verirken. Niyazınla dönecek, hatasını bilecek.
5 Bilenden korkulmaz, bilmeyene nasihat verilmez. ULU da olsa, dolu da
olsa; hatasını bilmezse kulağı da çekilir, tokadı da vurulur.
6 Davacıyla davalıya söz etmesin. Olmamıştan söz etme. Olacağa
göz etme. Vazifesi noksansız. GARİB dedim. GARİB, bilmeyi bilir. Amma,
yormaya yanaşmaz. Olacaktan sevinç duymalı. a’nın yumağı yolunda. Düğümü
çözer. Ne var ki, çözümde kendini yer. Manayı göreceksin, düğümü boş
vereceksin. Asmanın üzümü tatlı olur. Ermeden ekşidir, bilirsin. Erince, tadını
alırsın.
7 Nasihat dedik, kulakları büktük. Yumuşak olmak; okumakla
değil duymakla olur. Yazı odasında konuşuldu. ‘Dua öyle değil böyle.’
dendi, ölçü verildi. Dedim daha önce. Ölçüye girmez, çerçeveye sığmaz. Niyaz,
mektepte okumakla öğrenilmez.
8 ‘KUR’AN açılsın, sahife okunsun.’ dendi. ALLAH’ımın ADI’ndan RESULÜ
ayrıldı. Ha bir ayırdın, ha bin ayırdın, ölçüyle mi olur. Zaten ayıramazsın ki.
Değil, niye suç olsun. Dedim ya, ayırmak elinde mi?
9 Olmasını dilediğini dilersin. Ne var ki, anında ödersin. ALLAH’ım
O'ndan dileyenden hoşnut olur.
10 Aynayı eline niye alırsın. Yüzünü niye görürsün.
11 Kim kime bakar, kim kimin yerinde yatar? Her kul kendi yerini tutar. Yeri
düz olan da var, dağdan inen de var. Biz dağa tırmandık, düze vardık
baktık, kâinatı gönüle aldık. ALLAH’ımın VERDİĞİ’ni noksansız
sevdik. Sevgi nedir? Çok büyük sevgi gönüle nasıl sığar? Dedim, NUR
misali. Sığdırabildiğin kadar! Kimi kula kâinat yetmez, kimine
katmaz. Alış veya veriş meselesi. ‘Seveni severim.’ dersen,
yanılırsın elbet. Toprağı düşün. ‘Sevmezsen bilir mi?’ deme, elbet
bilir. Seversen bakarsın, o da sana bakar. Sevmezsen o da sana döner. Davarın
bekçisi sana çirkin gelir amma davara sorarsan, ondan güzelini görmez. Güzellik
görmek, her kulun bünyesine göredir. Davarın bekçisini kim çirkin görür? Davarın
düşmanı.
12 Sayarsan YM, saymazsan gün münasip. Aldığını verdiğini say ki,
yol münasip olsun. Saymadığın günde ancak uyar, günü geçende unutulursa, hem
sana hem ona zorluk verir. Dediğimi alın, sözümü nasihat bilin. Paranızı
alanda verende sayın. Yanlışlık günde olursa çıkar, geçende kayıpta kalır.
Dedim ya, nasihatimi alın, dediğime uyun.
13 Mana. Yumağı yolunda, sözümü kolunda görürüm. ALLAH’ım
cümlenizden RAZI olsun. Dumana gönül açma, yoluna yolcu katma. Çevirmek
gücünüzden uzak. Oğula de ki, anmasın, yoluna çekmeye çalımasın.
Ağıza diş, uykuya düş gerek. Almaktan uzak olanın, vermeye gücü
mü olur, ALLAH’a yakın mı gelir? Geç onları. Sözümüz yolcuya, yumağı
ölçüde olana. Gelen de gelmeyen de, uyan da uymayan da, ‘Yoldayım.’ der gider. Yolunu
bulana ne mutlu!
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH